Anne olmak bir de budur işte…

Daha önce burun kıvırdığınız, eleştirdiğiniz ne varsa yapmak durumunda kalabilirsiniz. İstemeseniz de onaylamasanız da kendinizi tam içinde bulursunuz olayların. Meğer uyku için, akıl ve beden sağlığı için hatta bazen de ‘yeter ki sussun’ dediğiniz için ¨hayatta yapmam¨dediğiniz bir sürü şeyi yapıverir kaba tabiriyle ‘tükürdüğünüzü yalarsınız’.

Oturdum bir liste yaptım kendime daha önce ne iddialarda bulunmuşum diye:

– Herkes kendi yatağında uyumalı, ne öyle ana-babasıyla aynı yatakta uyuyor çocuklar…

– Kadın iki dakika arkadaşıyla konuşsun diye çocuğunun eline veriyor telefonu… cık cık cık ne kadar zor olabilir ki?!?

– Her yere öyle sepet gibi taşıyamam ben çocuğu.

– Ben evde oturup çocuk bakamam, dönerim işe.

– Çocuklarına bağıran annelere çok kızıyorum.

– Yolda sokakta çocuklarına çemkiren anneleri anlayamıyorum.

– Yeni anneler çok sabırsız.

– Ağlar ağlar susar… ne kadar kötü olabilir ki?!?

– Yemek yedirmeyi olay haline getirmemeli, koyarsın önüne yer. Yemiyor mu, bırak aç kalsın!

– Çevremdeki bütün anneler şikayet halindeler. Madem öyle, yapmayacaktın çocuk!

– Emzik – biberon çok gereksiz.

– 2 – 2.5 yaşında çocuklar yerlerde tepinmiyorlar mı? Anaları da tek laf etmiyor. Al götür çocuğunu, iki laf et.

– Anneler uykularından eksik kalmamak için bebekleriyle birlikte uyuyorlar. Birazcık uykusuz kalsan ne olur ki?

 

Valla dedim bunları…

Çocuktan önce, çocuk planlarken, hamileyken bile hatta ukala ukala geçirdim içimden. Ne kadar zor olabilirdi ki bir çocuk büyütmek? Her şey yazıyordu kitaplarda. Şöyle yaparsan şöyle olur, böyle yaparsan böyle olur. Neyi anlamaz ki insan?!?!?!

Çocuklu hayatta her an her şey olabiliyormuş meğer. Her çocuk kendi kitabını yazıyormuş.

Savaşta ve aşkta her şey mübahtır ya….

 

Çocuk deliksiz uyusun, güzel yemek yesin yeter ki… geri kalan her şey teferruat!