2 yaş sendromuna doğru…

number2

Uykuydu, beslenmeydi derken şimdi yeni bir döneme girmek üzereyiz: 2 YAŞ SENDROMU.

Anlatıldığı kadar ürkütücü mü gerçekten bilmiyorum. Ben de karar verdim araştırmya ve başladım okumaya. En azından ne ile karşılaşacağımı bilmeliydim. Kulaktan dolma da olsa, küçük kuzenlerden aklıma kalanlar da olsa giriş cümlesini biliyorum ama: ‘BEN BURDAYIM’, ‘BEN DE VARIM.’ Çocuğun bebeklikten çıkıp kendini ispat etme evresi. Hem onun için hem de ailesi için sancılı bir dönem. İnatlaşma, söz dinlememe, aşırı hareketlilik, itiraz, ağlama krizleri… dünyanın merkezinde zannediyorlar kendilerini zavallıcıklar.

Peki gerçekten 2.yaşında mı başlıyor? Sorumun cevabı tabi ki HAYIRmış. 18 ay civarında başlayabiliyormuş. En azından kendini hissettiriyormuş. En geç 30.ayında bu öfke nöbetleriyle dolu sendrom kapımızı çalacakmış. İstisna olarak ‘melek’ bebek olarak adlandırılanlar bu dönemden asla geçmezmiş.

Nereden anlayacağız? Eğer ona yapmamasını söylediğimiz bir şeyi yapıyorsa veya istediği olmadığında kendini yerden yere atıyorsa hazır olmalıymışız. 2 yaş
sendromunun ayak sesleriymiş. İstekleri bizi eğlendire de bilirmiş ama çoğu zaman sinirlendirecek cinsten olurmuş. Daha önce hiç istemediği şeyleri talep edermiş. Amacı ise istediği olacak mı, istediğini yaptırtacak gücü var mı görmek için.

Neden ciddi bir hastalık gibi ‘sendrom’ olarak nitelendiriliyor? İnatlaşmalar ve ağlamalar arasında bir çatışma ortamı olunca anne ile çocuk arasında ve nasıl davranılacağı bilinmeyince uzun bir sürece dönüşebiliyormuş. Bu da sendrom olarak nitelendirilmesine neden oluyormuş. Boşuna ingilizce ”Terrible Two”* denmiyor.

Genel olarak, yürüme, tırmanma, uzanma gibi hareket kabiliyetlerini iyice geliştirdiğinden dokunmak, eline almak istediği herhengi bir nesneye uzanması artık hiç zor değil. Enerjileri oldukça fazla. Bunu başarmış olması onun için oldukça heyecan verici olduğu kadar biz anne-babalar için sinir bozucu olabiliyor. Daha da kötüsü istediği olmayınca kendini yerden yere atan veya çığlık çığlığa atan bir çocuğa sahip olmak.

2 yaş sendromu=inatlaşma Bilimsel kaynaklara göre bu inatlaşma dönemi , özerklik dönemi olarak tanımlanıyormuş. Normal olan zaten inat etmesi, itirazlarla direniş göstermesiymiş. Çok iyi hatırlıyorum. Dr.Sabiha Paktuna’nın katıldığı programlardan birinde konu bu inatlaşma dönemi ve annelerin verdiği tepkilerdi. Sabiha hanım, ”çocuğunuz inatlaşmıyorsa, HAYIR demiyorsa bir problem vardır. Doğal olan, normal olan budur. Siz onun kendisini göstermesi için destekleyici olun. HAYIR dedirtmeye çalışın hatta” demişti. Aklıma kazınmıştı bu sözler aylar öncesinden. Demek ki yapılması gereken, artık onun büyüdüğünü kabul etmek, istekleri ve itirazlarına saygı göstermek ve ona seçim hakkı tanımak gerekiyor. Anlatılanlara göre tüm bunları yapmak anne-baba için o kadar da kolay olmuyormuş. Çünkü karşımızdaki isteklerini ağlayarak, bağırarak yaptırmaya çalışan bir velet olma ihtimali büyükmüş ve stresli ruh hali herkese bulaşıyormuş. Sonuç=karşılıklı bağırışma, asabiyet.

