Alternatif Anne adlı e-dergi için yazdığım yazının tam metnini bloga koymamı isteyenler oldu. Arşiv yazıları arasında bir bütünlük var bu yazıdan da öğrenilecek bir sürü şey…

 

Türkçe’ye ‘Doğal Ebeveynlik’ olarak çevrilmiş. Açıkçası bana ikisi aynı anlamı işaret ediyormuş gibi gelmiyor ama alışılmış olanın üzerine bir çizgi çekecek halim de yok. Madem öyle, Neymiş bu Doğal Ebeveynlik?

Doğal olmayanı da mı var bunun? diye sorarlar önce.

Doğal olmaktan kasıt nedir? Siz ilk duyduğunuzda aklınızdan ne geçti?

Bilmeyenler, daha önce okumamış olanlar için en baştan anlatacağım. Attachment Parenting, Amerikalı ünlü pediatrist William Sears ve eşi Martha’nın ortaya attığı bir terim. Yani ebeveynlikte yeni bir yöntem değil. Yüzyıllardır var olan hatta tahminen ilk insanlara kadar uzanan kökleri olan bir ebeveynlik tarzı. Doğal Ebeveynlik yeniden tanımlanırken daha kolay anlaşılabilmesi açısından bir kaç prensip belirlenmiş:

* Hamilelik, doğum ve ebeveynliğe hazırlanmalısınız;

* Bebeği bolca sevgiyle ve ona saygı duyarak beslemelisiniz;

* Bebeğin ihtiyaçlarına hassasiyetle cevap vermelisiniz;

* Bebek dokunulmak, kucaklanmak ister;

* Hem fiziksel hem de psikolojik olarak güvenli bir uyku düzeni sağlamalısınız;

* Bebek bakımı tutarlı ve sevgi dolu olmalı;

* Pozitif disiplin uygulamalısınız;

* Hem kişisel hem de aile yaşantınızda bir denge kurmalısınız.

İşin gerçeği AP(Attachment Parenting) yani Doğal Ebeveynlik uyulması gereken katı kurallar bütünü veya bir disiplin tarzı değil. Hem bebeğinizin hem sizin hem de ailenizin karakterine en uygun düzeni sağlamanıza yardım edecek tekniklerdir. AP’ı savunan 10 ailenin 10’unun da düzeni ayrıdır. Yola çıktıkları nokta aynı olsa da yöntemler ailenin yapısına göre değişiklik gösterir ancak genel bir karakteri vardır bu ailelerin:

Bebek dikkatle izlenir. Önemli olan bebeğin ne istediğidir. Zaman veya mekanın önemi yoktur. Saat, takvim belirleyici rol oynamaz bebek bakımında.

Emzirmek, hayati meseledir. Bebeğin ilk ve temel gıdası olması dışında anne-bebek arasındaki bağın da gelişmesi ve daha sağlıklı ilişkilerin kurulması açısından da önem taşır. Uzun süreli emzirmek şart mı? Hayır. Doğal ebeveynlik katı kuralları olan bir akım değil. Burada önemli olan emzirmek. Ancak genelde 2 hatta 3 seneye uzanan emzirme dönemleri görülebiliyor. Bu tamamen kültür ve inaç meselesi. Bebeğini 1 sene emzirmiş bir anne yeterince doğal ebeveyn değil DEĞİL kısaca.

Ağlatmak ya da Cry-it-out denen kendi kendine susana kadar ağlamasına izin verme yöntemine genel olarak olumsuz bir bakış açısı vardır. AP savunucularına göre bebeğin ağlamaları kendini ifade etmelerinin tek yöntemidir ve buna kayıtsız kalınmamalıdır. Ağlıyorsa bir şey anlatmak istiyordur. Bir ihtiyacı olduğunu belirtmeye çalışan bebek dakikalarca, saatlerce ağlatıldığında kendini güvensiz hissedebilir. Korkar. Normal olanı, annesinin ona koşması ve derdini anlamaya çalışmasıdır. Yeni doğan için bu böyledir. Yeni doğan bir bebeğin ağlamalarına anından cevap verilmelidir. Fakat 1 yaşındaki hatta daha küçük, 8-9 aylık bir çocuğun ağlamalarının nedenini artık biliyor olmalısınız. Bazen bir derdi olduğu için değil, dikkat çekmek için de ağlıyor olabilir. Böyle durumlarda anında koşturmak yerine bir iki dakika(daha fazla değil) beklemek, çocuğun gerçekten ne istediğini anlamak için daha uygun bir yöntem olabilir. Hele hele 2 – 3 yaşında bir çocuğun bas bas böğürerek ağlaması bir şeye ihtiyacı olduğundan ziyade istediğini yaptırmak içindir. Bu durumda da tamamen kayıtsız kalınmayacak elbette ama hem ona hem de kendinize biraz zaman vereceksiniz. Dikkat dağıtacaksınız.

