Tarif edemediğim bir şey var  bugün bende. Bloglarımda beni bekleyen bir sürü yazı var, elim gitmiyor. İlk cümleleri yazıp yazıp bıraktım. Aramam gereken insanlar var, telefona uzanmıyor elim. Uyumak istiyorum sanki ama yatağa gidecek enerjim yok. Olduğum yerde yığılıp kalabilirim ama ben bir anneyim hiç şansım yok. Bizim yaramaz ayaktayken gözlerimi bir an bile kapamam imkansız. Çünkü o kısacak bir saniyede yapamayacağı yok. Devamlı bir adrenalin salgılanma hali evde. Belki de bu yüzden yorgunum. Evet, rahat hem de oldukça rahat bir anneyim. ‘Eyvah düşecek’ diye kendimi oradan oraya atmıyorum ama gözüm, aklım, ruhum hep onun üstünde. Başka bir şey düşünemiyorum onu sağlığı, iyiliği, mutluluğu dışında. Öğlen az yerse, akşam arayı ne ile kapatırım‘ı düşünüyorum tüm öğleden sonra.

Sonra yorgun düşüyorum. Koray’ın enerjisi karşısında kendimi güçsüz hissediyorum. Ona yetemediğimi düşünüyorum. Saatlerce oturup resim yapan, hamurla oynayan bir anne olabilecek miyim acaba? Benim sabrım yok ki o kadar. Koray’ın bu hareketliliği sıkıntıdan mı kaynaklanıyor? Bir şeylerle meşgul olsa daha mı sakinler? Yoksa bu modeller mi böyle? Son zamanlarda didişmelerimiz arttı. O kadar komiğiz ki. Bayılıyorum onunla didişmeye. Derdini anlatmak için öyle büyük bir çaba sarfediyor ki veya istediğini yaptırtmak için. Aslında çoğuna kızmıyorum ama kuralları öğrenmesi açısından karşısında duruyorum. Bu sefer de inatlaşmanı dozu git gide artıyor.

Bu akşam daha da fenası oldu. Koray bana inat yemek yemeği  reddetti. Tabağı savuruyordu ki son anda yakaladım. ‘Öyleyse doğru yatağa’ dedim. Hızlıca bir banyo-giyinme faslından sonra yatağa gittik. Yatırdım. Masal bile anlatmadım. O kadar kızmıştım. Gerçekten hem de. Sesimi yükseltmedim hiç. Ben bile şaşırdım kendime. Gerçi o beni oldukça iyi anlamıştı. O da sesini çıkarmadı. 10-15 dakika kendi kendine konuştu, döndü durdu ve uykuya daldı. Ben de tam bu arada gözüm açık rüyadaydım. Bir türlü çıkamadım rüyadan. Bir gemideydik ve gemi batıyordu. Koray uyuyordu. Zar zor ikimize birden can yeleğini giydirdim. Ağlayarak uyandı. Çok korkmuştu. Merak etme burdayım, diyordum ama gemi hızla su alıyordu. Bir an Koray’ı kaybeder gibi oldum, suyun içine battı ama yakaladım. Bir iple kendime bağladım. Sonra uyandım. Rüya olduğunu anlayınca oğlumun yanağına kocaman bir öpücük kondurdum.

Bu ne şimdi?!? Acaba aç diye mi böyle oldum? İçim hiç rahat değil. Bir iki saate guruldamaya başlamaz mı o mide? O aç yattı ya benim canım hiç yemek istemiyor. Annelik böyle bir şey değil mi?