Evde tek başına

Yani tam olarak tek başına değil elbette. Demek istediğim yardımcı olmadan çocuk ve kocaman tüylü bir köpekle geçirilen 12 günden bahsediyorum. Baba da yok bu arada. İş yoğunluğu tam da yardımcının izinde olduğu hafta yoğunlaşınca kaldım mı bi başıma? Bu yazıyı okuyup da ‘Ne var canım biz de çocuğumuza tek başımıza bakıyoruz’ diyenleriniz vardır. Biliyorum ve ev işi, çocuk, yemek, ütünün altından tek başına kalkanların önünde saygıyla eğiliyorum. İnsan rahata alışınca dünyası kararıyor. Bir de benim durumumda fazladan, günde en az iki kere dışarı çıkartılması gereken bir köpek var. Bir de tüy dökülme döneminde olunca bu arkadaş, aklımı kaçırmama az kaldı.

Evet, köpekle yaşamak harika ama çocuk varken tek başına bakmak zor. Hele ki temizlik ve düzen konusunda hassassanız. Mutlaka bir iş planı gerekiyor. Mümkünse saat saat. Yemek, genel dağınıklık halledilince geriye kalanlar o kadar sorun olmuyor. En azından ilk birkaç gün. Normalde yardımcının izne gittiği zamanlarda ya annemi çağırırdım yardıma ya da tası tarağı toplayıp Bursa’ya giderdim. Bu sefer Koray’ın okulunun olması hem de okulunun tam güne çıkması ile bu işin altından kendi kendime kalkarım diye düşündüm. Hesaplayamadığım şey kocamın işlerinin yoğunluğu ve İstanbul’da geçireceği günlerin azalması oldu. Neyse anne değil miyim? Her işin altından TEK başıma kalkarım. Değil mi?

Allah’tan hava çok güzel de kışın o depresif halinden kurtuldum. Moralim o kadar bozuk değil. Çocuğa daha az bağırıyorum, kocaya da az dırdır ediyorum. Neler mi yapıyorum? Son 10 günümüz işte böyle geçiyor:

Sabah 6.20′de kalkış. Anne odaları toplarken çocuk da annesinin arkasından oyuncaklarını dağıtıyor. Anne dağılan oyuncakları bu sefer çaktırmadan toplamaya çalışır.

7.00′da aşağı kata iniş. Karnı acıkmış ve bilumum ihtiyacı giderilmesi gereken sevimli ve bir o kadar da tüylü arkadaş sizi karşılıyor. Çare yok sabahın köründe çoluk çocuk giyinip sokağa atıyoruz kendimizi. Bir elimde Koray, bir elimde tasmada Luca gezmeye çıkıyoruz. Bu saatte zaten sadece köpek gezdirenler var sokakta, bizim halimizi görenler pek bir gülümsüyorlar bize. Büyük ihtimalle ¨Ne güzel, anne çocuğunu da almış köpeğini gezdiriyor¨ diyorlar. Bilseler ki zorunluluktan. Sokakta Koray bir tarafa çekiştiriyor, Luca başka tarafa. Arada ikisini birden dürtüyorum ve ikisine de aynı komutları veriyorum: ¨Durun, yavaşlayın, yanıma gelin!¨

7.45 eve dönüş. Köpeğin ayakları yıkanır, kurulanır. Çocuğa köpeğin mamasını verme görevi verildikten sonra salona ve mutfağa geçilir. Toparlama işlemi bittikten sonra tüyleri basitçe almak için ScotchBrite’ın sert yüzeylerdeki tüyleri ve tozları kolayca almayı sağlayan kağıt uçlu sopası ortaya çıkar. Bu arada çocuk mutfakta ¨karnım aç¨ diye çırpınmaktadır.

8.15′te kahvaltı edilmek üzere sofraya geçilir. Çocuğa bir şeyler yedirilmeye çalışılırken maillere bakılır.

8.45′te kalhvaltı sofrası toplanırken anne, ağzına bir lokma koymadığını fark eder ama artık çok geçtir. Elma veya armut ile idare edilir. Çocuk televizyon seyretmek istediğini belirtince anne kendine kahve koyar. Tabi ki içemez çünkü aklına makineye atılması gereken çamaşırlar gelir. Onlarla uğraşırken çocuğun okul servis saatinin yaklaştığı fark edilir ve acilen giyinmek ve giydirmek için üst kata çıkılır. Yaklaşık on beş dakikalık bir çaba sonucu çocuk dolapların üzerinde yakalanır ve zorla giydirilir.

9.40 sokağa çıkılır. Çocuk servise bindirilince koşa koşa eve gelinir. Göze çarpan son birkaç dağınıklık da toplanınca annenin gücü hala yerindeyse spora gider. Gidemezse bloguna yazı girer.