Birlikte uyumak, modern çağın unutturmaya çalıştığı veya şartlardan dolayı göz ardı edilen bir gerçek. Sıcacık, 3-4 odalı evlere geçmeden önce aileler nasıl uyuyordu dersiniz? Hep beraber tek bir odada. Hem ısınma hem güvenlik hem de kolaylık açısından yatak paylaşılırdı. Oysa şimdi mümkünse herkesin kendine ait bir yatağı, odası olmalı. Anne-baba beraber uyur; çocuklar ayrı ayrı. Bence doğal ebeveynlik denilince öne çıkan özellik de bu yatak paylaşımı. Aslında yatak paylaşmak ilişkinin doğal süreci olarak gelişiyor. Bebek doğuyor, iki saatte bir emiyor, kucağınızda sakinleşiyor, devamlı bakıma ve ilgiye muhtaç; siz de onu en yakınınızda istiyorsunuz. Kokusunu, nefesini hissetmek istiyorsunuz üstelik. Gün boyu yanınızdan ayırmadığınız bebeğiniz gece boyunca da yanınızda olsun istiyorsunuz. En doğrusu da bu. 9 ay boyunca yaşadığı; karanlık, sıcak, güvenli dünyasından bir anda çekip aldığınız bebeğinizin, yeni hayatına alışma döneminde rahat edeceği ortamı sağlamaktır bir annenin görevi. Fakat bu demek değildir ki illa anne ile bebeği aynı yatakta yatacak senelerce. Yine en başa dönüyorum, ailenin ihtiyaçlarına ve yapısına göre şekillenmeli uyku düzeni de. Bazı aileler aynı yatakta yatmayı tercih edebilir; bazıları annenin tarafına bir beşik  yerleştirir; bazıları yatağa bağlanan bebek yatağı kullanabilirler. Bazen de bebeğin odasında anne kendine bir yer bulur. Önemli olan çocuğa yakın olmak ve ihtiyaçlarına tam zamanında ve doğru şekilde cevap vermek. Açıkçası 3-4 yaşında bir çocuğun anne babasıyla hala aynı yatakta olması gerekir diye bir kural yok. Eğer siz, anne baba olarak bu durumdan artık şikayetçiyseniz, seks hayatınızın sekteye uğradığını düşünüyorsanız bunda hiç gariplik yok. Çocuğunuzun kendine ait bir odası olabiliyorsa yavaşça onu yönlendirebilirsiniz. Bu sizi kötü, bencil veya AP düşmanı yapmaz.

Bebek Taşıma, yatak paylaşımıyla birlikte doğal ebeveynliğin temel noktalarından biridir. Bebek dokunulmak ister, kucak ister, sıcaklık ister, yakınlık ister. Slingler en iyi çözümdür. Çocuk ilk aylar gün boyu annesine yapışık gezer. Anne bebeğine mümkün olduğunca yakındır ve onun isteklerini iyi anlar, ihtiyaçlarına anında cevap verir. Kalbinin üzerinde taşır bebeğini. Nefes alışları bile bir düzene girer anne ile çocuğunun.

