Gerçekten. Sevemedim. Koray da öyle. Tahammülü yok. Kanallar arasında gezinirken rastlarsak soruyorum ‘ister misin izlemek?’ diye. ‘Ben bunu istemedim’ diyor.

Koray’a henüz hamile bile değildim varlığını öğrendiğimde bu Kanada’lı Calliou’nun. Çevremdeki 2 yaş ve üzeri çocuklar büyülenmiş şekilde seyrediyorlardı. Çoğu anneler de çocukları üzerinde olumlu etkisi olduğundan bahsediyorlardı. Ben o zaman da bir sinir olmuştum ama büyük konuşmamak gerektiğini bildiğimden hiç yorum yapmamıştım, kendime bile.

Sonra Koray’ın çizgi film dönemi geldi. Mickey Mouse, Winnie the Pooh ve son olarak da Cars favorileri. İçinde kedi – köpek olanları da seyrediyor çoğu zaman ama genelde CARS filminin kahramanlarıyla yatıp kalkıyoruz. Calliou ortada yok. Geçenlerde kızı Koray’dan 1.5 yaş büyük olan bir arkadaşımla karşılaştım. Yanlarında DVD oynatıcıları da vardı ve elbette Calliou cd’leri. Koray istemedi ve de sinir oldu kıza başka bir şey seyretmesine izin vermediği için.  Arkadaşım, ‘seyrettir, mutlaka seyrettir bayılacak’ dedi durdu. ‘Yok’ dedim, ‘sevmiyor ve reddediyor.’ O da inatla ‘aa sen bir karşısına oturttur seyretsin. ‘Neden ki? dedim. ‘Harika bir çizgi film. Daha gerçekçi. Anne biraz balık etli, öyle Barbie kıvamında değil. Sevimli bir aile…’ diye diye başımın etini yedi. Ben de çok üstelemedim, omuz silktim sadece. Heralde anlamıştır Koray’a zorla Calliou seyrettirmeyeceğimi.

Ben işte anlamıyorum bunu. Çizgi filmler gerçekçi mi olmalı? Konuşan hayvanlar, arabalar kötü mü?

Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Elbette çocuğumuz yaşına uygun filmler seyretmeli ancak 2-3 yaşındayken her şeyin gerçek olduğu bir dünyaya ihtiyacı mı var? Onun hayal dünyasını geliştirmek gerekmiyor mu? Zaten öyle bir dünyada yaşıyor, biraz daha buralarda kalmalı. Koray’ın umrunda mı balık etli bir anne, çirkin bir baba. Dönüp bana veya çevresindekilere bakmıyor ki seyrettiklerinden veya okuduklarından sonra. Karşılaştırma yapacak seviyede değil ki. Bizimki eşleştirme döneminde şimdi. Aynı renk, aynı boy, aynı yazı…

Calliou’da anne ve baba ile nasıl konuşulur?, tuvalet eğitimi, hayvan sevgisi gibi önemli konular da işleniyor benim anladığım. Peki küçük çocuklar bunlardan ders çıkarıp kendi hayatlarına aktarıyorlar mı gerçekten de? Calliou severler bildirirlerse çok sevinirim.

Konuşan arabalar, Mickey Mouse ne katıyor derseniz? Bir şey katıyor mu onu da bilmiyorum. Mümkün olduğunca az seyrettirmeye çalışıyorum ve seyredeceklerinin de ona neşe vermesini, hayal dünyasını geliştirecek şekilde olmasını istiyorum. Yaratıcı, üretken bir insan olmanın ilk adımı gelişmiş bir hayal dünyasıdır çünkü ve bu da çocukluktan başlar. Elbette sadece film seyrettirerek değil. Kitap okumak, el becerilerini geliştirmek, motor gelişimini destekleyecek aktivitelerde bulunmak da var işin içinde.

İlla bir şeyler öğretmeli mi?

Çizgi film karakteri yerine rol model olarak gördükleri kişiler daha önemli değil midir?

Bizde baba figürünün çok ciddi bir ağırlığı var. Erkek çocuk. Babaya hayran. O ne giyerse, ne yerse Koray da aynen taklit ediyor. Bence evin içi eğitim ilk ayağı olmalı; seyrettikleri, okudukları ise yaratıcılığını desteklemeli. En azından bu kadar küçük bir yaşta.

Bu arada Superman, Spiderman gibi filmler de seyrettirmiyorum. Bence ilkokul çağındakiler bile seyretmemeli bu tip filmleri ve animasyonları. Yetişkin filmi onlar. Sonra 4-5 hatta 8 yaşındaki çocuklar boyunlarına pelerin bağlayıp dolapların üzerinden atlamaya kalkıyorlar. Aslına bakarsanız sonra da hayvan ve doğa sevgisi olan veya küçük çocukların maceralarına yer veren neşeli filmler olmalı hayatımızda.

Ben böyle safça yazıyor olabilirim. 4 yaşına geldiğinde çiçekmiş, böcekmiş umrunda değil çoğu çocuğun. Biraz daha sert karakterler hayatlarına giriyor ve biz ebeveynler, bunlara ne kadar ‘DUR’ diyebiliyoruz ki?!?

Calliou’ya Not: Bugüne kadar gördüklerimden yola çıkarak söylüyorum: kız çocukları bayılıyorlar. Hiç bir erkek çocuk Calliou seyretmiyor.Gerçekten de böyle mi?