Çocuk artık akşamüstü 15.30′da eve geldiği için öğlen yemek yapma derdinden kurtulan anne sadece akşamı düşünmektedir ve daha da zamanı vardır. Köpeğin tüyleri ve çocuğun dağınıklığı yüzünden her gün süpürülmesi gereken ev annenin başına kaldığından dinlenmeye vakit yoktur. Ütü meselesine hiç gelmeyelim. Onu yapamıyorum ve kocanın varsa gömlekleri kuru temizlemeye veriyorum. Hiç uğraşamam çünkü.

15.30′da servisten alınan çocukla birlikte köpek gezdirilmeye çıkılır. Hava güneşli olunca daha bir keyifli olan bu aktivite herkese iyi gelir.

16′da eve döndüğümüzde ana-oğul süt-kurabiye keyfi yapılır. TV karşısında güzel bir çizgi film seçip seyredilir

17′de uyku emareleri gösteren çocuğa akşam yemeği hazırlanır, yedirilir, yedirilmeye çalışılır.

18′de üst kata çıkılıp biraz sakin aktiviteden sonra banyo-masal ve sıra uykuya gelir. Artık öğlen uykusu uyumayan ve gün boyu okulda çok yorulan çocuk 5 dakika bile sürmeden mızırdayarak da olsa kendi kendine uykuya geçer.

Anne tam bir ‘oh!’ çekecekken karnı acıkan köpeğin sesi gelir. Hemen gidip yemeği verilir.

Salona geçip artık kahvesini içmeye hazırdır. Ve evet bu sefer kahvesini içer. 9.30 gibi köpek yine söylenmeye başlar. Dışarı çıkması gerekmektedir. Peki bu nasıl olacaktır? Çocuk yukarıda uyuyor. Evde başka kimse yok. Köpek, garaj kapısından salıverilir. 7 yaşında ve gerçekten çok akıllı olduğu için 10 dakika sonra eve geri gelir. Ayakları yıkanır, kurulanır. Bu günlük onun işi bitmiştir.

Anne salona çıkar, kucağına bilgisayarını alır. Tam bu sırada kocası arar. Oğlunu sorar. ¨Oh oğlanı erkenden yatırıyorsun, keyfin yerinde¨ der. Annenin aklından binbir türlü laf geçer elbette ama söylemez. ¨Umarım bir gün çocukla ve köpekle tek başına kalırsın¨ der ve telefonu kapatır. Tam keyfine varacakken yukarıdan ¨Anneeaaa…¨ diye bir uluma. ¨Sen neden yanımda değilsin?¨ diye soran çocukla yaklaşık yarım saat süren uyku eğitimi kavgası. Çocuk pes eder, uyur.  Annenin de gecesi bitmiştir. Gider yatar.  Sabah 6′da gözünü açtığında uyku eğitimi verdiğini zannettiği oğlunu dibinde buluverir. Yapacak bir şey yok. Öper, koklar, ¨Günaydın¨ der. Yeni bir gün ve yeni bir maraton böylece başlar.

45 Yorum

  • Feryal says:

    Mukemmel

  • neslihan says:

    Alismayan bir anne icin zor gunler…kolay gelsinnn…

  • cinar says:

    kolay gelsin. soylenecek cok bir sey yok. tek cocukla bile zorken bir de asla sozle ihtiyacini anlatamayacak bir kopek var basinda. allahtan akilliymis :)

  • tulin says:

    Harika ayni olmasa da biz ehuehueguw

  • inci says:

    iremciğim! çağırmadan yanında olmam gerekirdi bu sıkıntılarını okuyunca özür dilerim! uzak ta oturmanın iç acısını bir kere daha yaşıyorum… en kısa zamanda telafi ederim ca
    nım, seni seviyorum.

    • caglab says:

      İşte bir ANNE! İyi varsınız hepiniz, bu hafta benimde keyfim yerimde annem sayesinde :)

  • caglab says:

    Gerçekten ama gerçekten yoruldum okurken :)
    Daha öğle saatlerindeyiz, işten eve gidilecek, akşam yemeği ve uyku işkencesi yaşanacak,…
    Neyse ki hsonu geliyor ve umarım hava yine böyle güneşli olur da çocuklar enerjilerini dışarıda atarlar, bizde elimize kahvelerimiz alabiliriz :)

  • Lutfen ama iki cocukla bunlari yapmak zorunda olanlari da dusunelim:-)

  • Hatice Uysal says:

    Otur kalk haline şükret. Ne beceriksiz insansın sen, çalışmazsın, yemek, temizlik, ütü yapmazsın, yardımcın olmayınca panik olursun. Erkenden yatan çocuğa bakmak da iş mi sanki.Kocan haklı ayrıca, sanki çok bi şey yapıyormuş gibi konuşuyosun. Ne şımarıksın sen. Çatır çatır para yiyosun, hiç bi işe yaramıyosun. Kaynanan okusa bunları karalar bağlar. Bağlamıştır zaten kadıncağız, kadının adını ağzından hiç duymadım.

