Hiç aklımızda olmayan bir süreci yaşıyoruz. Koray’ın 2 senedir devam ettiği ve çok sevdiği okulda kendi yaş grubunda bir takım istenmeyen sıkıntılar oldu. Sınıftaki öğrenci sayısı dramatik şekilde azaldı. Koray da normalde sınıfının küçüğü olacağına en büyüğü oldu. Hem de bayağı bir farkla. Ben de bir anne olarak onun fiziksel, ruhsal ve duygusal gelişimi için kendi öğretmenlerinin de görüşüne başvurarak daha kalabalık ve daha dengeli yaş dağılımı olan bir okula gitmesine karar verdim. Yakın çevremdekilerin tecrübelerine dayanarak araştırma yaparak elbette yine eve yakın bir okulda karar kıldım.

Koray’a da durumu günler öncesinden anlatmaya başlamıştım. Zaten kendisi de okul değiştirme konusunda istekliydi çünkü gittiği okulda sıkılıyordu. Sınıftaki arkadaşlarını çok sevse de onları ‘bebek’ olarak görüyordu. Neyse sonunda gün geldi ve Koray yeni okuluyla tanıştı.

Benim tahmin ettiğimden biraz daha fazla zorlanıyor. Bugüne kadar adaptasyon konusunda sıkıntı yaşamayan, güle oynaya okula giden oğlum kendini tamamen yabancı hissetti. Diğer çocukların yanına gitmek istemiyor. Biraz kafam karıştı, endişeye kapılır gibi oldum ki öğretmeninin sözleri beni kendime getirdi:
“Koray çok doğal bir süreçte. Onun için tamamen yabancı bir ortam. Önce bana güvenecek, sonra fiziksel şartlara yani okula güven duyacak en son da arkadaşlarının arasına girmek isteyecek.”

Kısacası, Koray şu anda kendini güvende hissetmiyor. Zamana ihtiyacı var. Meğer bulundukları fiziksel ortam ne kadar önemliymiş bu yaştakiler için. Hangi kapının arkasında ne var bilmiyor. Tuvalet nerede, mutfak nerede öğrenmesi lazım ki kendi başının çaresine de bakabilsin. Tam bu 4 yaşta her şeyi kendisinin yapabileceği algısı iyice gelişmiş durumda. Yardım istemiyor. Hal böyle olunca güven duyacağı bir ortamda bulunmak istiyor.

Kısaca anlatayım iki günümüzü:

Pazartesi sabah büyük bir heyecanla gittik. Gittik diyorum çünkü Koray’dan daha heyecanlıydım. Herkesten önce okula girmiştik. Yeni öğretmeni Koray’ı karşıladı, kendini tanıttı ve beraberce sınıfa çıktılar. Ben orada kalakaldım. Merakla beklemeye başladım. Biraz sonra okul iyice kalabalıklaştı, Koray’ın sınıfı doldu ve bizimki ¨Annem nerede?¨ diye yanıma koştu. Benim orada moralim bozuldu. Biliyorum durumu ama bozuldu işte. Sanki Koray hiç alışamayacakmış gibi geldi. Koray o ilk günü arkadaşlarından ayrı yerde geçirdi. Öğretmenini de bırakmak istemedi, beni de bırakmadı. Kalabalığa girmedi. Zaten öğlen yemeği saatinde de öğretmeninin ¨bugünlük bu kadar yeter¨ demesiyle eve döndük. Sevinçle eve oyuncaklarına koştu sonra da ¨yarın bu iki arabamı okula götürmek istiyorum¨dedi. Bunu duyduğuma nasıl sevindim, demek ki okula itirazı yok.

Dün sabah yine herkesten önce okula gittik. Bu sefer daha rahattık ama ben endişelerimden uzaklaşamadım bir türlü. Koray, öğretmeninin elinden tuttu ve sınıfa gitti. Beklemeye başladım. 2 saat geçmişti ve sınıftan henüz firar etmemişti. Bu arada öğretmeni yanıma geldi ¨bugün bayağı yol kat etti. Bir arkadaşıyla arabalarla oynuyor¨ dedi. İçimden derin bir oh! çektim. Çektim ama 20 dakika sonra ¨Anne!¨ diye bir ses. Meğer bütün çocukların ortaklaşa bir aktivitesi varmış ve Koray aralarına girmek istemediği için soluğu yanımda almış. Bahane olarak da ¨Karnım acıktı¨dedi. Biraz daha sınıfta ama diğer çocuklardan uzakta vakit geçirdikten sonra evin yolunu tuttuk. Yolda ¨Okula ne zaman gideceğiz?¨diye sordu. ¨Yarın sabah¨dedim. Bu arada sevindiğim bir başka nokta da öğretmeninin Koray’ın kaygı seviyesi yüksek bir çocuk olmadığını söylemesi oldu. ¨Çabuk alışacak merak etmeyin¨ dedi.

Akşam yatarken ¨Yarın McQueen arabamı götüreceğim¨ dedi. Anladım ki alışıyor. Kendini okulda iyi hissetmek için evden kendine ait eşyalar götürmek istiyor. Onun kaygısını anlamaya çalışıyorum. Biz yetişkinler bile hiç tanımadığımız kalabalık bir ortama girdiğimizde kendimizi ne kadar yalnız hissederiz. Biriyle iletişime geçince rahatlarız, o kalabalık ürkütücü gelmez yavaş yavaş kaynaşırız. Koray da tam o noktada. Üstelik onun için dile getirmesi de kolay değil. Koray’ın bu hallerini düşünerek okulun bir köşesinde beklerken bir türlü bitiremediğim Aletha Solter’ın ¨Çocuğunuza Kulak Verin¨ kitabını okurken buldum kendimi. Okudukça, oğlumun korkularını, kaygılarını daha da iyi anladım.

4 yaşındaki çocuğun okul değiştirmesi ne kadar zor olabilir ki diye küçümsemek yerine onun bu büyük(!) değişimden nasıl etkilenebileceğini anlamak en önemlisi.  Biraz sabır sadece. Elbette annenin de (yani benim) kendi kaygılarından arınması gerekiyor ;)