Son günlerde blogdaki yazı sıklığım azaldı. Biraz kendimi yorgun ve isteksiz hissettiğim bir dönemdeyim belki o yüzdendir ama düşününce anlıyorum ki çocuk büyüdükçe bir annenin blogu için yazacağı yazılar da azalıyor. Benim bloglarla ilk tanışmam Koray’ın uyku problemi için bir çözüm yolu ararken olmuştu. Bebeğin bakımı, uykusu, beslenmesi, tuvalet eğitimi derken büyüdü, konular da azaldı. Bana anlatacak pek bir şey bırakmıyor çünkü çoğu işini kendi hallediyor. Kendi yemek yiyor, kendi uyuyor, kendi kendine uzun uzun oyunlar oynuyor, tuvalet eğitimi desen 2 sene geçmiş üzerinden neredeyse tamamlayalı. Hal böyle olunca bana yazacak o kadar da şey kalmıyor. Elbette hikaye, macera çok. Arada arızalar çıkmıyor değil, örneğin kendi kendine uyuduğu halde sabaha karşı sinsice ve sessizce bizim yatağa gelip kendine yer yapmasının önüne henüz geçemedik :)

Çocuğun olduğu evde etkinlik ve heyecan hiç bitmaz ama bir arkadaşımın dediği gibi: ¨problemsiz bebeği/çocuğu olan annelerin anlatacakları pek bir şey olmaz¨. Çocuk büyüdükçe de bu problemler azaldığından yazacaklarım azalıyor. Anneliğe dair anlatacaklarım çok ama onları da arka arkaya sıralamak istemiyorum. Aslında bu aralar ‘babalar’ ile ilgili yazmaya başladığım ve taslakta duran bir sürü yazım var. Çocuk büyüdükçe babalar işin içine daha çok giriyor ya da burnunu sokuyor diyeyim;) Bu hem iyi, harika, muhteşem hem de yorucu. Anne için yorucu. Çünkü babalar nedense her şeyi çok(!) biliyorlar. Çocukla, evle hatta eşleriyle ilgili her konuda mutlak doğru(!) fikre sahipler.

Evdeki diyaloglarımızı bir başka yazıda paylaşacağım. Olay yaşandığında sinirlendiğim halde sonradan hatırladığımda gülüyorum. Üstelik Sarp’ın sözlerini unutmamak için de not almaya başladım.

Blog yazmak benim için bir tutku, severek yaptığım bir iş. Hiçbir zaman bırakmayacağım yazmayı. Zaman zaman yazı sıklığım azalsa da çocuklu hayat tecrübeleri bitmez. Çoluk-çocuk, annelik en çok yazdıklarım. Haftanın Markası köşesi yeni markalarla yeniden karşınızda olacak. Haftanın Markası hem kendi keşfettiğim, kullandığım ürünleri anlattığım hem  de ‘advertorial’ olarak yer verdiklerimden oluşuyor. Bu aralar slinglerle ilgili birkaç yazı daha yazacağım, bekleyin :)

 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

2 Comments

  1. Gerçekten de öyle.. Çocuklar büyüdükçe onlarla ilgili bloglara yazacaklar da azalıyor.

    Bebeklikteki uyku problemleri, diş ağrıları, gaz sancıları, ek gıdaları, emekledi, yürüdü derken o kadar çok konu oluyor ki yazmaya yatiştiremiyor insan. Büyüdükçe oyunları,aktiviteleri başlıyor. Sizin de dediğiniz gibi aslında bir çocuğun hayatındaki hareket bitmeyeceği için yazacaklar da bitmez de, azalır herhalde.
    Ben de kızım için tuttuğum blogda, haftasonların ya da tatillerde gittiğimiz yerleri de yazıyorum, onun anılarını biriktirmek, gelecekte dönüp baktığında geçmişine dair fotorğaflarını hikayeleştirilmiş bulabilmesi için… Anıları kaybolmayacak diye düşündükçe kendimi iyi hissediyorum…

Leave a Response