Hepimiz yaşadık o sıkıntılı zamanları. İlk birkaç ay, belki de bir sene boğulacak gibi oluyor insan. Çalışma hayatına dönün veya dönmeyin fark etmiyor üstelik. Her iki durumda da dertler bitmiyor, sadece farklılaşıyor. Ancak ortak olan tek bir şey varsa o da ‘kendime ait zamanım kalmadı’ problemidir. Çünkü artık hiçbir zaman gerçek anlamda yalnız olmayacaksınız. Evli olun veya olmayın, çocuğunuz varsa artık asla yalnız değilsiniz. Bu kötü bir durum mu?

Bence hayır.

Oğlum 3 yaşına geldiği için rahatlık ve mutlulukla ‘hayır, yalnız değilim’ diyebiliyorum. Çünkü kabullendim olayı. Hayat asla eskisi gibi olmayacak.

Ve bu hayatı kolaylaştırmak için birkaç da önerim olacak;

Rahatlayın. Evin düzeni, temizliği, yemek saatleri önemlidir ama o kadar da değil. Her şeyin aynı anda mükemmel olmasını beklemeyin. Çocuklu evlerde temizlik yapıldığı günün akşamı genellikle şu cümle duyulur ‘sanki saatlerce temizlenen ev bu değil’. O aslında ama tek bir çocuğun bile ormandaki on kaplan gücünde on dakikada ev dağıtma potansiyeli vardır.

Beklentilerinizi azaltın. Yaşam standartlarınız düşecek anlamında yazmıyorum. Eskiden yaptığınız planlar, kurduğunuz hayaller için pek uygun bir ortam yok da onun için.

Genelde dışarıda vakit daha kolay geçer, eve kapanmayın. ilk 3 sene sling ve puset kurtarıcı oluyor. Siz hangisiyle rahat edeceğinizi düşünüyorsanız, çocuğunuzun da o araçta kalmasını sağlamalısınız. Puset özellikle önemli. Oturmak istemeyen bir çocuk anne babasına günü zehir edebilir. O yüzden siz ilk günden itibaren onu pusetinde gezdirmeye alıştırın.

Anne arkadaşlarınızla buluşun, sık sık mümkünse. Anneyi en iyi anne anlar. Biliyoruz. O yüzden her ne kadar eski, çocuksuz arkadaşlarınızla vakit geçirmek istiyorsanız da kendinizi en rahat hissedeceğiniz yer çocuklu kadınların olduğu yerdir. Çocuksuz da buluşsanız sizin yeriniz orasıdır artık.

Oyun oynayın. Benim gibi bazı anneler çocukla uzun uzun oyun oynamaktan sıkılıyorlar ancak yapılması gereken çocuğun istediği oyunu oynamak. Ben artık sıkılsam da,beceremediğimi düşünsem de Koray ne isterse onu yapıyorum oyun zamanlarımızda. Öyle mutlu oluyor ki.

Diğer çocuklara bakarak kendi çocuğunuzla karşılaştırma yapmayın. Hiçbir çocuk aynı değildir. Beslenme düzeni, genetik yapısı, ailenin karakteri farklıdır, çocuklar da farklı olacaktır. Bazı çocuklar daha uzun, daha yapılı, daha iri, daha hareketli, daha sakin, daha yaramaz olacaktır.

Eşinizle çocuk hakkında her an tartışmaya hazırsınız. Boşverin, kızmayın, duymayın. O da bir yerinden olaya dahil olmak istiyor çünkü. İlk zamanlar sinirleniyordum, çok sinirleniyordum hem de. Sonra da açıyordum çenemi ¨sen mi bakıyorsun da, ben annesiyim de, benden iyi mi bileceksin de¨ diye. Artık sadece sinirleniyorum birazcık, unutup gidiyorum. Cevap vermiyorum çoğu zaman ya da ‘haklı olabilirsin’ diyorum. Dikkat! ¨Haklısın¨ demiyorum ama ¨haklı OLABİLİRSİN¨. Sevgili kocam da bu ihtimali düşünerek mutlu oluyor sanırım ki o da sakinleşiyor. Veya anlamıyor tam olarak verdiğim mesajı. Olsun bu da yeter.

Sıkıcı, renksiz, hareketsiz bir hayatınız varmış gibi mi geliyor? Eskiden olsa cuma-cumartesi eve girmezdiniz öyle değil mi? Öyle. Yapacak bir şey yok. İşin aslı olaya nereden baktığınızla ilgili. Artık sizin için eğlence yeni konuşmaya başlayan çocuğunuzun ağzından çıkan anlamsız iki kelime olabilir veya tuvalet eğitimi sırasında yaşadıklarınız son derece heyecanlıdır. Zaten çocuklu evde her an bir aksiyon vardır. O yüzden birisi size kendinizi ‘sıkıcı insan’ gibi hissettirdiğinde ona ¨sen hiç yaramaz bir çocuğun beş dakika sessiz kaldığı anların sonunu biliyor musun?¨ diye sorabilirsiniz. Endişe ve korkunun yaşandığı o anı…

Kocanızla kaçamak yapın. Çocuğu bırakıp gidin. Bir gece bile olur. Anneanne, babaanne gönüllü olurlar eminim. Siz dert etmeden 24 saatliğine uzaklaşsanız, ne büyük bir değişim olur aslında. Bırakamadınız mı? O zaman çocuğu yatırıp başbaşa kalın. Televizyondan, bilgisayardan, telefonlardan uzakta iki saat bile harika olacaktır. Anne-baba olmak, karı-koca-sevgili olmaya engel değil ki.

