Çocuklar ve Oyuncaklar

Benekli

Geçenlerde bir arkadaşımın pedagog kuzeni ile tanıştım. Bulmuşum konusunda uzman kişi durur muyum. Sıraladım sorularımı arka arkaya. Uyku konusunda sonra merak ettiğim ikinci konu oyunlar ve oyuncaklar oldu. Koray bir süredir oyuncaklarının yüzüne bakmıyor. Benekli adını verdiğimiz minik Dalmaçyalıyı oradan oraya gezdirmenin dışında ilgisini çeken pek bir şey kalmadı. Benekli kaybolacak diye de bizi aldı bir panik iki gündür. Başka??? Ev oyuncak dolup taşıyor. Yaşına göre çıkardığım halde yine de başarılı olamadım, oynamasını sağlayamadım. Bir yerlerde hata yapıyorum. Aklıma gelen tek şey Koray’ın tek başına oyun oynamak veya kitap okumak istememesi. Eğer birisi ona eşlik ederse kaptırdığı oluyor kendini. ‘İyi hadi daldı oyuna, ben de işime bakayım’ deme şansımız yok. Göz ucuyla da takip ediyor.

Bebek oyun oynarken öğrenir!

Bugüne kadar okuduğum ve gözlemlediklerime göre ilk 2-3 yıl çocuk için her şey oyun, her nesne oyuncak. Eline aldığı, duyduğu, gördüğü onun için yeni bir keşif. Ha almış topu yuvarlamış, ha annesinin bileziklerini. Pedagog yeni arkadaşım en başından başlayarak devamını getirdi:

Özellikle ilk yıl bebek için oyun ve öğrenme arasında fark yok. Bebek çevresinde gördüğü eşyalarla ne kadar çok oynarsa, bu nesneleri o kadar iyi tanır. Bebek öğrenir ki, bazı nesneler yuvarlanıyor, bazıları hareket etmiyor. Renk farkı, şekiller dikkatini çeker. Küçük nesnelerin daha büyük olanlarının içine yerleştirebileceğini öğrenir. Koray oldukça hareketli bir çocuk. Çevresinde olup bitenler onun için önüne konan renkli , ses çıkaran oyuncaklardan daha önemli. Bir kere en büyük oyuncağı annesi. Sen başta olmak üzere herkesi taklit ediyor. Aslında  bu da bir oyun. Beneklisini alıp oradan oraya gezdirmesi, Luca’nın tasından su içirmeye çalışması, emziğini vermesi, banyoda yıkaması bunların hepsi Koray’ın ne kadar iyi bir gözlemci olduğunun belirtisi. Takip etmiş, kaydetmiş ve zamanı geldiğinde uygulamış yeni öğrendiklerini. Biraz daha büyüsün, oyuncaklarına geri dönecek. Çünkü yeteneklerini keşfetmiş, kendi başının çaresine bakabileceğini anlamış olacak. Dış dünya her gün yenilik demek ancak farkına fardığı kişisel becerileriyle oyuncaklarını baştan keşfedecek. Şu anda senden istiyor oyuncaklarını ona tanıtmanı. Zaten her an yanında olmak onun için bir güvence, bu hiç değişmeyecek. Biraz zaman ver sadece. Bazı çocuklar bu yaşlarda bile dakikalarca tek bir oyuncakla oynar. Senin oğlun hareketli -pardon azgın grupta. Bir kere evinizde bir köpek var. En çok onu taklit ediyor, onunla zaman geçirmek istiyor, sonra tırmanıyor. Maceracı, kaşif işte. Akıllı. Daha ne?