    • zumral yuksel says:

      Bu yorumunuzu hele ki “haline şükret” tembihinizi okuyunca bir an, sabahın 3 ünde kalkıp tarlaya çapa yapmaya giden 5-6 çocuklu bir bayansınız filan sandım Hatice hanım. Sonra da düşündüm ki gerçekten öyle olsa bilgisayarın başına geçip bu blogu takip edecek, yazıları okuyacak,sonra da yazarımızın anneliğini beğenmeyip kendisini ” işe yaramaz, şımarık,beceriksiz” diye eleştirecek vakti nereden bulur ki dedim. Hatırlatmak isterim burası bir blog ve yazarımız düşüncelerini, bilgilerini, yaptıklarını paylaşıyor bizimle. Dolayısıyla eleştirirken biraz ölçülü olmak gerektiğini düşünüyorum. Herkesin anneliği kendine ve çocuklarınadır. Sizin muhteşem anne kriterinize uymayabilir belki bu tür bir annelik ama dediğim gibi eleştirinin de bir ölçüsü vardır ve iğneyi önce kendimize batırmak gerekir. Ayrıca kocanın annesine kaynana değil kayınvalide denir. Hem saygı ifade eder hem de eski Türkçe’si böyledir. Yazarımızın kayınvalidesinden bolgunda bahsetmesiçok zorunlu bir unsur değildir ki. Bu durum kayınvalidesini sevip sevmediğini ya da kayınvalidesinin iyi veya kötü biri olduğunu göstermez bizlere.

    • Gizem says:

      Kiskanc.

      • Elif says:

        Bu yazının sonu fukara edebiyatına kadar gider Hatice Hanımefendi sen aynı şartlara sahip olsan farklı mı yaşayacaktın sanki?Burası Türkiye yaşam standartları arasında uçurumlar var hepimiz biliyoruz ama saygı gösteriyoruz.Haddini aşma bence sen otur ,sabah Show’u aç Demet Akalın ne giymiş ona falan bak ,akşamüzeri de İvana’yı seyret bence bu platformda işin yok.Sana senin üslubunla cevap verdim kendimden özür diliyorum.Haydi yallah bacım.

  • GokceT says:

    Kolaylıklar diliyorum arkadasim , bir de tabii sabirlar diliyorum her sey icin .Elbette burada ne kadar icten ve samimi bir sekilde, nasil zorlandigini cok guzel bir dille anlatmis olsan da , maalesef bazilari ,artik moral bozmak icin mi , yoksa keyif kacirmak icin mi bilemiyorum ama tuhaf yorumlar yapabiliyorlar.Ayip ediyorlar, fakat bilmiyorlar ki bunlara ancak gulup gecilir , yazını ve yorumlari okudum gunum şenlendi , iyi ki varsin Slingocan ! Koray’i ve Luca’yi ayri ayri öperim :)

  • SerraD says:

    Yazıdan ziyade yoruma yorum yazacağım. sayın Hatice Uysal, burası öfke kusma ego rahatlatma yeri değil. Beğenmezseniz okumaz kapar gidersiniz. Eleştirecekseniz bir saygı çerçevesinde eleştirirsiniz, ardarda hakaretamiz sıfatlar sıralamazsınız. Böyle bir yorumu yayınlamaları bile her söze ne kadar saygı gösterdiklerini kanıtlar, ama aynı saygıyı bu sözleri yazan sizde ben göremedim.

    SlingoMOM için, Allah kolaylık versin. Evcil hayvan da zor, çocuk da. Yardımcıyla da zor, yardımcısız da. Çocuk erken yatsa da zor, yatmasa da. Bir yemek pişirme kraliçesi, bir ev temizleme ilahesi, bir ütü canavarı olsanız bile zor. O yüzden hiç kimsenin hariçten atıp tutarak, ‘ne zorlar var seni aylak’ tarzı şişinmeye hakkı bulunmuyor! Ne yazık ki bunu yapan kadınlar da çok.

  • Özge says:

    Kolay gelsin İremciğim. Okurken çok güzel ve komik ama eminim yaşarken zordur. Keşke yakın olsaydık da sana yardım ederdim diye düşündüm.

  • ayşe says:

    irem hanım, elbette ki hatice hanımın tarzına katılamıyorum. ama benzer hisleri yazınızı okurken ben de hissetim. bence siz de yazarken sizi farklı sosyo ekonomik koşullara sahip insanların da okuduğunu hatırlamalısınız. insanlar sizin ”ütü yapmıyorum, öğlen yemek yapmaktan yırttım, sporuma da gidiyorum, ama yine de çocuğumla cins köpeğimin bakımında tek başıma zorlanıyorum” şeklindeki yakınmazı samimi bulmayabilir. yani şehirli gelir seviyesi iyi bir anne olarak kaygılarınız, yaşadığınız sıkıntılar çoğu insan için dert bile değildir. naçizane fikrim bu yöndedir.

