Cinsiyetsiz Çocuk Yetiştirmek

Storm'a sarılan da ağabeyi Jazz!!!
Storm'a sarılan da ağabeyi Jazz!!!

Hamile kalmadan önce bile herkesin aklında bir fikir vardır. Hamile kalıp da 13-14.haftalara yaklaştıkça herkes sormaya başlar ‘kız mı erkek mi?’ diye. Cinsiyet belli olunca da ona göre isimler bulunur. Oyuncaklar, kıyafetler alınmaya başlanır. Anne adayına cinsiyetlerine göre bebeklerin özellikleri anlatılır. Hiç birimiz de çıkıp ‘size ne canım cinsiyetinden, neyse ne!’ demiyoruz. Açıkçası ben, demedim ama diyenler varmış. Çocuklarını herhangi bir cinsin kalıplaşmış özelliklerine bağlı kalmadan yetiştiren aileler varmış.

Ne zamandır takip ediyorum bu yeni akımı. Merak ediyorum, anlamaya çalışıyorum. Favori blogum Motherlode – Lisa Belkin de sık sık yer veriyor bu cinsiyetsiz çocuklara. Geçen hafta da Habertürk’te hikayelerini takip ettiğim Kanada’lı çiftin haberi vardı. Kathy Witterick ve David Stocker evde doğan ve şu anda 6 aylık olan ‘Storm’ adını verdikleri üçüncü çocuklarının cinsiyetini kimseyle paylaşmıyor. Bebeklerinin kız mı yoksa erkek olarak mı doğduğunu kendilerinden başka doğuma giren iki ebe ve yakın bir dostları biliyormuş. Doğumdan sonra ise yakınlarına bir e-mail göndermişler:

“Storm’un cinsiyetini paylaşmamaya karar verdik. Bunu ona seçim hakkı vermek ve özgür olmasını sağlamak için yapıyoruz.”

Storm’u ve ailesini merak edenler için diğer fotoğrafları burada bulabilirsiniz.

Yani bebeklerine kimse kadın veya erkek olmanın kurallarını öğretmeye kalkmayacak. Renkler, oyuncaklar cinsiyet ayrımına tabi tutulmayacak. Çift çocuklarını bu şekilde yetiştirerek onu, toplumun cinsiyetlere yüklediği sorumluluklardan arındıracaklarına inanıyorlar.

Çiftin aileleri onları desteklese de komşuları dahil bir çok yerden sert eleştiriler alıyorlarmış. Çoğu uzman, çocuklarının ileride altından kalkamayacak kadar zorlanacakları bir duruma sürüklendiğinden bahsediyor ve okul çağında çok sert şekilde alay konusu edileceğini söylüyor.

Storm’dan büyük, 5 ve 2 yaşında iki oğulları var. Çocukların cinsiyeti biliniyor ancak onlar da serbest yetişiyorlar. Kendi kıyafetlerini kendileri seçiyorlar. Bazen kız, bazen de erkek reyonundan alışveriş yapıyorlar. Çocukların bu seçimlerine anne-babanın hiç bir şekilde müdahalesi yok. Anne babanın her ikisi de kısa saçlı. Pembe veya mor kıyafetleri de hiç olmamış ve çocuklarına da hiç almamışlar. Anne oje dahil herhangi bir süs öğesi kullanmıyor. Çocukların seçimi tamamen kendi görsel zevklerinden kaynaklanıyor. Örneğin Jazz, yukarıda fotoğraftaki, en çok pembe rengi seviyor. Saçlarını da uzatıyor ve örgü yapılmasını istiyor. Dışarıda gören, tanımayan biri genellikle ‘tam bir prensese benziyorsun’ diyor bu küçük oğlana. Oysa Jazz bundan hiç hoşlanmıyor ve erkek olduğunun bilinmesini istiyor. İşin kötüsü anlayamıyor. Saçı uzun olduğu veya pembe şort giymeyi sevdiği için neden erkek olamayacağını anlayamıyor.

Çift, işte bu noktaya parmak basıyor. Renklerin cinsiyetle ilgisi olamaz, diyorlar. ‘Bir insanı tanımak istiyorsan onun kadın mı yoksa erkek mi olduğu seni ilgilendirmemeli’ diye düşünüyor baba David Stocker. Çiftin ve cinsiyetsiz(!) çocuklarının hikayesinin orjinali burada.

NOT: Çocuklarını cinsiyet ayrımı yapmadan, özgürce(!) yetişmelerini isteyen anne babalar ‘çocuklar doğru zaman geldiğinde kendi kararlarını vereceklerdir. Doğruyu da kendileri bulacaklardır’a inanıyorlar.