Yine de arada bir depresyona girer gibi olma, bunalma, sıkılma, terk edip gitme hisleri gelebilir bünyeye. Normaldir. Hepimiz aynıyız.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

22 Comments

  1. Ben o ilk bir seneye bayılıyorum,hatta ilk 3-4 ay harika benim icin o eve yayılmış mis bebek kokusu o evdeki huzur,mutluluk… O ilk ayları yasamak icin 10 tane bile daha dogurabilirim biraz tersim galiba ama iste benim de hamileliklerim zor geçiyor o tutuyor iste beni :)

  2. Ne güzel ifade etmişsiniz, sadece benim sizin değil tüm annelerin hislerine tercüman olmuşsunuz emin olun. üstelik biz de bir de ufaklık var kendileri 1 yaşında, ablamız da 4 yaşında, 4 yaşı hakkıyla veren bir abla üstelik, gelin siz düşünün artık. Yoğun bir çalışma ortamından çıkıp evde çocuklarla akşam baba gelene kadar vakit geçirmeye çalışmak hem de bu soğuk günlerde :(( Birkaç gündür sizin son cümlenizde yazdığınız o arada gelen hissiyatlar emin olun çok sık uğrar oldular bana. Her gün yoga misali kendi kendimi telkin ediyorum, bir yasin-i şerif indirmediğim kaldı desem hiç abartmam cidden o kadar yani. Sonuçta anneyiz tüm bunlar geçici de bazen su gibi akan günler şu sıkıntılı günlerde niyese donup kalıyor. Kızımın her zaman söylediği birşey var: Sen ANNE sin anne, anneler yorulmaz, hastalanmaz, kızmaz, kızıyla kavga etmez :))))))

  3. “Hayat asla eskisi gibi olmayacak” demissin ya, gercekten cocuk demek artik bu demek…
    Ben cocuk sahibi olmak isteyen tüm pembe gozluklu adaylara bunun gibi sozlerle tarif ediyorum:)
    Bence o ilk aylar guzelligi bebegin aglama ve uyuma ölçüsüne gore degisiyor; devamli aglayan, zombi gibi gezen anne de ne sinir ne sabir ne de huzur kaliyor valla.. Melek gibi uyuyor yavrum diye seyredip, tadina bir eremedim ilk aylar, ona yaniyorum:)

  4. “çocuklu evde bir aksiyon mutlaka vardır” :)) bu açıklama çok hoşuma gitti :)) bizim ev

  5. Günaydın herkese,

    Çok kötü bir güne başlamıştım bu sabah, işe gelir gelmez yazını gördüm sanki bugün özel olarak bana yazmışsın gibi…çok teşekkür ederim,çok iyi geldi,yüreğine sağlık…

  6. Yakında oğlumuz doğacak… Bakalım ben neler hissedicem , napıcam :) biraz tırsmaya başladım :)
    ama bir taraftan da manyaklığımı, coşkulu halimi oğlumuzla beraber yaşayacağımı düşünüp kendimi rahatlatıyorum.
    sevgileeerr

  7. Tam bu sıralar aklımdan geçenlere cevap vermişsiniz İrem Hanım:) Elinize sağlık! Böyle düşünceler aklıma geldiğinde dönüp dönüp yazınızı okuyacağım:)

  8. iki aylık çok tatlı bir bebeğim var:) Yalnız olmadığımı bilmek çok güzel beni çok rahatlattı teşekkürler:)

  9. SÖYLEDİKLERİNE AYNEN KATILIYORUM,AYNI ŞEYLERİ YAŞIYORUZ VE YAŞAMAYA DEVAM EDECEĞİZ….:)))

  10. Sizin yazılarınız annelerin hal tercümesi adeta!!bayılıyorum;)

  11. Ayni seyleri sil bastan yasamaya cesaretimin gelecegini gunu bekliyorum;)

  12. “Yine de arada bir depresyona girer gibi olma, bunalma, sıkılma, terk edip gitme hisleri gelebilir bünyeye. Normaldir. Hepimiz aynıyız.” Hele ki bu cümle tam onikiden isabet.:) teşekkürler çok güzel bir yazı

  13. yardımmmm!! uyku sorunumuz var kızımla ne gece ne gunduz cok az uyuyor.hiç bişey yapamıyorum ya kucak ıstıyor yada onun yanında olmamı.lütfen uyku için destek ıstıyorum…

Leave a Response