  • Esra says:

    ya inanamıyorum sana böyle bir yazı yazdığın için, senin bu yaptığın şımarıklığın dibi değil de nedir ya?
    Tek başına 3 çocuk büyütüp eve çekip çeviren, günde 3 kap yemek yapan ve bu yaptıklarından hiç gocunmayan kadınlar varken nasıl böyle bir durumu yazıya dökersin.

    Anlıyorum, bu senin gerçeğin olabilir, yardımcısız tek başına ev işleriyle başedemeyebilirsin, çocuğa bakamayabilir, ütü yapmayı beceremeyebilirsin ama bunu lütfen yazıya döküp senin maddi manevi durumunun onda birini bile yaşamayan kadınların ahını alma

    Sen en iyisi kahve arkadaşlarınla konuş bunları, onlar da sana ” ay şekerim mahfolmuşsundur, tühtüh yazık sana, manikürün de bozulmuştur” diye destek olsunlar

    kızma ama durum gerçekten bu; şımarıklık.

  • hacer kocer says:

    Süper yazı anne olmak fedakarlık demek burda bunu anlıyorum. benzer noktalar buldum köpeğim yok ama iki kızım var zorlandığım zamanlarda anneyim ben fedakar olmam lazım fedakar olurken mutlu olmama lazım diyorum:)

  • eda says:

    yoruma koptum. her işi yapan , her halt… becerdiğini sanan saygısız , aslında vasifsız , hayatı yaşayamayan kadınları becereiksiz ve hımbıl görüyorum bende n yazıkki… imkanın olasılığın var ise yardımcını tutar keyfinede bakarsın. eğer yoksada, yaşamı idame ettirmek için gerekni yapar i köleleşmeden keyfine bakarsın… perfect annelerin yetiştirdikleri çocukların halleride ortada ayrıca… devam edin sevgili yazar, hayata neden geldiğimiz unutulmamalı… beyni köleleşmiş temizlik yaparak ego tatmin eden türdeşlerimede üzüntülerimi iletiyorum…

    artı evde bir hayvanla yaşamadığını çok net anlıyorum…

    yaptığım yemeği , ütüyü , kokan çamaşır suyunu değil beni sevsin kocam ama dimi :) :)

  • rabia says:

    Hatice Uysal hanım haklııııı.ya bız ne yapalım.senın yaptıgını ben hergun yapıyorum.ustelık,temızlık,yemek,camasır,utu,vs..kıtap bıle okucak zamanım yok.hem de hergun.benım eşim gece calısıyor,gunduz uyuyor..yat kalk halıne sukret ….

  • Bilge says:

    Henüz doğurmak suretiyle anne olmadım ama eşimin 10 yaşında bir oğlu var, 15′te bir hafta sonu anneliği yapıyorum. Kendim de ayrıca anne olmayı planlıyorum. Anlattığınız gün gözümün önünde canlandı, kolaylıklar diliyorum :)
    Hatice Uysal Hanım’ın yorumunu yadırgadım. Herkesin koşulları farklı, herkesin derdi kendine ağır. Herkes ilk seferinde ilk defa anne oluyor, ne kadar okursan oku, kaç tane yardımcın (anne, kayınvalide, kardeş, kuzen, yardımcı vs.) olursa olsun. (Parantez içinde niyeyse babayı saymamışım! Onu esas oyuncu gördüğümden mi acaba?.. :) Dolayısıyla herkesin zorluğu kendine.
    Şuradan iki kelimeyle destek olmak insana kendini çok iyi hissettirebilir ancak olumsuz birkaç sözcük de ciddi moral çöküntüsü yaratabilir. Kadınlar olarak bu gibi durumlarda birbirimize köstek değil destek olmamız gerektiğini düşünüyorum. Ama ne yazık ki kadın kadını bazen sırtından vurabiliyor, belki de yumuşak karnını içeriden bir bilgiyle iyi bildiğinden. Eleştiri elbette yapılabilir ancak hakaret asla olmamalı, kimsenin de haddine değil.

  • ozge says:

    “Bu yazıyı okuyup da ‘Ne var canım biz de çocuğumuza tek başımıza bakıyoruz’ diyenleriniz vardır. Biliyorum ve ev işi, çocuk, yemek, ütünün altından tek başına kalkanların önünde saygıyla eğiliyorum. İnsan rahata alışınca dünyası kararıyor.”

    bu cümlelerle zaten herkesin yorumuna cevap vermiş daha ilk baştan irem.. nedir daha bu saldırılar anlayamadım..