Ben ne düşüneceğimi bilmiyorum. Konu derin. Konuşulacak, yazılacak çok şey var. Cesaret örneği bir çift diyebilirim sadece. Ancak bu kadar özgürlükçü olmanın bir gereği var mı onu bilmiyorum. Tamam, çocukları toplumsal baskıdan arındırmak iyi bir fikir olabilir ancak bu yapılan onların çok daha büyük baskılara maruz kalması değil midir? Hangi ülkeye giderseniz gidin, kadının da erkeğin de toplumsal bir şekli vardır. Farklı olmak istemek kötü bir şey değil ama gerçekten de çocuğun hayatını zorlaştıracağını düşünüyorum ben bu tip bir özgürlüğün.

Açıkçası ben Koray’a da öyle aşırı bir testeron yüklü hayat sunmuyorum. Her şeyi merak ediyor. Ben de keşfetmesine engel olmamaya çalışıyorum. Oyuncak bebek görüp de eline aldığında can hıraş şekilde elinden alıp yerine kamyon vermiyorum. Ona da baksın. Evet, kıyafetlerini ben alıyorum. Açıkçası renk tercihim mavi, gri, siyah, yeşil oluyor. Pembe ve önünde araba deseni olan bir t-shirt de almıştım. Severek giyiyor. Ancak oje sürmesi, kıza benzemesi gibi aşırı örgürlükçü bir tercihim olamaz. Bebekken ağzında  kırmızı emzik olduğunda ‘çok güzel bir kız bebek’ diyenlere de sinir oluyordum. Toplumun bize öğrettikleri yüzünden mi dersiniz?

 

 

0

13 Yorum

  • Bahtıgül Köksal Ayber via Facebook says:

    değişik bi yaklaşım

  • çağlayla çiğdem says:

    aşırı bir yaklaşım, hem çocuklarını aşırılıktan korumaya çalışıyorlar hem de onlara aşırı özgürlük sunuyorlar. ne bileyim bizim toplumumuza göre değil… fena oldum okurken

  • Sena says:

    Bi tuhaf bi yazı bu Slingo Haaanıımmm :)
    Yazını okurken kafandaki zıplayan tilkileri gördüm desem :)

    Ben çocukların giyim, oyuncak, gezme, yemek yeme, oyun oynama, içme, vb. işlemlerinde hiçbir cinsi ayrıma tabi tutulmasına taraftar değilim. Pembe t-shirt giyiyor kocam. Ya da lila rengi …Bunlar kızsal ama di mi ?? Çok da yakışıyor, niye şimdi kimse dert etmiyor da 2 yaşında oğlan pembe giyerse garipseniyor ???

    Yaprakla oynamak unisex bir oyun değil mi bize göre ? Sorun yok. bebekle oynama kızsal bir oyun mu ? İnsanlar erkek çocuklarına t-shirt, pantalon, hırka vb kıyafetleri, ya da el, ayak, kol, karın, sırt gibi uzuvlarımızı bebeklerin üzerinde kıyafet giydirip çıkartarak oyunla öğretebilirler. Ve bunu hali hazırda pek çok anne yapıyor. O zaman bebek neden “kızsal” oyuncak damgası yiyor ki ?

    Cinsiyet öğretimi yapılacak konualrın HİÇ olmadığına da katılmıyorum. Çünkü baskıları, normları, zorunlu alışkanlıkları minimize edecek şekilde yaşasak veya evlatlarımızı yetiştirmeye çabalasak da bu toplumun bir parçasıyız. Canada’da yaşasam bile oğlumun tamamen cinsel açıdan tercihsiz bir şekilde yaşamasının NORMAL olduğuna inanmıyorum. Kendi seçimlerini eksileri, artıları, imkanları, etrafında yaşayanların tercihlerini, eğilimlerini öğrendikten sonra yapabilir. Seçimleri için zorlamam ama etrafındaki koşulları öğretirken de tamamen herkesten bağımsız, herkesten farklı, herkesten aykırı, herkesten uzak bir noktada onu Yanlızlaştırmaya da eğilmem…Sonra yaşayacağı sıkıntıların sebebi, temeli olduğumu inkar etmek de gülünç olur… Ama varsın pembe giysin, varsın kız oyuncakları ile oyalansın…avrsın bir kamyonunu sürsün, bir gitsin tahta fincan-çay setleri ile oynasın…

    Ailenin hikayesini ben de çok ilginç buldum ama uyguladıklarının % 50 ‘sini en azından kendim yapmazdım buna eminim…

  • Dağlarkızı says:

    Bu kadar özgürlükçü bir yaklaşım çocukları toplumsal yaşamın dışına itip yalnızlaştırır gibi geliyor bana. Ayrıca bu noktaya kadar savaş verilmesi gereken onlarca daha önemli olabilecek mevzu var.
    Bu tarz bir yaklaşım bence olsa olsa ekonomik açıdan tuzu kuru, devletin yeterli hizmet sağladığı, gelecek kaygısı çeşitli şekillerde sigortalanmış bir toplumda görülebilirdi. Diğer bir deyişle “başka derdiniz kalmadı mı kardeşim?”

