Koray 3 yaşına gelmek üzere. Yarım gün okula gidiyor. Nispeten ortalık sakin, günlerimiz de oldukça keyifli. Küçük bir arkadaşım varmış gibi hissediyorum artık iyiden iyiye. Sohbet ediyoruz, şakalaşıyoruz. Espri bile yapıyor. Beraber kahve içmeye gidiyoruz, o portakal suyunu alıyor eline ben de kahvemi takılıyoruz yarım saat. Bebek değil artık, belli ediyor kendini. Neyi sevip neyi sevmediğinin farkında, biz de farkındayız ve ona göre davranıyoruz. Aşamadığım tek problem kesintisiz gece uykuları, onu da yine boşverdim. Gece yarısı kalkıp yanımıza gelmesine ses etmiyorum artık. Hayat kolaylaştı anlayacağınız. Ben rahatladım. Gün içinde kendime ayırabildiğim bir dolu zaman var çünkü.  Bunun en büyük sebebi ise evdeki yardımcımızın her şeye yardımcı olduğu gibi en çok Koray ile olan harika ilişkisi.

Gün geçtikçe daha çok birlikte vakit geçiriyorlar. Önceleri sadece parka gönderiyordum benim gidemediğim veya itiraf etmek gerekirse gitmek istemediğim zamanlarda. Sonra evde de oyunlar oynamaya başladılar. Bazen, bir bakıyorum Koray yemeği bile onun elinden yemek istiyor ki bunu memnuniyetle karşılıyorum, yemek yedirme konusunda sabırsız ve beceriksiz bir anne olarak. Geçen hafta iki üç saatliğine dışarı çıkmak zorunda kaldığımda ilk defa bu kadar süre birlikte yalnız bırakacaktım. Endişelendim, aklım kaldı ve işim biter bitmez de koşa koşa eve gittim. Koray bir güzel uyumuş ve de yemek yemişti. ¨Anne sen geldin mi?¨sorusuyla karşıladı beni ama suratında en ufak bir endişe, sıkıntı, merak ifadesi yoktu. Sevindim, çok hem de. Artık bacaklarıma yapışmıyordu ve daha derin nefes alabiliyordum bu yüzden. Yine de omuzlarım düştü, bi’an sadece ama ufacık bir an, sonra aklımı başıma topladım.

Geçen sabah evde yaşadığımız ufak bir kriz sonrasında da ağlayarak yardımcımızın adını sayıkladı. Ben, yaş 30, hafiften bir kıskanma ve otorite havasını hissettirmek için ¨anne benim, ben ne dersem o olur!¨ gibi saçma salak bir cümle kurdum. Kime neyi kanıtlıyordum ki?!?! Dün öğlen yine evde olamayacaktım. Tam da yemek yemesi ve uyuması gereken saat. Koray’a dedim ki ¨benim biraz işim var, sen evde kalır mısın?¨ dedim. Bekliyorum ki itiraz gelsin. Bir bana baktı, bir de yardımcımıza. Önce ¨ben de geleceğim¨ dedi, sonra da vazgeçti. ¨Güle güle anneeeee¨ diye bağırarak kapıyı kapadı. Ben bir bozul orada. Bildiğiniz mosmor oldum. Gitmesem mi acaba,  diye geçirdim içimden. Aklım kaldığından değil, sırf kıskandığımdan. Oğlumun benim dışımda bir başka kadına böyle ilgi, sevgi göstermesi fikrinden nefret ettim.

Öyle alışmışım ki bana olan muhtaçlığına ve bağımlılığına, bir anda başka birinin kollarında avunduğunu görmek bana fena koydu. Şimdi ben ona ne zaman kızsam, söylensem yardımcımızın adını haykırıyor. Ve bu her haykırış hiç bartmıyorum benim kalbimi dağlıyor. Normal miyim? Ben tüm bunları 3 yaşındaki oğlumla yaşarken ileride ‘kendine hakim olamayan kaynana’ haline dönüşmekten korktuğumu itiraf etmeliyim.

Rahatlamak istiyorum, kendimle kalmak istiyorum, Koray benden başkasıyla birkaç saat vakit geçirebilsin istiyorum, diye ağlanırken şimdi kaldım mı tam bi’başıma. Buyrun bakalım!

İmza: Ne istediğini bilmeyen psikopat anne