  • sebnem kahraman says:

    herkes ev işi yapmak ya da yapmayı sevmek zorunda mı? tercih meselesi, sadece 8 aylık bir bebeğim var ama evde kocaman bir bebek (32 yaşında)daha olduğu için ev toplamaya yetişemiyorum, yemek dersen çocuğun kesin var da bize olmazsa makarna pişer sorun değil. evi temizlerim, olmazsa da olmaz napalım. herkesin koyduğu kurallara göre yaşamak zorundamıyız. Şikayet de ederiz kardeşim, siz çok hamaratsınız biz değiliz, bukadarcık şey yapıyoruz, yoruluyoruz. Siz evinizin temizliğinde bir numara olun bize dert değil ki… eleştirip ne geçiyor eliniz? Herkes kendi istediği gibi yaşasın.

  • Güzel bir yazi olmus, ellerinize saglik…

  • gul sandikci says:

    Kime ne kardesim kime ne… Bu ne saygisizlik… Amme hizmeti yapmiyor ki kadin hayatini deneyimlerini anlatiyor ister okursun ister okumazsin, cok dertliysen elaleme giydirecegine git sen de bir blog ac derdini anlat bedaa guzel kardesim! Maasallah burada commannd girebildigine gore onu da becerebilirsin bence.

  • MarkaAnne says:

    Kim üzerine alınırsa;

    Şimdi buradan yazmak da sinirimi bozacak ama, keşke keşke yüz yüze olsak bayanlar. Biliyor musunuz, sizin ya da kocanızın maddi durumu azıcık el verse, en baba yardımcıyı tutar ama keyfini bile süremezsiniz siz. Neden biliyor musunuz? Çünkü siz çok mutsuzsunuz. Mutlu olan insan, bulunduğu vaziyetten mizahi bir dille şikayet ederken, şükretmesini de bilir. Bunu da illa söylemek zorunda değildir. Burası ulusal bir gazete değil, kişisel bir blogtur.

    Evde onca işi tek başınıza yaparken siz, “Offf” demiyor musunuz yani? Demiyorsanız da demiyorsunuz, “Offf” demiyorsunuz diye saldıralım mı yani size? O da sizin hayatınız öyle değil mi? Yanılıyor muyum? Kimisi ütü yapmaktan yakınır, kimisi her gün yemek pişirmekten, kimisi hepsinden, kimisi hiçbirinden…

    Siz de blog kurun da, bunca işi yaparken ne kadar mutlu olduğunuzu ya da en azından şikayetçi olmadığınızı yazın, okuyalım ya da OKUMAMAYI tercih edelim. O da bir seçenek değil mi? Saldırmaktan daha kolay hem de!!!

    Saygılar

  • aspidistra says:

    Hatice hanım görüşünü kabaca belirtmiş keşke uslubu daha kibar olsaymış hoş olurmuş.Evet kimimiz dublex evlerde oturmuyoruz evimizde evcil hayvanımız yok hatta evimize yardım amaçlı gelen tek kadın annemizdir yada ablamız veya küçük kız kardeşimiz.Eşimiz akşam eve gelir çocuğada biraz sen bak arkadaşlarımla yemeğe çıkacağım gibi bir lüksümüz yoktur bizim.belkide çıkacağımız dışarı balkondur o da derin bir nefes alıp tekrar işlerin başına dönmek için evi derleyip toplamak,yeniden çocukla veya çocuklarla ilgilenmek,belki sınav kağıtlarını okumak,belki akşam vardiyasına yetişmek,belkide yarın sabah kalkıp başka birinin evine temizliğe gitmek, çocuk bakmak.Hepimizin maddi imkanları farklı olabilir,sen villalarda oturuyorken ben derme çatma bir evde oturuyor olabilirim senin evine aylık 5000 lira giriyorken belki benim evime 500 lira giriyordur.İmkan ve olanaklar için kimseyi suçlamaya gerek yok hayat böyle işte.Bu blogu takip edenlerin çoğu kadın sanıyorum ki ve bir çoğuda anne bende bir anne olarak bir kadın bir kadını daha iyi anlar düşüncesini beniseyerek hem İrem hanımı hemde Hatice hanımı anladığımı belirtmek isterim.

  • Asli.M says:

    Supermis :))) Bu kotu yorumlar bana ilham verdi. Herkes gitsin durumu kendinden daha iyi olan anne bulsun ve saldirsin. Mesela; bakicisi da olan, ascisi olana, ascisi da olan soforu olana, soforu de olan ….. ve liste boyle gider :)) aman bunlardanbirkacina sahipsen anneyim bile deme :p
    Asli the mothernate – bakicisi olmayan ama yaziyi okudugunda aklina kinamakgelmeyen garip anne insani

  • ir says:

    Hanımlar, zaten henüz yazının başında çocuğuna ve evin tüm işlerine kendi yetişmek zorunda olan kadınların ne zor bir iş yaptığını yazdım. Elbette çocuğa tek başına bakılır. İnsan her şeyi yapabilir gerekirse. Ben çocuk ve köpekle gerçekten ama gerçekten yalnız kaldığım günlerimi neşeli bir dille anlatmak istemiştim. Annem başka bir şehirde yaşıyor, kocam ise iş dolayısıyla şehir dışında. Ne yaşadığım hayatı ne de maddi durumu bugüne kadar hiç konu etmedim, etmeyeceğim de.
    Ne işle meşgul olduğumu, para kazanıp kazanmadığımı da bilmeden bu çirkin ithamlara maruz kalmak da insanın moralini ayrıca bozuyor.
    Herkesin zorluğu kendine. Ben de hem yardımcısı hem de bakıcısı olanlara kıskançlıkla bakayım. Bu mudur? Bu işin sonu gelmez. Ben hiçbir kadının hayatının zorluklar ve mücadeleler içinde geçmesini istemem. Dilerim herkes daha iyisine sahip olur.
    Ağız tadıyla, sağlıkla yaşamak nasip olsun herkese.
    Sevgiler.

    • Hülya says:

      Zaten buraya bu yorumları yazanlar sadece fesatlık yapıyor İrem Hanım.Sadece kıskançlık.Allah aşkına kendine yardımcı gelmesi teklif edilen hangi kadın hayır der?? Evet ben de bir çok kişi gibi her şeyi kendim yapıyorum ama hiç gocunmuyorum ve mutlulukla yapıyorum. Siz bayanlar hayata dair şikayetlerinizi hayal ettiğiniz hayatı yaşadığını düşündüğünüz kişiye saldırarak yapıyorsunuz.Bence herkes yaşadığı hayatın bi şekilde tadına varmalı ve fesat olmamalı.ha öyleyseniz de yazmayın bari çok komik oluyorsunuzzz

    • elif pilatin says:

      irem’cim yaa bir sürü yorum olmuş. malum hanım gibi düşünenler de varmış ama üslup ne kadar önemli öyle değil mi? ayrıca markaanne ye katılıyorum, yüz yüze olsak hırt pırt saldıracak mıyız birbirimize ?

      hoşgörü diyorum, anlayış diyorum…

  • Gülsevil says:

    Aslında çocukla geçirilen kısa bir sabah ve öğlenden sonra ve anneyle geçirilen kısa vakti dolu dolu geçirmek isteyen enerjik bir çocuk. Bende tam böyleyim. Her gün olmamakla birlikte sabah erken kalkarsa bakıcı gelene kadar geçirilen en çok 45 dk. o da günlük işlerin içinde 07:50 de evden çıkış 12.:00-13.00 arasında öğlen yemeğinde görüşüyoruz. Daha sonra süt izni,m devam ettiğinden dolayı 14:30 da eve geliyorum. İşim yoksa (bakıcımıdan memnunum fakat anlaşamadığımız tek nokta) ablanın gözleri kapıya bakmaya başlıyor 15-15:30 arası başbaşa kaldık dediğim gibi uykusunu almış annesiyle dolu dolu vakit geçirmek isteyen 8 aylık uslu bir kız çocuğu… Uslu olmasına rağmen bir yerden sonra dayanamıyorum yorulmaya başlıyorum ve 17:30 da babanın gelişini dört gözle bekliyoruz. Ancak o da bütün gün zaten bakıcı baktı sen ne zaman yoruldun diye başlıyor… Aslında çocukla geçirilen çok kısa bir zaman ama nefes almadan gçiriliyor. Neden bu kadar çabuk yoruluyorum hiç bilmiyorum ama büyük bir suçluluk duygusu var ve bununla başa çıkamıyorum.

    Siteyi kısa bir süre önce keşfettim ama yazıları elimden geldiğince okumaya çalıştım. İremle o kadar çok benzeyen yönlerimiz varki.. Doğum zamanı yaşadıkları paylaşmak istiyorum. Senin yaşadıklarına benzer ancak sosyal ve ekonamik durumlarımız biraz farklı. Farklı bir açıdan bakıp belkide yazılarında paylaşmak istersin diye düşünüyorum. En kısa sürede mail atmayı planlıyorum. Siteyi de google kendimi tamılayan birşey yazmak istdim, dşündüm ve “Yorgun yeni anne” geldi aklıma ve siteyi bu şekilde keşfettim.

    • ÇokBilmiş says:

      Ben part-time çalışan bir anneyim. İlginç bir tespitim var bu konuda: Yoğun çalıştığım dönemlerde kızımla başbaşa kalınca daha çabuk yoruluyorum. Ama fiziksel bir yorgunluk değil bu. İşe konsatre olunca ve kızımla oynama alışkanlığını yitirince, kızımla vakit geçirmekte zorlanıyorum. Oysa uzun bir süre kızımla başbaşa geçirince kızımla vakit geçirmekte hiç de zorlanmadığımı ve yorulmadığımı görüyorum. Yani sizinki tamamen çocuk bakma alışkanlığını yitirmeniz ve işinizden sonra çocuk bakma işine konsatre olmakta zorlanmanız. Mesela 1 hafta tatl yapsanız 3. gün artık kızınıza bakmata zorlanmadığınızı göreceksiniz.

