Bezsiz bebek Vol.1

Geçen hafta, 22 Nisan Dünya Günü olmasından dolayı bir sürü yeni bilgi öğrenmiştim. Beni diğerlerinden daha fazla ilgilendiren hazır bebek bezlerinin ekolojik çevreye verdiği zarar oldu. Meğer yılda 1 milyar ağaç, bebek bezlerinin yapımında kullanılıyormuş. Konuyu biraz daha araştırdım. Bir bebeğin ortalama 2 yıl boyunca hazır bez kullandığı düşünülürse, her bir bebek neredeyse 10 ağaç tüketiyor ve 2 ton çöp de çevreye atılmış oluyormuş. Şok  olmuştum okuyunca. İşin daha da kötüsü tek kullanımlık hazır bezler,  geri dönüştürülemeyen en büyük miktardaki evsel atıkmış. Bazı araştırmacılar bezlerin yapımında kullanılan kimyasalların çevreye zararının yanı sıra bebeğin sağlığı açısından  da riskli olduğunu düşünüyorlar.

Konuyu daha detaylı öğrenmek isteyenler için linki burada!

Buna kendi açımızda “DUR” demek vakti gelmişti. Koray’ın tuvalet eğitiminden bahsediyorum. Geç mi kaldım acaba? diye de günlerdir düşünüyorum. 18 aylık olacak yakında. 1 yaşında çişini kakasını lazımlığa yapan bebeklerin hikayelerini okumaya başladım bu aralar, moralim bozuldu. Gerçi 18 aylık civarı ideal diyor bazı pediatristler. Benim en çok korktuğum Koray’ın bunu sıkıntı yapmadan kolayca atlatması. Çünkü bizim zaten travmatik bir kaka durumumuz var. Kaka+acı+gözyaşı yazısını okuyun da durumun vehametini anlayın.

Koray’a 13 aylıkken lazımlık aldım. Koydum bizim banyoya, klozetin yanına. Gösterdim oturması gerektiğini sadece. İstiyorum ki anlasın lazımlık onun eşyası, sadece ona ait. Oturulacak bir şey. Kıyafetleriyle otursun, bezle otursun, çıplak otursun fark etmez, yeter ki anlasın. Ama bizimki kaka ile bağlantısını kurdu sanırım, asla oturmuyor. Ters çevirip üstüne çıkıyor ya da oyuncaklarını koyup içine odasına taşıyor. Eee ne yapacağım ben şimdi?

1. Nurturia’ya sordum ben de, 17-18 aylık tuvalet eğitimine nasıl başlamalı diye? Bezsiz Bebek grubundan cevap geldi. BEZSİZ BEBEK kitabını öneriyorlar. Zaten grubun adına da sanırım bu kitap ilham vermiş. 1 yaşında kakasını, çişini söyleyen bebekler gerçektenten de varmış. Ben nasıl kaçırmışım bu kitabı. Güya her şeyi bilen (!) ben, araştırmacı-geliştirmeci anne sıra tuvalete gelince sınıfta kalmışım. En azından hazırlanma konusunda.

Kitabın siparişini verdim. Gelir gelmez onu da yazmaya başlayacağım. Ancak okuyanların yorumlarından anladığım kadarıyla klasik tuvalet eğitimine alternatif “tuvalet iletişimi” yöntemiymiş iki çocuk annesi Christine Gross-Loh‘un anlattığı. Zorlamanın asla olmadığı bir yöntemden bahsediyor. İşin aslı bebeğinizi anlamak, verdiği işaretleri takip etmek.

Henüz kitabı okumadım ama hakkında yazılanlar bana, annemin, yengemin kendi ebeveynlik tecrübeleriyle ilgili anlattıklarını hatırlattı. Annem, kardeşimi doğduğundan itibaren klozete tutmuş. “Kerem’de kakalı bez yıkamadım” der hep. 1 yaşında, benim henüz konuşamayan kardeşim (ben 1 yaşında konuşurken şakır şakır, kendisi 3.5 yaşında konuşmaya başladı da…) kakasını, çişini beze değil lazımlığa yapar olmuş. Benim bebekliğimde heralde annem de çok genç ve tecrübesiz olduğundan bu süreç daha uzunmuş. Yengem, babaannem, Sarp’ın halası da bana her fırsatta çocukları çişe tuttuklarını anlatırlar, ben de “ne gerek var, elbet söyleyecek” diye düşünürdüm ama demek öyle olmuyormuş. Ben, altından bezi almadığım sürece o çiş-kaka beze yapılacak.

2. Her şeye bir cevabı olan Tracy HOGG‘un kitabındaki  tuvalet eğitimi bölümüne daha önce göz gezdirmiştim ama nedense ciddiye almamıştım. Tracy’nin yatır-kaldır uyku yöntemine olan tepkim yüzünden sanırım. Hikaye anlatıyormuş gibi geliyordu. Tracy de erken tuvalet eğitiminden bahsediyor. Çocuğu takip edip saati geldiğinde tuvalete oturtmaktan söz ediyor. Kısa süre içinde bebeğin bu düzene uyum sağlayacağını ve artık temiz bezlerle karşılaşacağımızı iddia ediyor kitabında. O zaman bana çok ütopik gelmişti. Annem’e göre ise Tracy’nin methodu herkesin yani eskilerin yaptığı bir şeydi. Birilerinin, dönem dönem eski adetleri güzel bir dille süsleyip önümüze getirdiklerini ve kendi icatları/keşifleri gibi olmadık paralar kazandıklarına inanıyor ki ben de sonuna kadar katılıyorum ona. Bizim aileden Tracy geçer not alamadı ama kime sorsanız kütüphanesinde kitabı vardır. Okuyun yine de mutlaka öğrenceğiniz bir şeyler çıkar.

Biraz daha kitap araştırmasına girdim bu satırları yazarken. Gelsin bir kitaplarım, göz gezdirip, paylaşacağım.

Benim anladığım (şimdilik) Koray’ı takip etmek gerektiği. Bezlerini daha sık değiştirip kontrol etmeli ki bileyim ne kadar süreyle tutuyor çişini. Lazımlık dedim ya oyuncak olarak odasında baş köşede. Acaba şu ışıklı-müzikli olanlardan mı alsam?? Ben onları da bir araştırayım.

0

2 Yorum

  • sifa says:

    yazini okuduktan sonra aklima gelmisti ama firsat bulup yazamadim…vicdani bir rahatsilik oldu bende bu konu…yani bir yandan bebek buyut bir yandan onlara birakacagin dunyalarini karart…ne tezat…ve karar verdim…her yil mumkun oldugunca cok agac diken kurumlara bagis yapicam…yiktiklarimi bir nebze duzeltmek adina…dunya bizden ne esirgedi ki ona bu kotulugu yapiyoruz…

    bu arada ne guzel annelerimiz bu konuda ne kadar masum….

  • sifa says:

    yada belki iremcim sen bu konuda bir kampana baslatabilirsin…hazir bez kullanan bebek anneleri hadi pamuk eller topraga fidana…diye bir sloganla mesela…eminim bir cok anneden tam destek alir kendi ormanimizi bile olusturabiliriz…

    ne bileyim bu vicdan azabiyla yasanmaz ki…

Leave a Reply