Çocuklar bu dönemde büyük birer kaşif olurlarmış. OLUYOR gerçekten. Gördükleri her nesne, şekil, renk, duydukları her ses onlar için yeni bir öğrenme demek. Bizim anne-baba olarak görevimiz algılarını ve zihinsel gelişimini desteklemek. Çocuğumuza söyleyeceğimiz her HAYIR onun bu öğrenme evresini tamamlamasını engellenmesine sebep oluyormuş. Engellenen çocuk daha da sinirli olacak, o sinirlendikçe biz daha çok sinirleneceğiz. Üstelik 2 yaşında bir çocuk henüz kendini tam olarak ifade edemediğinden, derdini de tam olarak anlatamıyor, duygularını belirtemiyor demektir. Bu onun daha çok asabi olmasına neden oluyor. Bizler de bu durumu göz ardı edince bağırış çağırış başlıyor ve bizim minikler gerçekten üzgün bir surat ifadesine bürünüyorlar.

Özetlersem: 2 yaşındaki bir çocuk;

Yürür, tırmanır, uzanır, zıplar, hoplar, koşar. Eşyaları hareket ettirir ve amacına ulaşmak için nesneleri kullanabilir. Dil gelişimi tamamlanmamıştır, kendini ifade etmekte güçlük çeker. Enerjileri çoktur, devamlı hareket halindedir. Sınırları zorlar. Büyüklerin yaptığı her şeyi taklit etmeye başlar. Hatta ayakkabı, gözlük, şapka gibi anne-babaya ait kıyafetleri giymeye çalışır ki büyüdüğünü göstersin. Artık her an anne-babaya boyun eğmeyecektir çünkü istediği ve istemediği şeylerin farkındadır ve bunları ebeveynlerine anlatmak için uğraşır. Tehlikenin ne olduğunu bilmez. Yüksek bir yere tırmanmak onun için yeni bir başarıdır. Anne-babanın aşırı tepki, onun bu hareketi daha fazla ve daha bir zevkle yapmasına neden olur. Hatta ”gözümüzün içine baka baka yapıyor” cümlesi sık sık duyulmaya başlanır.

Tüm okuduklarım ve yukarıda paylaştıklarımın ışığında bizim evin değerlendirmesini yaparsam, Koray’ın 2 yaş sendromu yavaş yavaş başlıyor diyebilirim. Koray’ın, çoook yüksekte olmaması kaydıyla uzanamayacağı nesne, çıkamayacağı yer kalmadı gibi evde. Sandalye, tabure veya üzerine çıkabileceği herhangi bir şey onun hedefine ulaşması için yeterli oluyor. Üstelik hedefine ulaştığı anda neşeli çığlıklarla dönüp bize bakıyor. Benim çok tepki vermediğimi öğrendiğinden genellikle baba ve anneannesinin yanında olduğu zamanlar yaramazlık dozunu arttırıyor. Mesela akşam babası eve gelene kadar gün için koltuklarda zıplayıp, sehpa ve masaların üzerin çıkmıyor. Benim için tüm bu yaramazlıkları, Koray’ın biraz daha büyüdüğünün göstergesi, kızmak bir yana koşturarak fotoğraf makinesini elime alıyorum ki, herkese gururla oğlumun neler becerdiğini göstereyim. HAYIR kelimesini kullanmamaya özen gösteriyorum. Daha doğrusu prizler, fırın-ocak ve otomobil kapı kolunu açmaya çalışması durumunda kocaman bir HAYIR çıkıyor ağzımdan. Diğer zamanlarda kibarca ‘yok canım, yapmayalım, hadi bırakalım onu’ diyorum bazen de ‘no no no’ çıkıyor sevimli bir ses tonuyla ağzımdan. Koray da anladı tüm bu vurguların farkını. HAYIR’ı duyduğunda çok bozuluyor oradan biliyorum.

Uykuya geçişleri bile bozuldu. Dün uyku problemi ile ilgili bir yazım vardı ya.. Bugün anladım ki uykuya direnç gösteriyor. Eskisi gibi hemen yatağına gitmiyor çünkü istemiyor. Ne kadar uykusu olursa olsun henüz uyumak istemiyor. Biraz daha kitap okumak, oyuncaklarıyla oynamak istiyor. Bense ‘hadi Koraycım yat artık, çok uykun var’ diyerek zorla uyutuyorum.

