Bir bu eksikti: ”Bakıcı Kadın Sendromu”

Ntvmsnbc‘nin haberini okuyup da etkilenmeyen anne var mıdır?

Çoğu anne zaten bakıcı kadınların çocuklara gün boyu TV seyrettirdiğinden şüphe ediyor. Meğer göründüğünden çok daha büyük sorunlara yol açabiliyormuş. Ekranda yansıyan görüntülerin çocukların üzerinde bıraktığı olumsuz ruhsal ve fiziksel etkileri biliyoruz. Bilmekle kalmayıp görüyoruz da. Televizyon karşısında çocukların nasıl hipnotize olduklarını kendi kuzenlerimde gördüm. Koray’da ise seyretmesine izin verdiğim bir kaç program var zaten. Onlara da kaptırdığını anladığım an, kapatıyorum ve asla açmıyorum. Malesef çocuklarımızı emanet ettiğimiz bakıcı kadınlar tam da bu hipnoz durumdan yararlanıyorlar. Çocuğun eline ver bir iki bisküvi, bir biberon süt, koy televizyonun karşısına. Sonra çocuk çok uslu olsun, sakin, sessiz olsun. Belki de çocuğun çok sakin olması, o kadar da iyi bir şey değildir.

REKLAM VE KLİPLER

Habere konu olan açıklamayı Psikolog Serap Duygulu yapmış ve Tıp dünyasının son yıllarda konuştuğu ”Bakıcı Kadın Sendromu”ndan bahsetmiş. Bu hastalığın, çoğunlukla annesi çalıştığı için bakıcılara emanet edilen çocuklarda görüldüğünü ve Otizme çok benzeyen hastalığın yeme bozukluğundan zeka geriliğine kadar hem ruhsal, hem de fizikler sonuçlar doğurduğu belirtmiş.  Henüz bebek yaşta oyalanması veya yemek yemesi için televizyon karşısına oturtulan çocukların saatlerce bu şekilde vakit geçirdiğini, özellikle de reklam ve müzik kliplerinde peş peşe sıralanan görüntü ve seslerin çocukların dikkatini çektiğini, anlamadıkları ses ve görüntüler karşısında uzun süre geçiren çocukların, zaman içinde dış dünyaya kendilerini kapattığını ve çevreleriyle sağlıklı iletişim kuramadıklarını anlatıyor.

Hastalığın temel sebebi ise reklam ve kliplerin saatlerce çocuklara seyrettirilmesiymiş. En azından başlangıç noktası. Üstelik bu çocuklarda sadece psikolojik değil fiziksel rahatsızlıklar da ortaya çıkıyormuş. Bazı çocuklarda büyüme geriliği görülürken, bebeklerde çiğneme ve yutkunma sorunları oluyormuş. Konuşmakta ve çevrelerine tepki vermekte zorlanan çocukların bu rahatsızlıkları, bir çok uzman tarafından otizm olarak teşhis edildiğinden tedavide geç kalınma riski oluyormuş. İyi haber, çabuk fark edildiği takdirde terapilerle çocuklar normale dönebiliyormuş.


ŞİDDET İÇERİKLİ ÇİZGİ FİLMLER


Psikolog Duygulu’nun açıklamasındaki bir diğer önemli konu ise çizgi fimlerdeki şiddet. Ben de bu konuda çekincelerimi geçen günkü yazımda dile getirmiştim. Kendisinin açıklaması da aynen şu şekilde:

”Bu çizgi kahramanların gerçekle hiçbir ilgileri yok. Hatta bir mesaj verme kaygıları bile yok. Durum o kadar ciddi ki, çocukların büyük bir bölümü bu karakterleri kendilerine örnek alıp, kendilerini onların yerine koyuyor. Kendilerine ve etraflarına zarar verecek fiziksel hareketlerde bulunuyor. Kendilerinden küçük çocukları etkisinde kaldıkları çizgi filmlerdeki ‘düşman’ ya da ‘kötü adamlar’ın yerine koyarak, şiddet uygulayabiliyor.”