  • Deniz Erx says:

    HeRkese ev ve cocuk islerinde kolay gelsin;) 1 sorum vardi umarim cvplarsiniz. Köpeginizi gece/aksam WC ihtiyaci icin mi tekbasina disari gönderiyrsunuz? Öyleyse onun biraktigi diskiyi Kim posetleyip, temizliyor? Yoksa serbestce dogaya /sokaga mi birakiliyor? Yolda ev hayvanciklarinin diskilarini temizlemeyip birakanlara biraz sorumluluk diyorum:)

    • ir says:

      Deniz Merhaba,
      Bu soruyu bekliyordum :)
      Luca hep aynı yere yapıyor ve ben de sabah 6.30′da çıktığımda topluyorum. Merak etmeyin cebimde hep siyah poşetle dolaşıyorum ben.

  • Acaba ben de kızıma tuvalet eğitimi verirken elimde poşetle dolaşma tekniğini mi denesem. Şöyle salsam çayıra bayıra, yapsa sağa sola ben de peşinden temizlesem? onur meselesi yapar da tuvalete gider mi ki?

  • ümmü says:

    MarkaAnne çok güzel yazmış. ” Mutlu olan insan, bulunduğu vaziyetten mizahi bir dille şikayet ederken, şükretmesini de bilir”. ne olduğumuz, nerde oturduğumuz, ne kadar maaş aldığımız hiç biri önemli değil. herkes kendi standartlarına göre yaşar. önemli olan bunu kabullenmek, mutlu olmak ve şükür etmek. yazık çok yazık. MarkaAnne nin dediği gibi burası İrem hn özel blog sayfası. hissettiklerini, duygularını, tecrübelerini paylaşıyor. kime ne? yorum yapılacaksada saygı çercevesi içinde olmalı. ben öyle düşünmüyorum dersin olur biter.

    İrem hncığım ben sizi çok iyi anlıyorum. çalıştığım için oğlumla hafta arası akşamları 3er saat, ve sadece haftasonları ilgilene biliyorum. ama bunda bile bazen nefes almam gerektiğini hissediyorum. ben şimdi kötü annemiyim? hepimizin yaradılışı farklı. ben daha az kimi daha fazla dayanıklıdır. kimse kimseyi yaşam tarzından hayatından dolayı eleştiremez. hiç moralinizi bozmaya gerektiren bir durum yok. eşiniz+cocuğunuz ile inşallah çok güzel çok sağlıklı ve mutlu yaşantınız devam eder. non stop aynen devam :)

  • çağla ile çiğdem says:

    amanııın o ne yaa. senin işin tek başına zor. sen kadını ayırma yanından bence. ya da çocuğu tam gün gönder okula. ama bir taraftan da sevinmelisin bence. evde oturup da boş boş tv seyreden, durmadan evi silip süpüren el,inde bir bez veya eve girmeyip hep dışarlarda gezen bir ev hanımı değilsin ;) ne güzel bir sürü uğraşın var.. çok mu optimist baktım olaya?

    • çağla ile çiğdem says:

      bu arada yorumları da sonradan okudum. gerçekten sizi seven ,beğenerek takip eden okuyucuların yanında baya bir fesat okuyucu kitleye de sahipsiniz. aslında şöyle söyleyeyim her düzeyden okuyucu kitleniz var, haliyle yorumlar da bazen moral bozucu olabiliyor ama artı tarafından bakarsanız eğer, demek ki her sosyo-ekonomşk gruptan okuyucunuz var. bir çok evdetakip ediliyorsunuz ki bu da iyi bişey bence. her kötü yorumdan sonra moral bozukluğu yaşamayın bence. olaya iyi taraından baktım bir an..
      ben okurken çok keyif aldığımı belirtmek isterim. hatta gözümde bile canlandırdım hikaye okur gibi. 1 günlük yaşantınız benim hoşuma gitti ve özendim size. köpekle ve çocukla gezmenizi de gözümde canlandırınca nasıl baş ettiğinizi takdir ettim. bravo ayrıca koray a köpeğin mamasını o yediriyor.
      sevgiyle kalın…

  • ÇokBilmiş says:

    Bu yazıyı yazan bir erkek olsaydı herkes ne derdi? “Sizi tebrik ediyoruz. Bir baba olarak bu kadar yükü yüklenmeniz harika. Keşke her erkek sizin gibi olabilse” zırt pırt. Ama bir kadın yazınca “Bu yaptıklarına iş mi diyorsun?” oluyor.

