Yarın Anneler Günü. Zaten beni tanıyan bu tip özel(!) günler hakkında ne düşündüğümü bilir. Para harcansın, alışveriş yapılsın, markalar reklamlarını yapabilsin diye var bence. Yine de bu Anneler Günü bahanesiyle hediyeler almak, özel sofralara davet edilmek, özel ilgi ve sevgi gösterilerine maruz kalmak bir gelenek haline geldi. Kim istemez ki bunu? Bir şey diyeyim mi, biz anneler pahalı hediyeler, pırlantalar, parfümler hatta çiçek bile istemiyoruz.

Çocuklar küçük olduğunda hediye alma görevi kocalara kalıyor haliyle. O da karısını neyin mutlu edeceğini bulmak için kafa yoruyor. Oysa biz çoğu zaman ne istediğimizi açıkça belirtiyoruz ama nedense karşıya doğru sinyaller gitmiyor. Biraz da televizyonlarda, radyolarda, internette ve sokaklarda billboard’larda gözümüze sokulan reklamlara kanarak alışverişe çıkıyorlar. Komik, biz bunları istemiyoruz. Hele hele çamaşır makinesi, fırın, elektrikli süpürge hiç istemiyoruz.

Peki ya bir kutu çikolata, kırmızı güller, güzel ve anlamlı sözlerle dolu notlar??? Bunlar da kulağa harika geliyor ama işin aslı hepsi gereksiz! Küçük çocukları olan annelerin ihtiyacı olan nedir, bir düşünelim:

– Erken kalkıyoruz. Çok erken. Hatta bazen gece boyu uyumuyoruz ve çok yorgunuz.

– Evin içinde 5 dakikadan daha uzun bir süre yalnız kalma şansına sahip değiliz.

– Rahat rahat, sakin sakin, acele etmeden bir kolda bebek, kucakta çocuk olmadan yemek yemek çok zor.

– Tuvalete girerken kapıyı açık tutmamız bekleniyor. Hadi kapattık diyelim kitlemediysek içeriye dalan cücelere veya kitli kapının önünde ¨anneeaaa¨ diye böğürenlere maruz kalıyoruz.Özel hayat tuvalette bile yok yani!

– Evin, çocukların ve kocanın her türlü ihtiyacını yerine getirmeye çalışıyoruz.

– Mesai saatlerimiz belirsiz.

– Ve  tüm bunları her gün yapıyoruz.

– Biz aslında evimizin CEO’suyuz.*

 

Peki biz anneleri tüm bunlara karşılık hangi hediyeyi almak mutlu eder? Cevap veriyorum: Yukarıdakilerin hiçbirinin olmadığı, beklenmediği, istenmediği bir gün örneğin. Hem de masrafsız olur. Sabahın körü kalkan miniği(kaç taneyse artık) baba alsa, anneyi uyandırmadan usulca oyalasa, kahvaltısını yaptırsa, anne kendi isteğiyle yataktan kalkana kadar rahatsız edilmesini engellese, ayrıca tuvalet banyo gibi ihtiyaçları için anneye sınırsız özgürlük sağlansa ve annenin mutfağa girmesine gerek kalmasa… çok şey mi istiyoruz?

Yoksa tüm bunların yerine pahalı bir hediye almak daha mı kolay?

 

Anne olmak harika bir duygu. Tarifi imkansız bir sevgi, kalp çarpıntısı.

İsteyen herkesin de bunu yaşamasını dilerim.

 

 

* Bugün gerçekleştirilen Anneliğe Doğmak Sergisi ve STET Dernek etkinliğinde OndaSole Danışmanlık’tan aynı zamanda arkadaşım olan Sevgili Hanzade Acar’ın ¨Her anne kendi evinin CEO’sudur¨ söyleşisini dinledik. Detayları daha sonra yazacağım :)