‘Bebeğini şöyle uyutmalısın, bu kadar emzirmelisin, yok ben daha doğal anneyim’ tartışmaları bir yana dursun, hayatımda duyduğum en acayip annelik yaklaşımını yazıyorum sizlere. İki gündür araştırıyorum. Böyle bir öğreti, yaklaşım, dini inanç… vs var mı? diye, ben bulamadım. Eğer sizin bilginiz varsa lütfen yazın.

Yaz sonunda Türkiye’de yaşayan Alman arkadaşlarımızın Almanya’daki düğününe gitmiştik. Yazısını da yazmıştım hatta. Düğün yemeğinde oturduğumuz masayı genç bir çiftle paylaşıyorduk. Kız 6 aylık hamile. Aksanlı ancak anlaşılır bir Türkçesi vardı. Kocası Bursalı. Düğün için bizim gibi kalkıp gelmişler. Müstakbel annenin adını bir türlü anlayamamıştım ben. Sormaya da utandım :) Kız gece boyu Koray’la ilgilendi. Kucakladı, öptü, yemek yedirmeme yardım etti. Sonra bana sorular sormaya başladı hamilelik ve yeni doğan bebeklik dönemiyle ilgili. Gecenin sonuna doğru kızın bir Türk değil, Hint-Alman karışımı olduğunu, evlenip de Türkiye’ye yerleştikten sonra Türkçeyi öğrendiğini öğrendim. İnanamamıştım çünkü aksanı bile çok kötü değildi. Yetenek işte. Neyse biz çok güzel bir gece geçirdik ve dönüite görüşmek üzere sözleştik.

Bir türlü buluşamadık ama haberleştik bu arada. En sonunda doğum haberi geldi. 3 kilonun üzerinde bir oğlu oldu melez güzeli annenin.  İşi bırakmış. Çocuğuna kendi bakacak. Annesi ve kız kardeşi Almanya’dan kalkıp gelmişler yardım için. Sıkı durun gerisi çok heyecanlı: bebeği anneden ve tabi kibabadan başka kimse kimse kimse tutamazmış. Yasak. Düşürürler korkusundan değil. Çocuğun elde ele dolaşması, annesi hariç birinin kucağında bulunması, onun fiziksel ve ruhsal gelişimi için zararlıymış. Durun daha bitmedi. Bebeğin altı açıldığında kimse bakamıyor. Sebep aynı. Emzirme işine hiç girmeyeceğim. Benim anladığım elinde olsa babaya da vermeyecek.

Ben bu duruma akıl sır erdiremedim. Aileden kaynaklanan bir şey mi? diye sordum arkadaşlarına. Hayır, dediler. Kızın kendi annesi ve kız kardeşi bile şaşkınlık ve hayal kırıklığı ile öylece dolanıyorlarmış evde. Normalde 3-4 ay kalmak için geldikleri halde 40 günün sonunda dönmüşler bebekle ilgili hiç bir iş yapamadıkları için. Lohusa Sendromu diye düşündük ilk başta ama geçmedi. Azalmadı. Ben de görmeye gitmedim çenemi tutamam diye. Çünkü çocuğun kişilik hakları, güven duygusu, disiplini gibi konular için önemliymişşşş. Bırakın bir Türk anneyi, benim Alman arkadaşlarım bile hayret ediyorlar.

Ben bekliyorum. Daha ne kadar devam edecek bu? Daha ne kadar yardım almadan sağlıklı, huzurlu, sakin bir anne olarak kalacak?

Bebeğin bol bol sevgiye kucaklanmaya ihtiyacı vardır. Elbette anne önceliklidir. Yine de anneanne, baba, teyze gibi yakın akrabaların bebekle ilgilenmeleri kadar doğal ve güzel bir şey olabilir mi? Üstelik yeni annenin de biraz olsun nefes alması, dinlenmesi gerekir. Yeni doğan bebeğin her önüne gelen tarafından kucaklanması, öpülmesine ben de razı değilim. Hele sigara içenlerin zehir dolu nefesleriyle minicik bebeklere yaklaşması tümden felaket. Ancak yeni annenin en büyük yardımcısı en yakınlarıdır. Bebeğin aile büyükleri tarafından kucaklanması ancak güven, sevgi ve huzur sağlar. Diğer türlüsü bana son derece yalnız, hüzünlü bir çocukluk gibi geliyor.