Anneler Günü geçti gitti yine. Çiçekçiler başta olmak üzere ev ve mutfak aletleri satan mağazalar iki günde iki aylık kazançlarını elde ettiler. Bir koca, bu özel(!) günde karısı için ille de para harcamak istiyorsa ‘daha çok ve daha verimli ev işi yapman dileğiyle’ mesajları veren hediyeler yerine, bir otel veya spor merkezinde masaj, sauna, cilt bakımı gibi rahatlatıcı ve yenileyici aktivitelerden ayarlamalı. Bak ondan sonra ev işleri nasıl oluyor!?!

Ben?

Benim kocam benim için daha da muhteşem bir şey yaptı: hafta sonu boyunca Koray’a baktı, ben gezdim.

Her hafta düzenli olarak bir tartışma vardır aramızda. Ben Koray’a kızarım(her hafta değil her gün elbette). Sarp da Koray’a kızdığım için bana kızar. ‘Biraz sakin ol, önce bir güzel güzel anlatmayı dene’ der. ‘Doğru ya benim aklıma gelmemişti, iyi ki söyledin’ diye söylenirim. Sonra da ‘sen kal Koray’la bütün bir gün, iş yapmayı da dene, ondan sonra konuşalım!’ derim. Sarp da ‘iyi o zaman sen de işe git, trafikte 2 saat kal, cahil bir sürü adama laf anlatmaya çalış’ diyerek benim çenemi kapatmaya çalışır. Her hafta mutlaka bir kere bu diyalog aramızda geçer. Sonuç: yok.

Cumartesi günü ne zamandır görmediğim çocuksuz, bekar, kariyer basamaklarında ilerleyen üniversite arkadaşlarımla program yapmıştım. Sabah, kahvaltıdan sonra Koray’ı hazırlarken Sarp ‘hadi sen git arkadaşlarına rahat rahat, ben Koray’a bakarım’ demez mi?!? Kulaklarıma inanamamıştım. Acaba problem olur mu diye düşünürken, Koray ‘anne sen arkadaşlara git’ diye kapıyı suratıma kapattı. Anladım ki baba-oğul iyi olacaklar. Ben arabaya atladığım gibi arkama bile bakmadan çıktım yola. Yine de içim el vermedi, aynı sitede oturan sık sık götüştüğümüz bir arkadaşımı aradım. Kızı 4 yaşında ama çok iyi anlaşıyorlar bizimkiyle. ‘Sarp ile Koray’ı bekliyoruz öyleyse bize’ dedi. Sarp’ı aradım, ‘size program yaptım, uykudan kalkınca gidersiniz’ dedim ve hemen kapadım telefonu ne olur ne olmaz. Vazgeçer, geri dön işim çıktı, falan der…

Günler sonra yüzünü gösteren güneşle, millet sabahtan kendini sokağa atmıştı resmen. Valla benim güneşim kocam olmuştu o gün. Şimdi diyebilirsiniz ‘çok mu bıktın oğlundan da ipini kopardın böylesine?!?’. Bıkmak? İnsan çocuğundan bıkabilir mi? Dile getirmesi bile korkunç ama yorulur. Anne olmaktan özellikle de tam zamanlı anne olmaktan, kendine vakit ayıramamaktan yorulur. İş yaptığı, çocuğunun peşinde koştuğu için değil kendi için bir şeyler yapmadığından yorulur. Ben de öyleydim işte.

Çocuksuz, bekar arkadaşlarımla kız kıza bir gün geçirdik. Her şeyden konuştuk. Siyaset, dedikodu, kariyer, evlilik, cinsellik, çocuk… güldüm, çok güldüm. Normalde çay içmeyen ben kızların şerefine çay bile içtim:) Yine de bir tuhaflık vardı. Devamlı sağı solu kontrol ediyordum. Bir türlü rahat oturamıyordum. Her şey olması gereken şekildeydi ama eksik vardı. Çantam da yanımdaydı, telefonum masanın üzerinde ama işte… oğlum yoktu.

O gün, yalnız olduğum o bütün bir gün boyunca bir şeylerin eksikliğini hissettim. Yolda giderken ‘hiç sesi çıkmıyor, uyudu heralde’ diye iki sefer arkadaki boş koltuğa baktım. O kadar alışmışım ki 7/24 birlikte olmaya, tek başıma kaldığımda kendimi çıplak hissettim. Günün sonuna doğru iyice gevşemiştim, mutluydum, kafam dağılmıştı. Eve döndüğümde yatmasına az bir vakit vardı. Beni gördüğünde 50 kere öptü, saçlarımı okşadı, ellerimi sevdi, ‘güzel anne’ dedi defalarca. İkimiz de mutluyduk. O babasıyla kesintisiz uzuuun bir gün geçirmişti, ben de arkadaşlarımla. Sarp yorgundu ama şikayetçi değildi, bir şey söylemedi. ‘Hiç üzmedi’ dedi ama sessizdi. Koray’ı uyuturken uyuya kaldı.

Sabah, baba-oğul kalktılar oyun oynadılar, kahvaltı hazırladılar. 8.30’da uyandığımda beni bekliyorlardı. (Evet, 8.30 benim için harika bir saat!)

Hepimiz için farklı bir hafta sonu oldu. Yepyeni tecrübeler edindik. Ben, oğlumun hayatımda ne denli büyük bir yeri olduğunu anladım; Koray, annesini çok özledi; Sarp da 2.5 yaşında yaramaz bir oğlana tek başına baktı. Ne o bana ‘çok kolaymış’ dedi, ne de ben ‘nassılmııış???’ diyerek sinirlendirme gayretine girdim.

Pazar günü akşam üstü ikisi birden ‘Anneler Günün Kutlu Olsun’ öpücüğü verdiklerinde gerçek mutluluğun bu olduğunu anladım = Bir Aile Olmak. Tek başına sadece ‘anne olmak’ hiç zevkli değil.