Müthiş bir şey olmalı.

Yerinde duramamak, hep heyacanlı olmak, devamlı yeni bir şeyler öğrenmek istemek, her yeni gün bir şeyi başarmak…

Her duygunun, her durumun en yoğun halini yaşamak…

Mucizelere, masallara inanmak…

Kolayca mutlu olmak…

Dolup taşan bir enerjiye sahip olmak…

Saf olmak…

Tertemiz olmak…

Kötülükle henüz tanışmamış olmak…

 

Koray’ın Disneyland gezisindeki hali, hareketleri, bakışları öyle özeldi ki benim için. Onun yüzünden okunan şaşkınlığını, heyecanını, sevincini ben derinden hissettim.

Bir çocuğu mutlu etmek için Disneyland’e götürmeye gerek yok elbette. Parka götürmek, deniz kenarında taşla oynamasına izin vermek, çikolatalı kurabiye vermek ve en önemlisi kocaman bir kucak ile öpücüklere boğmak yetiyor. Oğlumun yüzündeki gülümseme için yaşamıyor muyum ben?!?