    Biz kadınlar olarak önce kendimize hak ettiğimiz değeri vermeliyiz.

    Slingo annem, sırf senin için yeni bir yazı yazdım bugün. Umarım işine yarar bilgiler bulursun :) Ben slongo hug’ımın getirdiği kolaylıkları sana borçluyum nasıl olsa, benim de sana faydam bulunur umarım :)

    http://www.sormabulmadunyasi.blogspot.com/2012/03/kedi-ve-kopek-tuyleri-nasl-temizlenir.html

  • Mozeck says:

    Kirilmani istemem cok guzel yaziyorsun. Ama, bence ev islerinde yardimciya ihiyacin yok. Benim anneannem Nermin Keceli 4 katli ev 3 cocuk yetistirdi ama yatilisini 80 yasina gelince aldi. Annem diger yandan yine yatili hizmetcci almaz. Bu hizmetciler cok cok dert. Her isi kendin daha iyi yapabilirsin.

    • Mozeck,

      Aslında mesele ev işlerinde birine ihtiyaç olup olmaması değil. Yaradılışımız itibariyle o kadar güçlü ve dayanıklıyız ki aynı anda 5 çocuğa bakıp bir de ev çekip çevirmemiz mümkün. Anneanneniz ise olağanüstü kuvvetteymiş. Kendi zamanında bile hemcinslerinin benzer beceriyi sergileyebildiklerinden emin değilim.

      Mesele yapabilmek değil de yapmaya deper görmek ya da yapmayı istemek. Ben kendimden örnek vereyim: Ev işlerini yapabilirim evet ama zamanım o kadar kıymetli ki ev işlerine ayırmam çok yazık olur. Benim yaptığım işi herhangi biri yapamaz ama evimin işini herhangi biri yapabilir. Konsantrasyonu o yönde olduğu için daha bile iyi yapabilir.

      Bir de eskiye kıyasya bugün çocuklarımızı daha bilinçi yetiştiriyoruz. Çocuğa verilmesi gereken önemin ve emeğin, ayrılması gereken zamanın farkındayız. Eskiden çocuğun beslenmesi kadar önemli başka şeylerin de olduğunun farkında değillermiş ki? Hangimizin anneannesi çocuğuna kitap okumuştur, oynamıştır, birlikte kaliteli zaman geçirmiştir? Eğer bunları yapmak istiyorsak evin işinden feragat etmek durumundayız.

      Bu da nacizane benim bakış açım…

      Eren

  • hülya says:

    gerçekten güzel bir anlatım olmuş:))ben biri 4 yaşında biri 10 aylık iki çocuğu olan ve bunlar yetmezmiş gibi köpek aşkından 2 aylık bir golden edinen bir anneyim. ilk başta çok tedirgindim fakat maço eve geldiğinden beri daha bir rahatladım. goldenlar inanılmaz zeki onun için ayırdığm kullanmadğımız bir oda vardı ve çişini daha sokağa çıkamadığı için oraya yapması gerekiyordu.maço ilk gün dahil hep oraya gidip yaptı:)) şimdilik herşey yolunda üst katlara çkması yasak o da bu yasağa uyuyor. alt katta serbestçe gezmesine izin veriyorum. kızım onun oyun oynama taleplerinden biraz rahatsız ve biraz da korkuyor. oğlum ise maçoya çok gülüyor ve hiç tedirgin değil.tabi aşıları bitince maço bahçede yaşamaya başlıycak …ona bahçede güzel bir ortam hazırlamaya çalışıyoruz. evet çok zor biliyorum zaten çevremdeki herkes kafayı yediğimi düşünüyor…ama maçoya karşı sevecen ve bir o kadar da disiplinli olup kurallardan taviz vermezsek kolay olacana inanıyorum. öyle tatlı ki…

  • Pınar Aksaray says:

    Bazi yorumları mübalağa ile saka yapıldığını sanarak okudum ancak ciddi olduklarını farkedince şoke oldum resmen,, 17yasinda evlenip 18yasinda anne olmak kolay, enerji gani, 30 yasında görürüm ben onları.. Hayat bicimi herkesin kendi tercihleri sonucu oluşur tabi biraz da şans.. Ancak burada kimsenin İremsana hakaret etme hakkı yok. Allah’tan komşu falan değilsiniz, burada boyleyseler .. Herkesin negatif enerjisi kendinde kalsın, neyse ki bu komik yazına olumlu destek güzel gelmiş ve umarim pozitif enerjiler sana ulaşmıştır :)

    • ir says:

      Valla ben de ilk okuduğumda ‘acaba şaka mı yapıyorlar’ diye geçirmiştim. Meğer düşmanca bir tavır varmış ortada. Neyse ki çok ciddiye almıyorum :)
      Sizlerin pozitif enerjinizi her zaman hissediyorum. Teşekkür ederim.

Leave a Reply