Aylardır iple çektiğimiz Amerika seyahati geldi. Bir de buna kardeşimin yüksek lisans planlarını da ekledik. Ailecek gidiyoruz. Yalnız bendeki acayip rahatlık kanını dondurdu etrafımdakilerin. Yarın sabah uçak var ve ben eve bir kaç saat önce girdim.Artık ne liste, ne program yapıyorum. O kadar sık seyahat eder olduk ki, gözüm kapalı hazırlıyorum her şeyi, son dakikada hem de.

Bugüne kadar onlarca soru geldi bebek ve uçak yolculuğu ile ilgili. Ben de bilmiş bilmiş gayet rahat bir şekilde cevapladım ama bu sefer beni aldı bir düşünce. 2 yaşında bir erkek çocukla 11 saat nasıl uçulur?

Bizi takip edenler biliyor Koray’ın gezentiliğini. Motorlu motorsuz her türlü taşıtta mutludur. Huysuzlanmaz, uyur uzun uzun. En az korktuğum uçak yolculuklarıydı. Kolayca atlatırdık. 1 yaşında yine Amerika’ya giderken bizi gören bir çift, uçaktan inerken sormuş hostese ‘bir bebek biniyordu bizimle, nerede o? Hiç sesi çıkmadı’ demiş.

2 yaş sendromunun en şiddetlisi ya uçakta tutarsa. Herkes uyurken bir şeye sinirlenip bağırmaya başlarsa, her zaman mışıl mışıl uyuyan çocuk bu sefer bir türlü uykuya geçemezse… bir sürü terslik geliyor aklıma. Sonra diyorum ki, yapacak bir şey yok. Herkes uçuyor. Tek başına 2 çocukla seyahat eden anneler de var üstelik. Biz de üstesinden geliriz. Yani heralde. Umarım. Umarım korktuğum gibi bir durum olmaz.

Ama ben tecrübeli annelerden aldığım tüyolarla kendime bir B planı yaptım.

– DVD player ve dvd kutusu – (Snow Buddies, 101 Dalmaçyalı, Mickey Mouse’ları unutmuyoruz elbette. Yoksa o uçak uçmaz!)

– Benekli, yavru Luca, tavşan, icy ve inekten oluşan hayvanlarımız

– Model arabalarımız

– Play-dough hamur

– Kitaplarımız – (Very Hungry Caterpillar başta olmak üzere kavram ve sözcükleri gösteren ansiklopedikler)

– Atıştırmalıklar

Tüm bunları TRUNKI‘nin içine başarıyla sığdırdım. Acil durum çantasının dışında Koray’ın uçakta rahat durması, uzun uyuması ve jetlag’i daha kolay atlatabilmesi için bu akşam geç yatırdım. Sabah da oldukça erken kalkacak. Uykusu yeterince geldiğinde havada olacağız. İndiğimizde öğleden sonra 3 civarı olacak. Otele gidip kuzenle buluşana kadar, hatta yemek yiyecek kadar zamanımız olur diye ümit ediyorum. Üstelik 3 gün sonra 6 saat daha uçup bu sefer Türkiye’den 10 saatlik bir farkla yaşıyor olacağız. Geçen sefer bu iç hat uçuşunda dişi tutmuştu. 1-2 dakikalık krizden sonra diş jelini ağzına boca ettikten sonra rahatlamış ve neredeyse tüm yol boyunca uyumuştu.

Bizim uçak yolculuklarımızda kötü anılarımız olmadığı için her şey toz pembe görünüyor bana. Benim bu kadar pozitif olmama şaşıranları inşallah şaşırtmaya devam ederiz. İlk durağımız Washington D.C.  Blogu ihmal etmeyeceğim. Her türlü teknolojik alet yanımızda. Yolculuk detaylarını ve şehir notlarını ilk fırsatta yazacağım.

Bu arada herkese iyi bayramlar!