Peki ben yukarıda anlattığım kadar olgun ve sakin miyim 7/24? HAYIR. Keşke her an soğuk kanlılığımı koruyabilsem ama yapamıyorum. Bir bakıyorum sesim Anadolu yakasından bile duyulur şekilde çıkıyor. Ben bile inanamıyorum ve anlayamıyorum kendimi. Koray nasıl anlasın ki benim bu sinir ataklarımı? Hata, kocaman bir hata benimki. Bağırmaya başladığım anda pişman oluyorum zaten ve diyorum ki kendime: ”Anlamıyor, 18-19 aylık bebeğin senin neden bağırdığını anlamıyor. Dudakları bükülüyor ve bazen da ağlamaya başlıyor olması senin neden delirdiğini anlaması demek değil. Sesinin anormalliğinden ortada kötü bir şey olduğunu fark ediyor  o kadar.” Ama Neden? Ne? Nasıl? Bilmiyor zavallıcık. Boşuna her ikimizi de üzmüş oluyorum sadece.

2 yaş sendromundaki miniğe nasıl davranacağız? Onu daha çok kucaklayacağız, onu çok sevdiğimizi anlatacağız ve dikkatini başka bir konuya, nesneye çekmeye çalışacağız. Bol bol hareket edip enerjisini sonuna kadar kullanmasını sağlayacağız ki akşam uykuya geçerken daha az direnç göstersin.

  • Dışarıdayken, başkasının evindeyken bu sinir ataklarının nasıl üstesinden geleceğiz? Çocuğumuzu alıp yalnız kalacağımız bir köşeye çekilip ona sakinleşmesi için zaman tanıyacakmışız. 3 yaşında doğru birbirimizi daha iyi anlayacağımızdan karşılıklı olarak duygularımızı anlatmaya başlayabilirmişiz.
  • İnat ettiğinde onun küçük ve güçsüz olduğunu unutmayıp inatlaşmamak gerekiyor.
  • Bu asabi davranışlar, doğal gelişim sürecinin bir parçası.
  • Hoşumuza gitmeyen bir davranışa karşılık cezalandırma, bağırma veya engelleme yapılmaması gerekiyor. Henüz birbirimizi sözel olarak anlayamadığımızdan uzun uzun konuşarak boşuna zaman kaybediyormuşuz. Yapılacak en akıllıca şey başka bir oyunla dikkat dağıtmak.
  • Eğer dikkatini dağıtmak yeterli gelmiyorsa, onunla ilgilenmeyi kesmeliymişiz. Kısa sürede sakinleşiyorlarmış. Baktı ki ağlayarak, kendini yerden yere atarak ilgi çekemiyor, bundan vazgeçiyorlar.

Çocuğumuzun bu asabi davranışlarından şikayet etmek yerine onun bir süreçten geçtiğini anlayıp, onun büyümekte olduğunu kabul etmeliyiz. İki yaş sendromunu bir aile faciasına dönüşmesini engellemek zorundayız. Aksi halde gerçekten de asabi, devamlı ağlayan, bağıran bir çocuğa sahip olabiliriz. Onun ihtiyacı olan sevildiğiniz hissetmek, bolca öpüşüp koklaşmak, anne-baba ile daha çok oyun oynamak ve yeni şeyler öğrenmesi için destek olmak!

Koray henüz ciddi sinir krizi atağı geçirmedi. Heyecanla bekliyorum. Bir yandan da okuyorum. Etrafıma soruyorum ve kardeşimin o dönemini hatırlamaya çalışıyorum. Aklımda en çok kalan, Kerem’in her hafta sonu gittiğimiz restoran’ın girişine pas pas olarak boylu boyunca kıpırdamadan yatması, annemlerin onu tanımayıp beni yanına göndermeleri, Kerem’in bağırarak beni tekmelemesi ve tekrar aynı pozisyonu alması. Restorana girenlerin tuhaf tuhaf ve acır şekilde bakmaları… SÜPERMİŞ. O zaman -henüz 6 yaşındayım- ben çok kızıyordum ona ve bildiğim kötü kelimeleri sayıyordum (salak, aptal …vb) sevgili anne-babamız da bu sefer her ikimizi de görmezden geliyorlardı. Yemekleri bitene kadar zaten Kerem de ben de sakinleşip normale döndüğümüzden mutlu mutlu eve gidiyorduk. Abla olmak ne kadar sorumluluk getiriyormuş insana meğer?!?

