Bugünkü yazımın konusuna çok uyan bir sözü başlık olarak yazmak harika bir fikir gibiydi ama yazarken bir tuhaf geldi.

Şeytanın Bacağını Kırmak?!?

Konuşurken ve yazarken dil ne kadar fark ediyor. Ben yine de bıraktım başlık ilk yazdığım gibi kalsın istedim, şeytanın bacağını kırdım çünkü ve evimize yarı ev işlerine, yardımcı yarı da Koray’a arkadaş olabilecek birini buldum. Aslında arkadaşım zorla getirdi :) 20 yaşında tazecik, pırıl pırıl bir kız. Oldukça da başarılıymış okulda. Üniversite sınavlarını kazanmış kendi memleketinde ama annesi hastalandığı için onu göndermişler Türkiye’ye para kazanması için. Arkadaşımda babaannesi çalışıyor. Torununun bizde çalışmasını kabul ettiğimi duyunca kadın başladı ağlamaya. Sevincinden. Biricik torununu tanıdığı üstelik yanı başında oturan aileye teslim ettiği için ağladı uzun uzun. ‘Elleri çok narindir, eldiven giysin olur mu temizlik yaparken?’ diye ıkına sıkıla rica etti. İçim sızladı babaannenin haline. Ne hayatlar var, böyle zamanlarda anlıyorum ben.

Neyse gelelim esas konuya… Bakıcı değil aslında, bana yardımcı biri olacak bu kız. Evden çalışıyorum zaten ama bu iş küçük çocuk varken o kadar da kolay değil. Çünkü önemli telefon görüşmeleri, konsantrasyon gerektiren mail ve raporlar hazırlarken sırtımdaki yer cücesiyle uğraşmak zorundayım. İşte bizim ‘ablamız’ da beni bu durumlardan kurtaracak. Gözümün önünde ama benden bağımsız olacak Koray. Yoksa onu bir bakıcıya bırakıp sabahtan akşama kadar kendimi dışarıya salamayacağımı biliyorum. Aklıma bir sürü acayip fikir geliyor.

Bugün ilk günümüzdü. Bizimkiler hemen kaynaştı.

Bi gel, Gel bi, Otur, Aç, Ver gibi emir kipleriyle istediğini yaptırabileceği, hem de peşinde çok daha uzun süre koşturabileceği birine bayıldı Koray. Arada kontrol amaçlı veya ‘seni unutmadım’ anlamında yanağıma bir öpücük konduruyordu. Ben de göz ucuyla onları seyrediyor, bir yandan da işlerimi düzenliyordum.

Daha yoğun, daha heyecanlı günler var. Slingo için bir sürü kampanya hazırlıyoruz. Bloglara yazmam gereken onlarca yazı, gitmem gereken sempozyumlar, konferanslar var. Ve ben tüm bunları Koray’ı gözümün önünden mümkün olduğunca ayırmadan yapacağım. Umarım.