Çocuğunuz eve ağlayarak geldiğinde

Kapıyı açtığımda karşımdaki boncuk gözlerden akan iki damla yaşı fark edince birisi sanki kalbimi ikiye ayırdı. Tam anlamıyla hissettiğim buydu. Sanırım şu dünyada bir anne için çocuğunun üzüldüğünü görmekten daha kötü bir şey yok. Koray’ı o halde görünce şaşkınlığım yerini üzüntüye sonra da kocaman bir kızgınlığa bıraktı. Bir şey canını sıkmıştı ve ben bunu engelleyememiştim, ona yardım edememiştim. Boğazım düğümlendi, gözlerim doldu. Önce sıkıca kucakladım. Başını omzuma yasladı, bir yandan da iki damla yaşı silmeye çalışıyordu ben fark etmeyeyim diye.

Okuldan gelince çantasını üstüme atıp ben top oynamaya gidiyorum anne, dedi fırladı gitti. Kesin bir şey oldu. Kaleci mi yaptılar acaba topa vuramadı diye. Üzdüler oğlumu işte. ¨Tatlım iyi misin? Bir sıkıntın var sanırım moralin bozuk görünüyorsun¨ diyebildim sadece. Bazen anlatmıyor ve yine öyle bir an olmasını istemiyorum. Biliyorum konuşmaya ihtiyacı var. Bir daha sarıldım. ¨Haydi anlat!¨ dedim. ¨Futbolda beni takımda istemediler anne, pas vermediler zaten. İyi oynayamıyorum diye beni kimse istemiyor.¨ Sessizlik sonrasında. Ne desem, ne desem? ¨Sen de çıktın eve geldin, öyle mi? En iyisini yapmışsın.¨ dedim. Saçmaladım mı? Başka bir şey mi söylemeliydim? Yeterince destek olamadım mı diye onlarca soru geçti aklımdan. Çünkü biliyorum, hepimiz biliyoruz Koray’ın futbola yeteneği yok. O sıkı bir yüzücü ama iş topa vurmaya gelince olmuyor. Seni nasıl almazlar oyuna, sen çok iyisin, en iyisin! desem gerçek olmayacaktı. Sonra aramızda şu konuşma geçti:

– Az kalsın ağlayacaktım anne.
– Ama ağlamadın. Senin moralini daha fazla bozmalarına izin vermeden eve geldin. Sen kendin için en iyisini yapmışsın.
– Ama hep böyle oluyor. Beni başka takıma göndermeye çalışıyorlar. Kötü bir davranış bu değil mi?
– Evet, yanlış bu şekilde davranmaları. Seni de aralarına alıp biraz sabredebilirlerdi aslında. Belki de biraz şut çalışsan iyi olur. topa nasıl vurulacağını baban sana gösterebilir. Haydi gel biraz yaramazlık yapalım, çikolatalı kurabiye yanında bir bardak süt?
– Gerçek şekerden mi?
– Evet!
– Sonra da elma yoğurt tarçın yiyelim faydalı olsun!
– Olsun.

Olayı daha fazla deşmedim. Aslında futbol oynadıkları sahaya gidip toplarını kesmek içimden geçiyordu çocukların ama ben soğukkanlılığımı koruyarak, gözlerimin dolduğunu anlamasın diye de başka bir şey sormadım. Kimin nasıl davrandığıyla, neler söyledikleriyle ilgilenmedim. Hem az çok tahmin edebiliyordum. Kendinden bir iki yaş büyüklerin de olduğu bir grupta can sıkıcı olaylar yaşaması normal. Çocuklar acımasız olabiliyorlar 8-9 yaşında ama benim oğlum onlardan değil işte. Kimsenin kalbini kırmak istemez, kimseyle alay etmez.  İtişmesi, azgınlığı, yaramazlığı var elbette ama başkalarına zarar verenlerden değil. Fazla mı iyi yetiştiriyoruz, diye konuştuk bugün Sarp ile. Gerçi tam olarak ne yaptığımızın da farkında değiliz. Zorbalık yapanlardan mı olsun? Bizim evden öyle bir çıkamaz ki. Biz çok seviyoruz çocuklarımızı çünkü. Her gün ama her gün söylüyoruz da bunu. Şımarmasınlar diye duygularını saklayan anne babalardan da değiliz. Çoşkuluyuz çoğu zaman. Her anlamda.