 

Kaynak:
http://www.babycenter.com/0_your-20-month-olds-social-and-emotional-development-terrible_1273321.bc
http://www.baby-medical-questions-and-answers.com/toddler-behavior.html
http://www.bbc.co.uk/parenting/your_kids/toddlers_terribletwos.shtml

2

21 Yorum

  • nesrin says:


    İremcim yazıya dökmenin en güzel örneğini vermişsin.Hata olarak gördüklerini yazıp çözüme ulaşmak.. Bu konuda verdiğin emeği takdir ediyorum ve mutlaka Koraya geri geleceğini düşünüyorum.Bu arada Kereme çok güldüm,İnci hanımdan hiç Kerem hikayeleri duymadık..Senden dinlemeyi umuyoruz..Hoşça kal..

  • inci says:

    iremciğim,sen 2-veya 2.5 yaşındaydın,bir gün ank. da selanik caddesinde aşağı doğru yürüyoruz ,ilk büfeden nana (sakızın senin dilindeki adı)istedin aldım,ikinci büfeyi gördün istedin tekrar almadım,üçüncü büfede gördün almadım ve ağlama kirizi başladı ;elimi bıraktın ve ben yürümeye devam ettim(trafiğe kapalı yol ve o tarihlerde çok daha tenhaydı tabii ki)uzun bir  gizli takiple ayrı yürümeyle cadde kenarına kadar ağlayarak geldin ve elimi tutp karşıya geçtik .o son tutturman oldu!!!!seni çok seviyorum….

  • Anonymous says:

    oglum 18 aylık ve aynı koray ın model bir cocuk.tırmanmadıgı yer yok diyebilirim.ben de aynı sizin gibi davranıyorum ogluma.kendimi size yakın gördüm davranıslar konusunda.ama cok zor.onun kücücük bedeni zarar görmesin diye hersey.. ah bi anlasalar.. yazı icin tesekkürler..sevgiler

    • IR says:

      Tesekkur ederim oncelikle :)
      Dediginiz gibi isimiz zor ama baska hic bir seye de benzemiyor bu sevgi, oyle degil mi? Yeter ki saglikli ve mutlu olsunlar.
      Sevgiler,
      irem

  • gamze göktaş says:

    benim oğlum henüz 14 aylık sanırım biz bu döneme erken adım atıyoruz :-( bazen nasıl yaklaşacağımı bile şaşırıyorum gece emmek için uyanıyor ağlayarak almak için yanına gidiyorum önce uzanıyor sonra vuruyor ya da geri kaçıp daha şiddetle ağlıyor pes artık diyorum. bir de oldukça sakin bir çocuktu vurmak ,saç çekmek ve tırmalamak bu aralar favori davranışları arasında ve bu beni çok korkutuyor . sandalyeye oradan mutfak masasına çıkmaya bayılıyor ya da gümm diye o sandalyeyi yere düşürmeye ( bu arada kendi gözleri de kırpış kırpış :)) Allah hepimize sabır versin ve kendime sessizce en çok mırıldandığım duayı hepimiz için ediyorum şimdi Allahım aklıma mukayyet ol!
    sizce bu sendroma erken girmesinin nedeni benim işe dönmem olabilir mi? bakıcıdan hiç hoşlanmadı bu yüzden mi böyle sert davranışlara başladı acaba? ve bana neler önerirsiniz? sevgiler….