Pozitif disiplin uygulanır. Çocuk eğitiminde katı kurallar, cezalara pek yer yoktur. Daha doğrusu çocuğun yaşına uygun beklentilerde bulunulması gerektiğini savunurlar. Yeni yeni yürümeye başlamış, elini attığı her şeyin yepyeni bir deneyim olduğu 1 yaşındaki bir çocuk sehpa üzerindeki bir bibloyu kırdığında asıl kızılması gereken o bibloyu oraya bırakandır. Çocuk ellememeyi öğrensin diye kırılacakları ortada bırakıp günde elli kere ‘hayır’ diye bağırmanın bir anlamı yoktur. 1 yaşındakinden bunu öğrenmesini bekleyemezsiniz. En iyisi kırılacakları çocuğun ulaşamayacağı yerlere kaldırmak. Gün gelecek evin kurallarını öğrenecek, önemli olan zamanı iyi ayarlamak. Okul çağına gelmiş bir çocuktan beklenmesi gereken davranışı 1-2 yaşındakinden beklememeyi öğrenmeliyiz.
Pozitif disiplinden kasıt aynı zamanda bol bol ödüllendirme(rüşvet değil), rol model olma ve yumuşak sayılabilecek cezaların (verilmiş olan ayrıcalıkların kaybı, oyun saati, parka gitmeme, hafta sonu izinlerinin kaldırılması vs) uygulanmasıdır. Önemli olan ilişkiye zarar vermeden, güven ve sevgi bağını koparmadan çocuğa hatasının veya yapmaması gereken davranışın bir karşılığı olduğunu öğretmektir.

Doğal anne demek illa bebeğini sling ile taşıyacak, emzirecek, onunla beraber uyuyacak demek değildir. Bunu iyi anlamalı ve anlatmalı. Her ne kadar çoğunda bu saydıklarım görülse de tek bir kural yok. Anne çocuğunun istek ve ihtiyaçlarını doğru anlayıp tam zamanında cevap veriyorsa bu yeterlidir. Anne, hem çocuğunu hem kendini hem de ailesini iyi tanımalı. Zaten önerilenler de bebeği daha iyi tanımamızı sağlayacak yöntemler. Yoksa herkesin ebeveynliği farklıdır, eşsizdir.

Jan Hunt, kaleme aldığı What is Attachment Parenting? / Doğal Ebeveynlik Nedir? adlı makalede  demiş ki “En basit anlamıyla AP, tüm kalbimizle bize doğru gelene inanmaktır. Ve eğer bunu yaparsak anlayacağız ki biz çocuğumuza güveniyoruz.“ Ben bu cümleden çocuğumuzla ilgili bir karar alırken bir disiplin yöntemi geliştirirken bunun gerçekten doğru olup olmadığına kalpten inanmalıyız. Dürüstçe kendimize sormalıyız: ‘Bu doğru olan mı?’ Cevap ‘evet’ ise fark edeceğiz ki aslında biz çocuğumuzdan aldığımız sinyallerle ilerliyoruz. Onun hislerine inanıyoruz ve buna göre bir yöntem geliştiriyoruz. Bizi yönlendiren aramızdaki bağ oluyor.

 

Tüm bu okuduklarımdan, Attachment Parenting International ile yazışmalarımdan ve kendi anneliğimden yola çıkarak diyebilirim ki aslında herkes doğal ebeveyn. Bebeğini tanımak için uğraşan, onun ihtiyaçlarının ne olduğunu anlamaya çalışan, mutlu, güvenli, huzur dolu bir aile yaşantısı olmasını isteyen her anne baba doğal ebeveyndir. Bunun için 3 sene emzirmek, 5 sene beraber yatmak, 10 yaşında dahi her dudak büküşünde ‘oğğğllluuum’ diye koşturmak gerekmiyor. Doğal ebeveynlik çocuğun ihtiyaçlarını ve çocukla olan ilişkiyi her zaman hayatta ilk sıraya koymak anlamına da gelmiyor. Sırası ve zamanını siz belirleyeceksiniz. Doğal anne olacağım diye kocasını ihmal eden kadın yarın arkasını döndüğünde paramparça bir evlilikle karşı karşıya kalabilir. Bence doğal ebeveynlik, denge kurmaktır.

