Son günlerde en çok aklıma takılan soru bu. Oyuncak dolup taşıyor ev. Sıkılmasın diye de 15-20 günde bir değiştiriyorum oyuncaklarını. Hepsi bir and ortada değil. Genel olarak gruplandırırsam kitaplar, ses-ışık çıkaran oyuncaklar, top havuzu, çiftlik hayvanları ve Fisher Price’ın göz kamaştırıcı oyuncakları Konuşan Ev-Aktivite Masası. Koray kendi kendine çok güzel oyalanırdı. Yarım saat kitaplarını karıştırırdı, müzikli oyuncaklarıyla eğlenir, benekli ile ineğini orada oraya oynatırdı. Oysa şimdi hiç birinin yüzüne bakmıyor. Ben zorla oturtursam kucağıma kitaplara bakıyoruz. O da taş çatlasa 15 dakika.

Yazının başlığına bakılacak olursa çok değerli bilgiler verecekmişim gibi geliyor. Aslında ben içimi dökmek istiyorum. Çünkü Koray beyin aktiviteleri benim başımı döndürürken, izleyenlerin de kalp krizi geçirmesine sebep oluyor. Erkek çocuğu olan anne karakterine girmiş bulunmaktayım. Ben de başlığı uzatıp biraz ipucu verdim. Genel olarak günlük rutinimiz şu şekilde:

Sandalyelerin tepesine, en tepesine, sırtımızı dayadığımız yere basıp uzanamadığı dolap kapaklarını açmak, koltuktan koltuğa atlamak, yatağından kaçmak, pencere iç pervazlarında dans etmek, tek elinde biberonu merdivenlerden inmeye çalışmak, şöminenin içine girip külleri savurmak, Luca’nın üstünde dıgıdık dıgıdık yapmak, kulaklarından çekiştirip tadına bakmak. Evet tadına bakmak. Öpmeye çalıştığını sanmıyorum.

Bitmedi. Evdeki tüm ışıkları yakmak, emziklerini olmadık yerlere sokuşturmak, dedesinin 43 numara terlikleriyle dolaşmak. Aslında ilk kez, anneannesinin ayağından zorla çıkartıp giymişti terliğini, bu hafta daha büyüğünü görünce çok sevindi. Ayrıca çamaşır makinesinin içine diş fırçalarını atmak, çamaşır ve bulaşık makinesinin programlarını karıştırıp, tabakların kirli olarak makineden çıkmasına ve normalde 30 derecede 800 devirde yıkanması gereken çamaşırların 60 derecede ve 1400 devirde yıkanarak iyice arınmasını sağlamak, yürüyüş bandında yürümek. Elleri serbest bayağı bildiğiniz büyük insan gibi yürümekten bahsediyorum. Bir ipod’u eksik.

Hortumla her yeri yıkamak. Buna babasının yeni yıkanmış arabası, annesinin ta kendisi, Luca da dahil. Çikolata yedikten sonra yere yatıp Luca’yı çağırmak. Amaç: Luca gelsin yüzünü gözünü yalasın.

Yukarıda listekiler bugün yaşadıklarımız. Eksiği yoktur da fazlası vardır. Keşif döneminde biliyorum. Artık onu durdurabilecek bir engel, fiziksel bir yetersizlik yok. Yürüyebiliyor, koşabiliyor, tırmanabiliyor. Yeteneklerini keşfederken oyuncakların yüzüne kim bakar? Yemek yedirirken çiftlik hayvanları işe yarıyor hiç değilse. Mama sandalyesinden çıkıp atlaması da an meselesi gerçi. Bugün yarın onu da yapar bu arkadaş.

YANDIM BEN!!!