    • IR says:

      Gamze Merhaba,
      Ben yazıyı okumaya başladığımda ‘işe mi gidiyor acaba?’ diye düşünüyordum ki zaten cevabını vermişsin. Çalışmayan bir anne olduğum ve etrafımda bir sürü çalışan arkadaşım olduğu için anlattıkların ‘işe dönen annenin çocuğu’ sendromunu gösteriyor. Bu lafı şimdi uydurdum tabi ki. Bilmiş bilmiş konuşmak elbette istemem ama anne olduğumdan beri öğrendiğim en önemli şey çocukların her davranışının bir nedeni olduğu. Hiç bir şey tesadüf değil. Her davranışını karakteri, yapısı böyle deyip geçiştirmek hata. Takip edip ne istediğini anlamalı. Sen işe başladığın için tepki veriyor olması ihtimali çok büyük. İşten ayrılacak halin yok. Onu neyin rahatlattığını, mutlu edeceğini bulman lazım. Bir de yürümeye başladığı bu dönemde keşif halindeler. Dur durak bilmek yok. Tırmansın, atlasın, koşsun, merdiven çıksın. Yeteneklerini keşfediyor, sınırlarını öğreniyor. Asabi halleri de eklenince al sana erken dönem 2 yaş sendromu.

      Ben Koray’a ‘yapma, etme’ diyen bir anne değilim. En azından güvenli ihlali olmadığı durumlarda. Prizler kapalı, merdivenlerde kapı var, kesici-delici aletler, kibrit çakmak gibi şeyler ortada bulunmuyor. Koltuğa, masaya çıkmasına izin verdim. Nasıl düzgün inilir, çıkılır gösterdim. Hiç değilse doğrusunu öğrensin de kendine minimum zarar versin. Yoksa bir başka zaman siz bir saniye arkanızı dönersiniz o ipini koparmış şekilde koştura koştura masaya çıkar. sizin panikle bağırmanızla da ‘gümm’.
      Biraz soğuk kanlı ve akılcı olmak lazım. Çocuğun asabi hallerini de onu anlamaya çalışarak üstesinden gelebilirsin bence. Onunla aynı seviyede konuş ya da kucağına al. Sor. Anlamasa da ne dediğini sakinleyecektir annesiyle sohbet ettiği için. Yaramazlıkları gözünün içine baka baka yaptığında bakma. Zor ama bakmazsan 1-2 yapar. 3. sefer de vazgeçer.
      2 yıllık anne tecrübelerim ile söyleyebileceklerim bunlar.
      Umarım üstesinde bir an önce gelirsin.
      Sevgiler,
      irem

  • melike says:

    mlerhaba arkadaşlar
    inanın şuan ağlıyorum.oğlum 17 aylık.onu mutlu etmek adına oyunlar oynuyorum sürekli dışarda enerjisini atmasına olanak sağlıyorum.inanın sendromun dibine batmamak adına çırpınıyorum..ama nafilee..yinede en ufak birşeyde kendini yere atıyor..atmakla kalmıyor kafasını yere vuruyor.dün kanattı kafasını düşünebiliyormusunuz.eğer engellersem kendini parmağıyla kusturmaya çalışıyor..ben çalışmıyorum 24 saatim onunla geçiyor..bilgisayarı görüyor..istiyor..makyaj malzemelerim tabak çanak tencere vb..dikkatini dağıtıyorum..ama oyunlarımıza ara verince tekrar..ben ne zaman wc ye gidicem ne zaman yemek yapıp yicem..yada ona hazırlıcamm..5 dk için nasıl kendine zarar verdiğini anlatamam..sürekli okuyan onun üzerine titreyen bi anneyim..daha ne yapayım ben?inanaın balkonlarımı örgü telle çevirdim taşıyıp tırmanıyor..camlarım güvenlikli..ilgilenmesem oynamasam yapmasam dicemki yapmıyorum ondan..daha ne yapabilirim??nasıl atlatacağız bu dönemi?

    • IR says:

      Melike
      Yorumunu okuyunca biraz urktum acikcasi. Ilgi istiyor olmasi kendini yerden yere atmasi normal ama kendine zarar vermesi cok kotu. Doktorunuza danistiniz mi?