Bu sözler aklımı başıma getirdi. Bilmiyor muydum? Biliyordum da uzmanından duymak başka! Bu sefer de Koray’ı hangi oyunlarla oyalamalıyım? Anne olarak, onun yaşına ve gelişimine uygun ne yapmalıyım? diye anne-bebek sitelerinde gezinirken ailemizin oyuncakçısı Fisher-Price‘ın web sitesinde Uzmana Sorun bölümünde bir sürü makale olduğunu keşfettim. Oyun ve oyuncakların çocuğun hayatındaki öneminden bahseden bir makale okudum. Oyuncak markasından elbette oyun ve oyuncakları destekleyecek yazılar gelecektir diyebilirsiniz. İyi de oyuncaklar zaten önemli. FP desin demesin. Neyse güzel ayrıntılar vardı yazıda. Sonuç olarak deniyor ki; bebekler için oyun gerçekten de öğrenmedir. Oynadığı her oyun, oyuncak onun çevresindeki dünyayı tanımasını ve yeni bir şeyler öğrenmesini sağlar. Bebek, çevresini daha iyi keşfetmesi için desteklenir ve cesaretlendirilirse, çocuklukları boyunca daha aktif ve hızlı bir öğrenme sürecinde olurlar.  Bebek, eşyaları eline aldığında öğrenir ne olduklarını. Nesne ne kadar hareketliyse o kadar çok öğrenir. ‘Bu kaseyi yere attığımda acaba nasıl bir ses çıkarır? Bu acayip şekiller bir araya nasıl konur? Blok kulelerini yaparken en alta büyük olanları koyarsam devrilmez, öyle değil mi?’ diyerek sorgular. Oyun oynarken tüm soruları cevaplanır. Bebekler dünyayı keşfederken, ebeveynler de başarılarını ve yeni becerilerini gururla takip ederler. Bu başarma hissi hem bebeğin gelişimi açısından da önemli bir rol oynamaktadır, hem de anne-baba olmanın keyfini arttırmaktadır. Bu arada önemli olan bebekten çok fazla beceri ve anında kavrama beklememek. Yaşına göre oyuncaklar alınması en doğrusu.

Peki çok fazla oyuncak bebeği şımartır mı?

Bu soru hep aklımda. Aslında şımarmaktan ziyade bu kadar oyuncak bolluğunun içinde konsantrasyon problemi çekiyor olma ihtimalini düşünüyorum. Seçenekler arttıkça karar vermesi zorlaşır. Eline araba aldı diyelim, tam oynamaya başlayacak biraz ileride duran top fırlatan oyuncağını görür. Düğmesine basar, toplar bir iki fırlar, vazgeçer çünkü bisikletini görür… bu böyle mi devam eder? Okuduklarıma göre yapmamız gereken önce çocuğun gerçekten ilgisini çeken oyuncakları anlamakmış. Diğerlerini bir süreliğini kaldırmalıymış. Ardından bir zaman sonra kaldırdıklarımızı, ortada duranlarla değiştirmek en iyisiymiş. Düzenli ve sık yapılırsa, çocuğun bu değişimleri bekleyeceğini fark edecekmişiz. Oyuncak değişimi en iyi kontrolmüşşşş. Ben bu yazıyı okumadan önce zaten bazı oyuncaklarını gruplara ayırıp değiştiriyordum. Ancak çok sık ve belli bir düzende yapmıyordum. Bir de bunu deneyeceğim.

Koray oyuncak dolabının üzerinde.

Bunu yanı sıra çocuklarımızı oyun saatinden sonra oyuncaklarını gruplayarak toplaması için desteklemek gerekiyormuş. Çocuk oyuncaklarını toplamayı öğrenmekle kalmayacak, onları kategorize etmeyi de öğrenecek. Oyuncaklarına dikkat eden çocukların daha iyi oynadıkları gözlemlenmiş. Buradan da puan aldım demek ki. Ben iç güdüsel bir şekilde Koray oyuncaklarının yerini öğrenirse hangisinin nerede olduğunu daha kolay bulur, hem de toplamayı öğrenir diye ayrı ayrı kutulara koydum her şeyi. Toplar, bir kutuya, ses, müzik ve ışıklılar bir kutuya, yumuşak olanlar bir yere. Arabalar dolabın üstüne dizildi. Artık biliyor neyin nerede olduğunu ve ‘Hadi bir top getir’ dediğimde, doğru kutuyu açıp top seçip getiriyor.

Doğru oyuncak.

Koray’a doğru oyuncağı almak beni en çok zorlayanlardan biri. Tama ambalajların üzerinde ayı, yaşı yazıyor da benim için yeterli olmuyor. Normal gelişimleri gö önünde bulundurularak gruplara ayrılmış oyuncaklar. Ancak her çocuğun karakteri, seçimleri, ilgi alanları farklı oluyor. Hatta günden güne değişiyor. Şu reklamları bangır bangır dönen Yaramaz Toplar var ya. Çocuğumuz saatlerce oynayacakmış. Kuzenimin kızı gerçekten de uzun süre başında  duruyor ama bizimki basıyor düğmesine, bir iki topu yakalayıp tekrar koyuyor yerine. Sonra başlıyor emziklerini tıkmaya. Baktı ki emzikleri fırlamıyor. Ters çevirip emziklerini kurtarıyor sonra da arkasını dönüp gidiyor. Toplam 10 dakika sanırım. Ama neyi fark ettim? Emziklerini de topların çıktığı boruya atabileceğini öğrendi. Elini sokup çıkarmaya kalktı, eli girmeyince son çare koca oyuncağı ters çevirdi. Bunların hepsini bu oyuncak sayesinde kısa zamanda öğrendi. Yine de Koray için doğru oyuncak olmadığına karar verdim. Koray keşfetmek, tırmanmak istiyor. Benekliyi veya emziğini en uçtaki noktaya yerleştirmek istiyor. Dağcı mı olacak acaba? Hangi oyuncağı alacağım peki ben? Lego dediler ama ilgisi henüz yok. Ben oturup kule, ev yapıyorum. Boş boş bakıyor. ‘Amacın ne şimdi?’ der gibi bir hali var.

