Her çocuk ya da her erkek çocuk böyle mi bilmiyorum ama Koray gerçek bir bağımlı. Benimle ilgilenmese bile her an elinin altında olmalıyım. Kafasını kaldırdığında beni görmeli. Başka şansım yok. İki dakika çaktırmadan tuvalete gitmeye kalkıyorum, ‘aannnneeeee’ diye kapıda bitiyor anında. ‘Oğlum sen git oyna işte, ben geliyorum’ diyorum, ‘annneeee aççç kapıyı’. Hani evde de yalnız değiliz ki. Ev işleri için bir yardımcımız da var. Onunla da oynuyor çoğu zaman. Olsun, anne başka değil mi?

Yok işte, bana izin yok. Kendi kendime beş dakikaya hakkım yok. Ancak o yattıktan sonra. Sabaha kadar da değil hani. Gece yarısı bu bağımlılığın devamı olarak yanında istiyor beni.

Birlikte olmaktan şikayetçi değilim veya tam zamanlı çalışmayıp oğluma kendim bakmayı seçtiğim için pişman da değilim. Sadece biraz zaman istiyorum. Koray’dan ayrı bir iki saat nefes almaya ihtiyacım var. Evin içinde bile olsa yeter. Dışarı çıkmama da gerek yok. Bırakmaya da korkuyorum şu anda çünkü ne zaman hemen yan evdeki arkadaşına oynamaya gitse 15-20 dakika geçmeden kapıda iki damla göz yaşı ile beliriyor. ‘Anneee’ diye başlamış ağlamaya. Ben, çalışan onu bırakıp giden bir anne değilim ki beni bulamayacak korkusuyla ağlıyor. Belki de tüm sebep budur. Hep yanındaydım ve şimdi beni göremeyince paniğe kapılıyor. Sanırım en mantıklı açıklama bu.

Geçenlerde bir arkadaşım ‘2.5 yaşında ciddi olarak anne bağımlılığı görülürmüş’ dedi. Ebeveynlikle ilgili bir kitap okuyormuş ve benim anlattığım bu döneme orada yer verilmiş. Umarım öyledir ama ben Koray’ın biraz ümitsiz vaka olduğunu düşünüyorum. Belki de ben ondan daha ümitsizimdir. Belki de ben bırakmaya korkuyorumdur da Koray’ı bahane ediyorumdur…

Eylül’de yarım gün yuvaya başlayacak. Nasıl olacak dersiniz? Sarp’a kalsa ben o 3-4 saat boyunca okulda beklemeliyim ya… geçiyorum burayı :)

İkimizin de ihtiyacı var bu bir kaç saatlik ayrılığa. Her şey ortaya çıkacak işte o zaman. Kim daha bağımlı, anlayacağız.