Bu sefer umut dolu bir uyku yazısı yazıyorum.

Önce hemen şu linke tıklayın ve bu müziği dinleyerek yazının devamını okuyun.

Bilmeyenler için kısaca üzerinden geçiyorum: 3 yaşında bir oğlum var. Akşam erken yatar, sabah erken kalkar. Uykuya geçerken eskiden emziği vardı ve her şey çok kolaydı; ne zaman emziği bıraktık, yanında devamlı birini ister oldu. Önceleri ninni, iki pış pış yeterken zaman geçtikçe, oğlan bilinçlendikçe istekleri de arttmaya başladı. Baktık olmuyor yanına  uzandık hatta yanında uyuyakaldık. Son birkaç aydır ise uyuduktan iki üç saat sonra kalkıp ağlamaya başlıyordu. İstiyor ki yanındaki kalkmasın, sabaha kadar onunla uyusun. Gidip hemen uyutuyorsun. Sonra bıkkınlıkla yerine geçip dizini seyretmeye, yazını yazmaya başlıyorsun. Bir saat sonra yeniden ‘Anneeeee geellllll!’ diye ağlamaklı bir ses. Oflaya puflaya gidip uyuturken yanında uyuyakalıyorsun. Gece yarısı uyanıp kendi yatağına geçiyorsun söylene söylene. Ne oluyor tahmin edin? Biraz sonra tekrar. En sonunda yanına alıyorsun. Sabaha kadar deliksiz mışıl mışıl bir uyku ile sabahın köründe kalkıyorsun. Deliksiz dediysem de bu yat-kalklar yüzünden 3-4 saatlik bir uykudan bahsediyorum. Benim en büyük şikayetim ise akşam uyuduktan iki üç saat sonra uyanıp yanına çağırması. Tam dinleneceğin, rahatlayacağın zamanda yeniden karanlığa tıkılıyorsun. O günlerde ikinci çocuk fikrinden tamamen vazgeçmiştim mesela.

Sonra dedim ki kendi kendime bu bir süreç. Bu da her zaman olduğu gibi geçecek. Belki biraz daha fazla yardıma ihtiyacı vardır. Öncelikle Koray’ın ne istediğini anlamaya çalıştım. Güven olmak istiyor. Eskiden emziği vardı. O ortadan kalkınca annesine, babasına sarıldı geceleri. Bizim sıcaklığımızla huzur içinde uykuya daldı. Haliyle uykunun hafiflediği anlarda elini uzattığında bizi bulamıyordu ve yanında istiyordu. Bazı çocuklar ilk günden itibaren deliksiz uyuyorlar ama Koray o gruptan değil. Bunu kabullendim.

Yuvaya başlamasına az bir zaman kala ¨artık herkes kendi yatağında uyuyacak, gece yarısı kalkıp anneyi babayı çağırmak yok¨ demeye başladım. Okula zamanı geldi ve ben bir akşam ¨hadi uyuyalım ve lütfen gece kalkıp bizi çağırma¨ dedim. Bir takım ihtiyaçları karşılandıktan sonra deliksiz ve uzun uyuyan bir çocuk bizimki. Uyku arkadaşından bahseder dururdu herkes. Bense hep onlara gıpta ederdim çünkü uyku arkadaşıyla hayallerimdeki gibi uyurdu çoğu. 3 yaşında bir çocuk gece düzenini kökten değiştirecek bir şeyi kabul eder miydi?

UYKU ARKADAŞI

Baktım herkes bir uyku arkadaşında bahsediyor. Dedim ben de deneyeceğim. Ne olabilir diye düşündüm. En sevdiği ne var? Arabalar. Daha yumuşak bir karakter olmalı. Mickey Mouse veya Elmo mesela. Koray’a geçen hafta evde kimsenin olmadığı bir akşam yatmaya hazırlanırken ¨hadi bakalım bir uyku arkadaşı seçelim. Mickey mi, Elmo mu olsun?¨diye sordum.  ¨İkisini de istiyorum¨ dedi. ¨Tamam¨ dedim. Biraz sonra yatakta ¨sen Elmo’yu al, ben Mickey’i alacağım¨ dedi. Ona da ¨tamam¨ dedim. ¨Bana da sarıl ama¨ diye ekledi. ¨Sen de Mickey’e sarıl ama¨ dedim. Sarıldı. Bu arada müzik kutusunu çalıştırdım. Zaten çok yorgundu, beş dakika bile geçmeden uykuya daldı.

YEPYENİ BİR MÜZİK

Ben bayılırım müzik kutularına. Biraz hüzünlü biraz da romantik gelir bana müziği. Paris seyahatinden elimde bu minik müzik kutusuyla döndüm. En sevdiğim chanson’lardan biri olan La Vie En Rose çalıyordu. Koray’ın Mozart ile başlayıp Putumayo ve Beatles ile devam eden uyku müziği serisinin en sonuncusu La Vie En Rose oldu. Koray müzik kutusundan çıkan romantik seslerle kısa sürede uykuya daldı.

Sonuç olarak Koray yaklaşık bir haftadır uyku arkadaşlarıyla yatağa giriyor, anne de kenarına oturuyor veya yanına uzanıyor. Uykuya geçiş süresi günlük aktiviteye göre değişse de çok sürmüyor. Ben nefesimi tutmuş ne zaman uyanacak, siye beklerken uyanmıyor. Yatağıma gidiyorum. Sabaha karşı ¨çiş¨ diye uyanıyor. Sonra da yanımıza geliyor. İki gündür öyle derin uykuya geçti ki çiş için uyanamıyor bile ve biraz olsun altına kaçırıyor. Üstünü başını değiştirirken bile gözünü açamıyor. Bu akşamdan itibaren biz akşam yatmadan kaldırıp çişe götüreceğiz ve umarım başka bir aksilik çıkmadan hepimiz kendi yatağımızda deliksiz sabaha kadar uyuyacağız. Demek ki neymiş, bazen sadece zaman gerekiyormuş.