Koray’ın bir süredir iştahsız olduğundan yakınıyordum ya. Sonra da iştahsızlıktan ziyade damak zevkine uymayan gıdaları yemediğini, yani kişiliğini ortaya koyduğunu anlamıştım. Yine de içim rahat değil. Bin bir güçlükle yemek yediriyorum. Daha doğrusu benim sabrım azaldığından takviye güçlerle(anneanne, dayı, kuzen, Luca…) iyice oyun halinde yemek yeniyor. Ben tek başımaysam, 2 şarkı-türkü, bir kitap eşliğinde yemek yedirmeye çalışıyorum. Baktım gördüm işe yaramıyor bunlar, birbirimizi üzmeden ‘hadi bakalım, bitsin bu iş’ diyerek sofradan kaldırıyorum Koray’ı. Ama mutsuz oluyorum, ya yeterli beslenmiyorsa diye. Acaba yarım saat sonra atıştırmalık bir şey versem mi? Sütünü içerken meyve-bisküvi takviyesi mi yapsam? Yemek saatlerini mi kaydırmalı? Yemeklerimi mi beğenmiyor? Diş mi geliyor? Soruyorum da soruyorum kendime.

Tesadüfen bugün Babycenterdan gelen haftalık mail’a takıldı gözüm. 20-21 aylıkken bebek gelişimiydi konu ve 2.satırda şu cümle vardı: Çocuğunuz en sevdiği yemeklere bile itiraz mı ediyor?

Demek ki bu dönemin özelliklerinden biriyle daha karşılaşıyordum. Aslında üzerinde çok durmamak gerektiği, çocuğun özgürlüğünü ilan etmeye çalıştığı dönemin doğal davranışı olarak, istemediği besini anlatmaya çalıştığından bahsediyordu yazıda kısaca. Yapılması gereken, çocuğun itiraz ettiği besini değişik şekilde ona sunmak veya o besine alternatif bulmak olmalıymış. Süt mü istemiyor, öyleyse yoğurt ve peynire daha fazla yer vereceğiz menümüzde veya yumurtayı haşlanmış yemiyorsa omlet ve türevleri olarak karşısına çıkaracağız. Bunun dışında bir günde de sebzeden nefret ettiğine de karar verebilir, bu durumda üzerine gitmeden besin değerlerine dikkat ederek meyveye yüklenecekmişiz.

2 yaşındaki bir çocuk kontrolün tamamen kendisinde olmasını istermiş. Yiyeceği yemeğe karar vermek de bunun bir parçası. Benden süt-meyve-ekmek-domates-mısır gevreği talep ediyor özellikle. Belki de ona kulak vermeliyim. Sonuçta öyle aç, halsiz, güçsüz,huzursuz değil Koray. Aksine son derece hareketli. Bütün gün de aç gezdiğini söyleyemem. Canı istediğinde gayet güzel, benim elimden tutup mutfağa götürmesini biliyor. Bir başka öneri de her öğünde mutlaka sevdiği bir yiyecek olmalıymış(fast food değil tabi ki). Genelde çocukların sevmedikleri yiyecekler, yararlı yiyecekler olduğu için öğünlerden eksik etmek gibi bir şey yapamıyoruz. Sevmediği bir sebze yemeğinin yanında bayıldığı 2 adet köfte koymak fena olmaz bu durumda. Bu yaşlarda çocuklar çok seçici olurlarmış. Gerçi annem okuyunca yemek seçme konusunda master yapmış kızına kim bilir neler diyecek? Bir başka öğrendiğim şey de çocukların günlük aldığı kalori yerine haftalık besin düzenini kontrol etmek gerektiği. Bazen aç kurtlar gibi bütün bir gün yemek yiyen çocuğumuz, ertesi günü sadece meyve yiyebilirmiş. Bu yüzden günlük değil haftalık bakıldığında anlaşılırmış çocuğun dengeli beslenip beslenmediği.

2 yaş özerklik dönemindeki çocukların doğru yemek alışkanlıkları kazanabilmesi için yapabileceklerimizi şu şekilde sıralayabilirim:

• Çocuğumuzu yemek yemesi için zorlamayacağız. Gerçekten acıkmasını beklemeliyiz, acıktığını hissetmesini ve anlatmasını beklemeliyiz.
• Sofraya çocuğumuzla birlikte oturup yemek yemeğe özen göstermeliyiz.
• Çocuğumuzun istediği şekilde yemek yemesine izin vererek deneme yanılma yoluyla kendi kendine doğruyu bulmasına yardımcı olmalıyız.
• Çocuğumuzun tabağını daha neşeli hale getirebiliriz. Renkli, desenli tabak takımı kullanabiliriz veya sebzelerde gülen surat yapabiliriz. Biz annelerin yaratıcılığına kalmış.

• Öğünler arasında özellikle de yemek saatlerine yakın abur cubur yemesini engelleyerek gereksiz şekilde karnını doyurmasını önleyebiliriz.
• Yemekten kısa bir süre önce alınan sıvının, tokluk hissi verdiğini söylüyor bazı uzmanlar. Buna kulak verip sıvı tüketimini yemeğe saklayabiliriz.

Yemek seçmesinin dışında Koray’da gözlemlediğim diğer değişiklik ise mama sandalyesinde 10 dakikadan fazla oturmak istememesi. İlk 10 dakika yarış halindeyim, 4-5 kaşık demek çünkü bu. Etrafta dayı-kuzen gibi animasyon ekibi varsa 2-3 lokma daha yiyor. Yine de eskisi gibi kandırmak kolay değil. Resmen takip ediyor beni. Sanırım açlığını bastırdığı anda kalkıp gitmek istiyor çünkü oynayacak, karıştıracak, keşfedecek koca bir dünya var dışarıda. Yemekle kim vakit kaybeder ki?!?