Mars’lı olduklarından mıdır, yediklerinden midir nedir dünyaya bakışları öyle farklı ki…

Dün akşam iki çocuğu olan bir baba ile sohbet ediyordum. Aralarında 5 yaş olan çocuklarına nasıl baktığından, onları nasıl sevdiğinden bahsediyordu. Meğer üç çocuk istiyormuş, oysa eşine kalsa tek çocukta kalırlarmış. Gerisini onun sözlerinden yazıyorum:

Karım aslında hiç çocuk istemiyormuş. Devamlı şikayet ediyor. Tamam, bebeklikleri falan zordu ama artık biri 6 yaşında diğeri 1.5 yaşında. Pek bir zorlukları kalmadı. Oğlanla arkadaş gibiyiz, kız beni görünce annesini bile istemiyor. Karım yoruluyor belki biraz ama ben de çok bakıyorum çocuklarıma. Bu kadar sorun edecek ne var ki? Akşam gidiyorum hiç problemli çocuklar değiller.

Ah be adam sen hangi kafadasın? demek geldi içimden. Haftanın 6 günü, sabah 9 – akşam 6 çalışan bir babadan bahsediyorum. Anne evde çocuklarla. ¨Çocuklarıma bakıyorum¨ dediği günde belki iki saat ve haftasonu bir gün. Akşamları eve gittiğinde kapı açılır açılmaz çocuklar boynuna sarılıyor, mutlu mutlu oynuyorlar. Adam anlayamıyor karısı neden şikayetçi. Zannediyor ki çocuklar gün boyu böyle.

 

Sevgili Babalar,

Karınızın her şeyden ve de özellikle çocuklardan şikayet etmek gibi bir hobisi yok. Çocuk sevmiyor gibi bir durum olduğunu da zannetmiyorum. Bir çocuğu yedirip içirip uyutmak oyalamak kolay mı zannediyorsunuz? İnsanın enerjisi yetmiyor bir zaman sonra. İki saat değil ama altı-yedi saatten bahsediyorum. 7×24 bir mesaiden bahsediyorum. O yüzden akşamları eve geldiğinizde kucağınıza atlayan melek(!) çocuklarınızın yaptığı küçük bir haşarılık size komik gelebilirken anne avaz avaz bağırabiliyor. Durum budur aslında. Gerçekleri bir de bu şekilde değerlendirin. ¨Bebekken zordu, büyüdüler artık dertleri bitti¨ gibi hayali bir ülkede yaşamayınız.

 

Neyse diyeceğim o dur ki bir hafta bıraksak çocukları şu babalara.