    Velhasıl, bence yazık çocuklara…

  • Gökçe Dinler via Facebook says:

    çocuk kendini erkek hissediyor ama örgülü saçları seviyo bu dünyada öle düşüncede olan tek çocuklar olucakları için daha çok baskılanacaklar büyüdükleri zaman

  • 3 aylık hamileyim bu ara cinsiyet konusunda soru ve yorumlara çok maruz kalıyorum :) ama beni sıkmıyor tabi…
    Neyse,
    Ben bu yaklaşımı sevmedim..
    Çünkü bu yaklaşımın çocuğa zarar verebileceğini düşünüyorum fayda yerine..
    Ben de pembe kız mavi erkek yaklaşımından hoşlanmıyroum ben de erkek tabancayla kız bebekle oynar yaklaşımına gıcığım. Elbette oğlum da olsa kızım da olsa kendi kendilerine yetmeyi ben ev işi yaparken bana yardım etmelerini sağlayacağım erkek iş yapmaz , erkek ağlamaz, erkek karı gibi gülmez düşüncelerine şiddetle karşıyım….. ama pipisi olan bir minik erkeğe de sen cinsiyetsizsin istediğini büyüyünce kendin seç demem… bana doğru gelmiyor.. ileride seçeceği şey onun özgürlüğü ama baştan onu özgür bırakmak adına kalıplamak asıl sıkmak oluyor bu cinsiyetsiz düşünce kalıbı..
    Ne bileyim tuhaf….

  • TULIN says:

    gercekten cok ilginc. bebegim olunca bu şekilde bir yaklasim sunmam imkansiz , erkek cocugun sacı neden uzatılsın ki hem de orgu yapılcak kadar sacma hem de cok..

    • ir says:

      Erkeğin saçının uzatılması da değil tek mesele bence (ki uzun saçlı erkekten nefret ederim o ayrı). Bebeklerin kalıplara sokulması yanlış ama toplumun kuralları belli. Çocuklarımızın aşırılıklar altında ezilmesini istemiyoruz elbette. Erkek eve ve eşine gerçekten de ‘eş’ olmalıdır. Koruyan, kollayan olmak sanki ayrı bir hiyerarşik statü getiriyormuş gibi algılanıyor oysa. Hayır. Evi dışarıdan korurken içeride de görevleri üstlenmeli. Aynı şey kadın için de geçerli. Kadın çalışmalı, üretmeli. Erkeği kadar evine ekmek getirmek için çalışmalı en azından. Ya da evin ‘maskülen’ işlerini de yapabilmeli. Tesisattan anlamıyor olabilirsin ama en azından kocanın eve gelmesini beklemeden bir tamirci çağırabilmeli. O işin kararını verebilmeli. Malesef çoğu kadın bunu bile yapmıyor.
      Diyeceğim şu, kadınlar ve erkekler fiziksel güçlerinin limitlerine göre şekilenmeli bence. Çocuğunu kız kıyafetleri içinde büyütmek ama erkek olduğunu ispat etmesini beklemek çok saçma ve son derece de sağlıksız. Bu çocukların ileride desteğe ihtiyaçlarını olacağını düşünüyorum.

  • BERİVAN says:

    valla irem şu herşeyi kocasından bekleyen hiçbirşeye elini sürmeyen ev kadınlarını özellikle ayrı bi konu altında yazmanı isterim.sinir oluyorum da kendilerine

    • ir says:

      loveandsmile’a cevap yazarken benim de aklıma geldi hatta ilk cümlelerimi kurdum say :)

  • Sinem says:

    cok sacma geldi bana yaptiklari hatta cocuklarin fiziksel ve ruhsal sagligi acisindan yanlis buldum.
    Bence herkesin problemi bu. Cocuklarimizi ozgur yetistirmeliyiz evet ama bu daha ziyade ne yaptigini bilmemek.

  • Gözde says:

    Özgürlük bu mudur yani? Kural ve sorumluluklardan uzak tutmak istemişler. Kız veya erkek normlarından özgür büyüsün istemişler. Fakat, bu sefer de çocukların cinsiyeti “cinsiyetsiz” olmuş. Bu da bir nevi sorumluluk değil midir? İster istemez yine bir kalıba sokmuşlar çocukları. Hem de daha zor bir kalıp. Üzüldüm çocuklar için yazıyı okuyunca. Özellikle şu kısmı okuyunca “…İşin kötüsü anlayamıyor…” Ne kötü. Anlayamıyor, anne-babası da anlatmıyor, yol göstermiyor. Ay içim daraldı :)

Leave a Reply