Peki ne olacak? 8 yaşında bile değil ama şu anda dünyanın bütün derdini omuzlarında hissediyor. Elimde sihirli değneğim olsa keşke Messi yeteneği versem oğluma, sorunlar biter mi ki? Ya üç gün sonra okulda yaşayacağı başka bir zorluk olduğunda ne yapacak? Her defasında anne baba sihirli değnekle ortaya mı çıkacak? Gerçeklere göğüs germesini, sıkıntılarla baş etmesini öğreteceğiz, dedi Sarp. Evet esas konu bu, hayatla baş etmesini öğreteceğiz. Çünkü hayat hiç kolay olmayacak. Büyüdükçe işler daha çok karışacak, kalp kırıklıkları daha çok canını yakacak. Her seferinde yanında olamayacağız belki ama işleri yoluna sokmasını öğretebiliriz. Çocuklarımız yardım istedikleri her an onlar için her şeyi yapabileceğimizi de bilecekler elbette. Önceliğimiz ise Koray ile Alin’in bağımsız, mutlu, kendilerine yetebilen bireyler olmalarını sağlamak. Bir hata yaptıklarında düzeltmeleri için fırsat verip onları yüreklendirmek, her anlamda desteklemek yapabileceğimiz en iyi şey sanırım.

Anneliğimin en zor sınavımı veriyorum bu sene galiba. İlkokula uyum süreci, okul olgunluğu, duygusal çalkantıları, kardeş kavgaları derken zaman zaman hep beraber bocalıyoruz. Sesler yükseliyor, kapılar çarpılıyor, küslükler yaşıyoruz karşılıklı. Bu kaostan çıkmanın tek yolunun da sakin olmak ve sakin kalmak olduğunu söyleyebilirim. Ya çocuğunuz bir gün eve ağlayarak geldiğinde… İşte en zoru da o an. Ben şimdi onlar uyurken bir kez daha ¨Seni çok seviyorum.¨ diye kulaklarına fısıldayacağım.

15

9 Yorum

  • Zeynep KALAY says:

    ağlamamak için kendimi zor tuttum :( oğlum 2,5 yaşında ve bazen parkta büyükler ona karşı dikkatsiz davrandığında aynı duyguları hissediyorum ama tabii ki hiçbir şey yapamıyorum.. Koray’ın yaşına geldiğinde hepimizin çocukları aynı süreçlerden geçecek.. Böyle yazılarınızı bizimle paylaşmanız inanılmaz faydalı oluyor. Daha fazlasını da bekliyoruz.. çok teşekkürler :)

  • Merve says:

    Ne güzel yazmışsınız. Çok üzücü olur eminim gerçekten. Henüz oğlum 1,5 yaşında ama ileride mutlaka yaşayacak böyle şeyler. Umarım sizin kadar ılımlı, anlayışlı ve akıllıca davranan bir anne olabilirim.

  • Zeynep says:

    Merhaba,

    benim de iki oğlum var, 5 yaşındaki büyük oğlan bu top oyunları konusunda gayet ilgisiz ve yeteneksiz. Babasının tarafı neyse ama benim tarafım, kendim de dahil, çocukken beden derslerinden kurtulmaya can atmış insanlarla dolu. bunun insanı mutsuz ettiğini kendimden bildiğim için bebekliğinden beri, doğal olarak öğrenebileceği yaşlar geçmeden, kendini bu alana kapatmadan birşeyler becerebilir olsun diye topla oynamayı teşvik ediyorum (sokakta oynamak, ağaca çıkmak, kirlenmek vb konusunda da sınır yok). sonuç olarak pek teşvik olmadı çocuk, ama dans etmeye gidince vücudunu kullanmakla ilgili pek çok şeyi daha rahat ve mutlu yapar oldu. Dans işlerini kızlar seviyor ama ben oğlan anne-babalarına özellikle tavsiye ederim, çocuğumuz dangul dungul olacağına gidip bedenini tanısın. Ayrıca: MEB onaylı tüm bale okulları oğlanlara, spor okullarının bir kısmı da kızlara bedava.

  • Zeynep says:

    Bir de, oğlunuzun üzüntüsü karşısında yazdıklarınıza dair, kusura bakmazsanız bir şey diyeceğim İrem Hanım… o topu kesmek istemeniz, duygunuzu yansıtmak için abartmış da olsanız, sert biraz. Öteki çocukların da bizimki kadar çocuk olduğunu, fikir ve duygu olarak, içimizden çıkarmamamız lazım (okulda hırpalanabilen ama kimseye vurmayan birinin annesi olarak söylüyorum). Bu acılara sizin verdiğiniz tepki kendi çocuğunuza “bana asla böyle davranılmamalı” hissini geçirebilir. Oysa hayat uzun, okulda, sokakta, işte, bir sürü terslik yaşayacak. bir gün aşık olduğunda karşılık bulamazsa, sevdiği insana da kızgınlık mı duyacaksınız? Siz duyarsanız o da duymayacak mı? Başka çocukların bizimkilerle oynamak istememesi “yanlış” mıdır? Bence değil, benimki de bazılarıyla oynamak istemiyor. Herkesin ona karşı nazik olmasını beklemesi yerine, bazıları öyledir bazıları böyledir, bu beni sevmediklerini veya yanlış yaptıklarını göstermez diyebilmesi daha sağlıklı bence. çocuklarımız haydut olmasın ama, o kadar kırılgan da olmasalar keşke. “olsun varsın, ne yapalım” (kısmet!) diyebilenler daha mutlu ve rahat oluyor, çocukları da kendileri de… Dediğiniz gibi, hayatla baş etmesini öğrenecekler, bizim gibi…

    • Irem Erdilek says:

      Zeynep Hanım,
      Yazdıklarınızda hemfikiriz zaten de ben topu kesmek istediğimi ve kızgınlığımı Koray’a belirtmedim zaten. O an içimden geçen duyguydu o :)

  • Pelin2205 says:

    Ben kizima boyle birsey yasadiginda herkes herseyde mukemmel olmak zorunda degil seninde cok iyi yaptigin seyler vardir diyorum futbolda iyi olmayabilir oglunuz ama baska bir spor dalinda iyi olmayacagi anlamina gelmez ona bunu soyleyebilirsiniz

  • Seda says:

    Biz de bunu cok yasiyoruz maalesef.Futbol da iyi degil aynen sizin gibi hissediyorum annelik boyle birsey iste!o an icin insanin aklindan gidip toplarini kesmek geliyor insanin icinden ister istemez..Annelerimiz bizi soyle yetistirdi “hep beraber oynayacaksiniz,komsunun cocugunu dislamak yok arkadasinizi araniza almamak yok” we mudahale ederlerdi mutlaka sorun cikmasin diye bence bu iyi bir teswik cocuk icin paylasmayi ogrenmek we ayrim yapmadan arkadaslarla oynamayi ogrenmek adina ama bakiyorum etrafima da “bagimsiz olsun,kendi kararlarini kendi wersin” adi altinda cocugumun hakkidir kisisel kararidir diye destek bile weriliyo anneler tarafindan.Benim fikrime gore kotu kalpli olmayi ogreniyolar sadece.Ezmek hoslarina gittikce ozel hayatlarinda is yasamlarinda hep bir kusur buluyolar karsisindakilere sonuc?gecimsiz insanlar olup cikiyolar cunku bu hak ona taaa 6 yasinda taninmis bir kere! Bende dogru zannettigim herseyi sorgulamaya basladim ilkokul doneminde.Fazla paylasimci fazla affedici asiri sefkat dolu yetismis oglum gelinen noktada anliyorum ki karsiligini goremedigi bu iyi duygular karsisinda kufurun alasini bilen itip kakmayi oyundan kowmayi iyi beceren yasitlari karsisinda ben caresiz o caresiz..Bazen soyle diyo”anne,tesekkur etmeyi bilmeyen arkadaslar war sinifta”,boswer diyorum onlarin kaybi!Ama icim icimi kemiriyo..Wicdanli yetismek,etrafiniz oyle degilse, insana hayatta hep ayak bagi.Annelere cok kizginim bir yandan kufur bilmeyen arkadaslarini itip kakmayan erkek ewlat yetistirmek cok zor bisey degil!Sadece biraz sagduyu..Lutfen!

  • Yeşim Sancaktaroğlu says:

    Ah bilmez miyim? Oğlum 16.5 kızım 9.5 yaşında. Yaşları büyüdükçe daha büyük sorunlarla karşılaşıyorlar. Boğazım düğümleniyor, yutkunamıyorum ama müdahale edemiyorum çoğunlukla. Hem istemiyorlar hem de kendileri çözmek istiyorlar. Paylaşıyoruz, dertleşiyoruz sadece. kucağımızdan inmedikleri zamanlar ne kolaydı oysa…

  • Bilge says:

    Yepyeni bir anne olarak ağlaya ağlaya okudum resmen, onların ruhlarını acıtacak şeyler olacak ve anne olarak izlemekten başka bir çaremiz olmayacak, ilk aşk acısını çektiğinde de saçını başını yolmak isteyeceğiz karşısındakinin ama koruyacağız soğukkanlılığımızı, hayatta çok iyi olmadığı şeyler olacak başarısız olduğu yetemediği ve biz sizin anlattığınız gibi izleyeceğiz. Ahhhh

Leave a Reply