”Çocuğunuzla birlikte sokağa, çarşıya veya pazara çıktığınızda etrafta satılan yüzlerce ürünün üzerinde popüler çizgi karakterlerin resimlerine rastlıyorsunuz. Minik bedenler, elbiseden ayakkabıya, çantadan kırtasiyeye kadar yüzlerce çeşit ürünün üzerinde hayranı olduğu karakterin resimlerini görünce adeta kendinden geçiyor. Bu ürünlerin her birine sahip olmak için ailelerini zor durumda bırakıyor. Kesinlikle bilinçli anne ve babalar, çocuklarını bu tür ürünlerden korumalı. Onların bir anlık mutlulukları için ruhsal ve fiziksel gelişimlerini etkileyecek unsurlardan uzak tutmalıyız’.’

Televizyonu, bilgisayarı ve diğer elektronikleri yasaklama şansımız elbette yok. Burada önemli olan kontrolün tamamen bizde olması. Çocuk odasında televizyon olan aileler var. Çocuklar anne-babayı yeter ki rahatsız etmesinler, ne isterlerse seyretsinler havasındalar. ‘Aman canım, ne olacak ki? Biz seyrettik işte” diyenler var. Ben de cevap olarak:”Ee daha ne olsun. Şuur kalmamış demek” istiyorum. Televizyonu da kafasına geçirmek istiyorum. Aynen böyle:

Haberin tamamı burada.

0

7 Yorum

  • Biz şöyle büyüdük nolmuş ki,,, e biz yedik ne oldu öldük mü,,, biz hep yaptık ne olmuş……….lütfen sen geçirdikten sonra o tv parçalarından birazını alıp tekrar ben de kafalarına atabilir miyim bu zihniyetli insanların……………….

  • Canan says:

    “biz seyrettik de ne oldu ki” kadar mantıksız bir açıklama daha göremiyorum.. bizim zamanımızda ne kadar televizyon yayını vardı ki sanki.. biz bebek denecek kadar küçük yaştayken Adile Naşit’in masallarıyla bir-iki çizgi film dışında başka birşey yoktu.. tv yayını zaten belli saatler arasında yapılırdı vs.. şimdiki gibi bombardıman yoktu ki.. istesek de tv ye maruz kalamazdık yani.. daha çok tv izlediğimiz zamanlar 8-10 yaşımıza denk gelir, o zaman bile belli saatlerde kısıtlı seçeneklerimiz, susam sokağı gibi güzel alternatiflerimiz vardı..

    • IR says:

      Ben bir de şimdiki çocukların algılarının ve beyin aktivitelerinin bizden çok daha üstün olduğuna, bu yüzden de televizyondan her anlamda daha çok etkilendiklerine inanıyorum.

  • ne yazmış? Bir bu eksikti: ”Bakıcı Kadın Sendromu” – http://tinyurl.com/36mkf96

  • sifa says:

    supersin irem….su televizyonu kafaya gecirme fikrine bayildim…kusura bakma boyle ciddi bir konuda boylesi guldugum icin:D ve sana tamamen katiliyorum…

  • Hayriye says:

    Ne güzel anlatmışsınız. Tv olmadan yemek yediremeyen elinde ipad olan, o olmadan yemek yemiyeceğini düşünen anne babalara okadar kzııyorum ki. Mejburiyetten çalışan bir anneyim allhtan home ofis çalışıyorum. Bu işi bulmadan kısa bir süre önce dışarda çalışmak zorunnda kaldım ve bebeğimi bakıcıya emanet etmek zorunda kaldım. Maalesef bakıcı tüm gün oğlumu tv karşısında beynini uyuşturuyormuş. Neyseki erken fark ettim. Çocuğun davranışları bile değişmişti :( Şimdi farklı biriyle çalışmaya başladım evdekibakicim.com diye bir firma. Kızdan çok memnunum tabi benim evde olmamın katkısı da büyük. Gerçi çocuk gelişimi mezunu kızcağız çocuk dilinden anlıyor. Biz kadınlar bilinçsiz olursak bir neslin kötü yetişmesine neden oluruz. Bu arada firmayı gerçekten bir anne olarak tavsiye ederim düşünenler linkten bakabilir ;) https://www.evdekibakicim.com/

  • Aylin says:

    evdekibakicim firmasını bende bir arkadaşın tavsiyesi üzerine araştırdım ve 3 saatlik bir bakım aldım. Çok da memnun kaldım. İnşallah sonuna kadar iyi olur. bakıcılar çocuk gelişimi mezunu ve tecrübeli. Düşünen kişiler varsa tavsiye ederim.

Leave a Reply