Günlerdir aklımda bu soru. Koray’dan büyük çocukları olan annelerin sık sık dile getirdikleri endişelerini yavaş yavaş ben de hissetmeye başladım. Koray henüz BABY TV, BABY EINSTEIN ve DISNEY Playhouse kıvamında bir çocuk. Keşke hep öyle kalsa diye geçiriyorum içimden. Benim bile bayıla bayıla seyrettiğim Winnie the pooh çocuğu olsa hep.

Bir kaç ay önce Blogcu Anne, oğlunun Bakugan gibi çizgi filmlere olan düşkünlüğünden bahseden bir yazı yazmıştı da oradan öğrenmiştim ben bu korkunç çizgileri. Bizim zamanımızda ne vardı diye düşündüm. En yakını Voltran, He-man sanırım. Başka dünyalar, savaş, teknolojik aletler, robotlar… Yine de sanki daha bir naiflik vardı bizimkilerde. Tabi biz yani ben bunları seyrettiğimde ortaokuldaydım diye hatırlıyorum kendimi. 3-4 yaşlarında biz bahçede, sokakta oyun oynuyorduk. Ben ilkokuldaydım televizyondaki TRT kanallarının sayısı artmaya başladığında. Şimdiki çocuklar şanslı mı değil mi, karar veremiyorum.

Dün bir kitapçıya girdik. Koriş’e sticker alacağız yine. Bizimkinin azgınlığını gören kasadaki çocuk yanıma geldi yardımcı olmak için. Ben 10 ve Bakugan dergileri mi ne varmış, onları gösterdi. İçimden ‘yok artık’ dedim. Koray da hiç oralı olmadı. Varsa yoksa Mickey. ‘Daha çok küçük, umarım da hiç ilgilenmez’ dedim çocuğa. Arkamızdan 5-6 yaşlarından bir çocuk koştura koştura girdi içeriye. Bakugan oyuncağı varmış. Onu almaya gelmişler. Baba’nın da pek haberi yok sanırım durumdan ne olduğunu anlamaya çalışıyordu Bakugan’ın.

Bu karakterlerin yaydığı etki bağımlılık gibi. Çocuklarımızı bu yaşta ne hale getiriyorlar. Ben böyle olduğumu hatırlamıyorum. Erkek kardeşimin de herhangi bir çizgi film karakterleriyle yatıp kalktığını hatırlamıyorum. Benim barbielerim vardı, onun da arabaları. Başka da oyuncak yoktu ki zaten. Belki olsaydı biz de bağımlısı olacaktık.

Şimdi benim derdim, Koray’ı bu kötü ve gereksiz karakterlerden koruyabilme şansım var mı?, onu anlamak. Yaşı geldiğinde, evde ben seyrettirmesem bile arkadaşlarının seyrettiğini, sohbet konularının bunlar olduğunu ve ellerinde bu karakterlere ait oyuncaklar olduğunu fark edecek. Çocuklar acımazsızdır. Koray’ın haberi olmadığını anladıklarını an dalga geçmeye, küçümsemeye başlayabilirler. Oğlumun kendini yetersiz hissetmesi, isteeceğim en son şey olacağından ben de razı geleceğim bunların hayatımıza girmesine öyle değil mi?

Hiç anlayamıyorum şart mı savaşların olduğu, silahların, alev toplarının olduğu çocuk filmleri yapmaları. Tamam hayat o kadar toz pembe değil. İyi ile kötünün savaşı her yerde var. Bu kavramı başka şekillerde de öğrenebilirler. Oyuncak, dergi satışından milyonlarca dolar kazanmak uğruna çocuklarımızın beynini yıkıyorlar ve biz buna engel olamıyoruz. Gidip bir adaya mı yerleşsek?!?