Melissa&Doug’dan ahşap setler iyi gelir sanırım. Çünkü becerikli ellere sahip. Kilitleri, kapı kollarını açmaya başladı uzun uğraşları sonucunda. Üstelik  kapatmaya da çalışıyor. Bilgisayara takılı olan ince uçlu kabloları çıkarığ tekrar denk getirip sokmaya çalışıyor. Cep telefonlarının kilidini açıyor. Tesadüfen değil. Biliyor ve açıyor. Ayakkabılarının bağcıklarını bağlamak için uğraşıyor. Üst raflara ona tahsis edilen merdivenle ulaşamayınca merdiven üstüne bir kutu bulup koyuyor. Tüm bunların ışığında doğru oyuncağın top, araba, lego dışında-en azından şimdilik, kendi yeteneklerini ortaya çıkaran ve geliştiren oyuncaklar olduğuna karar verdim:

2 Yorum

  • Petek says:

    Yukarıda bizim kızımızdan bahsediliyor sanırım:):) İremcim siz geldiğinizde haklısın çok ilgileniyordu toplarla ya da herhangi bir oyuncakla ama sizin ziyaretinizden sonra  kızımızda inanılmaz bir değişim oldu, bayağı hareketlendi ve tırmanma çalışmaları başladı. Koray’ı o kısacık sürede çok iyi gözlemlemiş ve taklit etmeye başladı. Bıdıkların zaten çok iyi gözlemci ve taklitçi olduğunu biliyordum ama kendi yaş grubundan bu kadar etkilenip hemen uygulamaya geçeceklerini Koray ve Rüya sayesinde öğrenmiş oldum. Daha sık bekliyoruz sizi. Rüya bu ara saksılara tırmanıp oradan sehpaya çıkmaya çalışıyor. Yatağında bumper’a basıp yükselip ayağını korkuluklara uzatmaya çalışırken yakalıyoruz:) Gelelim esas konuya. Montessori yönteminden ve bizim çocuk gelişim uzmanımızdan öğrediğimiz bir yöntemi uyguluyoruz Rüya için. Evimizin her yerinde Rüya’ya ait bi köşe ve orada oyuncakları, kitapları ve oyuncak olmayan ama onun rahatlıkla keşfedebileceği eşyalar oluyor. Bizimki oralardan birine büyük bir hevesle gidiyor otururken zıplayarak:)  herşeyi aşağıya döküyor, ondan ona geçiş yaparak oynuyor bir müddet sonra birine konsantre olmaya başlarken o oyuncağı ve kızı alıp belirli bir alana koyuyoruz, oyun minderi ya da bir kilim gibi. Montessoride genel olarak her aktivite bir kilim üzerinde yapılır, çocuk tek bir şeye konsantre olur, sınırları bilir o sınırlar içinde oynamayı öğrenir. Bana çok mantıklı geliyor, böylece dikkatini daha iyi topluyor, daha uzun süre oynuyor elindekiyle,eğer yanındaysak sıkıldığını anladığımız anda hemen oyuncağı ya da eşyayı değiştiriyoruz.   Biz çok faydasını görüyoruz bu yöntemin ( daha doğrusu 2 hafta öncesine kadar görüyorduk ) küçük hanım daha hareketlendiği için artık sadece eline kocaman bir ayı alıp dolaşmak, tırmanmak ve keşfetmek istiyor. Bu da yeni bir dönem sanırım… :) Sevgiler

  • selin says:

    Çocukların evde sıkılmadan oyun oynuyacakları türden oyuncak seçimi çok önemli olduğu için,eğitici ve oyun oynarken zevk alabileceği türden oyuncak almak şart… Ben bu yüzden egeyelken sitesindeki oyuncakları herkese tavsiye ederim..

Leave a Reply