Attachment Parenting International‘ın dediği gibi “AP is to raise children who will become adults with a highly developed capacity for empathy and connection.” :

Doğal ebeveynlik, empati ve yakınlık kurabilme yetenekleri gelişmiş yetişkinler olacak çocuklar yetiştirmektir.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

5 Comments

  1. Hımm buna niye hiç yorum gelmemiş acabaaaa ??????????????????????????
    Tamamen polemikten , gerginlikten uzak bir yazı stili olduğu için olabilir mi ?
    :) :)

    1. Söyleyecek, karşı çıkacak bir şey bulamadı sanırım kimse. Yazıyı okuyunca sitede ben bile ikna oldum :D

  2. vallahi bir cumlenizi okuyorum, tamam ayni frekanstayiz diyorum, hemen ardindan baska bir cumlenizi okuyorum, ayri dunyalarin insaniyiz diyorum,, ama her anne kendi cocugundan mesul tabii,, bir de huzurluysaniz cocuk yetistirmeyle ilgili aldiginiz kararlarda, tamam baskasina soz dusmez zaten,, ama vicdaniniz sizliyor, iciniz aciyorsa bazi seyleri yaparken -mesela aglatarak uyuturken- o zaman bu pek de dogal sayilmaz, kendi doganiza aykiri davraniyor olmasaydiniz icten ice uzulmezdiniz,, bebegi aglatmak, bebegin aglamasina duyarliliginizi yitirmeyi de beraberinde getiriyor, ayrica aglayip annesini cagiran bebek annenin gelmedigini gorunce terkedildigini dusunuyor ve anneye guvenini de yitiriyor, kendi iletisim araclarina da,, yani agliyorum ama kimse benimle ilgilenmiyor diyor,, bende bir sorun var diyor,, vesaire,, neredeyse sears’in konuyla ilgili her dusuncesini yazmak uzereyim buraya,,
    ama ozetle dogal ebeveynlik aslinda magara adaminin ebeveynligidir, tamamen icgudusel,, ya da ilkel kabilelerdeki ebeveynlige bakmak lazim, hicbir cocuk yetistirme ekolunun, bebek buyutme tekniklerinin ve egitimlerinin bilinmedigi yerler ,,

    1. Ben kendimi doğal ebeveynlik içinde değil de daha çok deneysel ebeveynlik içinde görüyorum. Daha önce de yazdığım gibi okuduklarım, gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarım ve hissettiklerimin ortaya çıkardığı bir yaklaşım benimki. Bana doğru gelmeyeni yapmıyorum zaten. Bu ‘Doğal Ebeveynlik’ yazısı da benim düşündüklerimi anlatmıyor. Attachment Parenting hareketinin makalelerinden ve onlarla yaptığım yazışmalar sonucu derlediğim bir tanıtım yazısı.
      Biz Türklerin doğal ebeveynliğin içini boşalttığını düşünüyorum. Zannediliyor ki doğal olunca disiplin, ‘hayır’, düzen yok. Tam tersine aslında var.

  3. ….bebekle uyunur, böylece zaten yeni doğum yapmış anne bebeği ezeceğim korkusuyla rahat uyuyamaz..baba ise ikidebir dibinde ağlayan bebekten ötürü ertesi günü uykusuz işe gider…
    ….bebek asla ağlatılmaz, böylece annenin dünyası bebeğin istekleri çevresinde dönmeye başlar.2-2,5 yaşına geldiğinde her ağladığında istediğini yaptırdığı için bebek anneye hayatı zindan eder….ama tabi bu doğal ebeveynlik, annenin rahatı, sağlığı, dinlenmesi önemli değil, önemli olan bebeğin kaprisleri.
    söylemeyi unutmuşsunuz ama değeri kendinden menkul ebeveynlik uzmanı Dr.Sears’a göre bebeğin en çok anneye ihtiyacı var o yüzden anne mümkünse tam gün çalışmaktan kaçınmalı. Kısaca diyor ki bebek bakımında kimseden yardım alma ve işi bırak.
    Adam diyor ki ilkel kabileleri örnek alıyoruz. Onların evinde 3-4 oda yoktu hep beraber uyurlardı eeee doğru ama onlarda çocukları bütün köy beraber büyütürdü. Yani çocuğun yetişmesinden sadece anne değil, baba dayı hala komşular da sorumluydu. Oysa bu değeri kendinden menkul Dr.Sears diyor ki “çocuğunuzun yetişmesinde her kararı kendiniz verin”. Ama takdire diyorum adam bu “attachment parenting” kitapları/ürünleri/seminerleri sayesinde para basıyor. İlk defa anne olan genç kadınlar sayesinde tabi ki. Evde kocanın sesi ne kadar az çıkıyorsa bu akıma kapılmaya kadın o kadar hevesli oluyor(eşim söyledi:))

Leave a Response