    • serap says:

      Melike hanım benim oğlum 16 ay, 10 günlük. Birden başladı aslında, artık kızınca, ya da ben onu engellemeye çalışıp, hayır deyince kafasını yere, dolap kapağına vs. vurmaya başlıyor. Mesela bugün ben tuvalete girince kapıyı açmadım ve tuvalet kapısına kafasını vurdu. Çok üzülüyorum, konuşmaya çalışıyorum ama beni dinlemiyor, sürekli hareket halinde. Kendisi de konuşamıyor bu arada, bazen aç, alovgibi çok basit bir şeyler duyuyorum gibi geliyor ama… Daha önemli bir şey olmasından korkuyorum, çok korkuyorum. Psikolojim bozuldu. Sizin mesajınızı araştırırken gördüm, şimdiki durumunuzu merak ettim aslında. İyi haberler verirseniz, sanki bizim için de bir şans varmış gibi hissedeceğim….

  • melike says:

    bu arada eşimmlede çok uyumluyuz.evimizde şiddet asla.tartışmalarımız içinse efenin uyumasını bekliyoruz..o ana kadar konuyu açmıyoruz..ne komik değilmi?

  • canan says:

    merhaba.kızım menekşe yirmibeş aylık oldu.iki yaşına girdi ve huyları değişti gündüz çok değişiklik yok ama uyku saatleri ve geceler bir kabus oldu sanki.ağlama krizleri ayakta salla beni diretmeleri üst giydirmeme ,annem giydirsin suyu annem içirsin vb….Gündüz üstünü giydirmemesinin dışında uyumlu olan kızım geceleri çok değişiyor.ir de istemediği bir yere kesinlikle giremiyoruz.olmaz annecim derim ama hayırları hep çok az kullanmaya özen gösterdik.æma beni düşündüren arkadaşları varken de beni yanında istemesi.bağimlı bir çocuk olmasını hiç istemedim.acaba yoğun ilgim mi bu sonucu doğurdu bilemiyorum.ancak canınınistediği kişilerle odasında yanlız oynuyor.komşumun ikibuçuk yaşındaki oğluyla ve bazen de başka çocuklar olm olasa da beni istemesi düşündürüyor.kendi yemek yiyen giyinen bir çocuk.engellemedim aslında ama evde biraz ayrı zaman paylaşmaya alıştırmaya çalışıyorum.

  • tuba says:

    bızım sendromumuz 1 ay onceden başladı ve şuan 17 aylık kızımız evde oldugumuzda pek karışmıyorum ama ev dışında kontrol etmeye çalışıyorum ve yeni anladım o yerlere yatıp ağlamalarını bul mak. üstüne çıkmasını buzdolabı kapagını acıp içine girişini dolapların içini boşaltmasını hele ki mutfak onun mekanı bazen elimden tutar mutfaga gider tncereleri yere atar artık bende bazen oturur izlerim yada eşlik ederim yoksa evi talan ediyor

  • neslihan says:

    bizim Arı’da girdi girmesinede evet yere atıyor biz tam 1 su balıgıyız hastasıyız suyun 1de bahce aman o bahce yokmu o bahce aslında ben daha cok etraftaki Arı’dan büyük çocuklara karşı tutumun eksikliğindeyim.yani nasıl desem Arı abiye koşar(dışardaki bir çocuk) abi bunu iter Arı ona tekrar koşar abi tam patlatacakken ben arı’yı çekerim o bunu oyun sanar tekrar koşar.Abinin annesi bahcesinden izler.sonra cocugu ağlar(bu arada Arı abiye gider 1 tane vurur.)abinin annesi koşar noldu oglum diye bana vurdu der abi anne ah kuzummmm kıyamam sana gel öpiyim halindedir.tabi Arı da ağlamaya başlamıştır.eyvah ki ne eyvah 1 öneri ışıkla önümü aydınlatıcak varmıdır.Bu kendinden büyük abilere ve ablalara nasıl yaklaşmalı…

  • neslihan says:

    aslında 22 aylığız biz büyüyoruz.1 aralar tv konsolunun yanında duran vitrinin cam kapağını açıyorduk önceleri izin verilmiyordu .sonra kaldırdım ordan herseyi al dedim Arı burası senin sonra 1 baktım 1 gün girmiş içine ordan anneeeeeee diye bağırıyor nerdesin nerdesin derken camı aralayıp ce-e yapıyor küçük kurbacık.çook eğlenceli de hehe evet cogu zaman coook sinir bozucu olabiliyor.bizde cok hayır yok onun yerine nasıl becerdiysem(becermez olsaydım) yok larımız meşhur ben yok dediğimde basıyor çığlığı hayırlar daha 1 dinlenebilir oluyor.en üst kata çıkmak yasak mesela ordada yasak kelimesi favori.hadi arı kural kuraldır diyorum.aglama kesiliveriyor.geçen gün babanneler bize geldiğinde tutmuş onları o kata çıkartmaya çalışmış.deniyor edepsiz :)..şu elimden tutmama meselesine hala 1 çare bulamadım.aslında aramayıda kestim diyebilirm.yol kenarına kendim geçmeyi kabul ettirdiğim sürece tutmuyorum elini.hatta tutma elimi kendin yürü diyorum.bakıyorum o zaman 10-15 adım sonra elimi tutmak istiyor.tabii hep böyle kolayda geçmiyor.1krize giriyor aman allahım çığlıklar bağırmalar ..ama anlıyorsunuz sizde değilmi zoraki aglamayı sürdürdüğünü.çok komik geliyor o zaman bana gülmemek için zor tutuyorum kendimi.

  • burcu says:

    ne kadar guzel bır yazı emegınıze saglık benım 14 aylık bır oglum var ve bız o ayak seslerını duyuyoruz ınanılmaz hareketlı oglumuz alısverıs merkezlerınde eger ıstedıgı oyuncagı almazsak reyonalrı bozmasına ızın vermezsek butun gucu ıle cıglık atıp yere yatıyor bızı ıssrmaya calısıyor esım ve ben de sadece yuzune bakıyoruz yapma bıle demıyoruz hıc konusmuyoruz sonra kalkıp elımızı tutuyor ve hıcbır sey olmamıs gıbı yuruyor tekrar bzı d eboyle bır yol ızlemeye basladık bakalım 24 aylıkken neler olacak:)))

  • Dilek says:

    Benim oglum 19aylik 2 Yasin sendromunu cok duydum ama oglusumda nasil oldu yada nasil olacakmis bilmiyorum aslinda okuduklarimin cogu var inatlasmasi bagirmasi isirmalar Eline Gecesi firlartmasi vs ama bu durum ne zaman basladi hatirlamiyorum ama isirmalar SAC cekmeler cok erken basladi sabir gösteriyorum ama Artik dayanamiyorum bagiriyorum kiziyorum herseye yapamazlar dur gitme yavas yani anliyacaginiz bazende elimi kaldiriyorum ama duydugum vicdan azabini anlatamam cok üzülüyorum ama Kendime Hakim olamiyorum Bir görseniz Cocuguma HIV yaramaz demedim hep fazla hareketli Dedim bagirmam gerekiyor elimi kaldirmamam gerekiyor bilmiyorum hergün yapmicam diyorum yinede yapiyorum. Bana Bir care

  • seher says:

    saol canim bu yazin için çok isime yariyacak eminim inshallah baska yazilarin varsa onlarada bir göz atarim Allah razi olsun

  • elof says:

    merhaba benim kardesim asiri derece de her dakika agliyor insanlara karsi asiri yabani hep kaslarini catiyor halasi ile 1 haftadan daha fazla kalmasina ragmen hala ona kaslarini catarak bakiyor sesi inanilmaz derrecede yuksek ve gur artik hepimiz pes etmis durumdayiz lutfen yardim edin

  • Kubra says:

    Bizim ki 19 aylik ve basladi bunlari yapmaya eline telefon vermiyoruz bizim elimizde görüp istiyor elimize telefonu almamaya calisiyoruz telefonun bebekler cocuklar icin ne kadar zarar verdiği bilinen bi gercek vermedigiz zaman cildiriyor adeta bogazini yirta yirta agliyor anormal ses tonlariyla … ben ne yapacagimi sasiriyorum esim desen ortada kaldi adamcagiz bu niye boyle falan diyo … zor is cocuk buyutmek

Leave a Reply