Emzirme Haftası dolayısıyla bir iki kelime yazmak istedim.

Yeni doğanın ihtiyacı olan tek şey annesinin kucağı, sevgisi ve sütüdür. minicik yavru 9 ay sonunda dışradaki dünya ile temas ettiğinde şaşırır. Yalnızdır, fazla aydınlıktır üstelik karnı da acıkmıştır. Bildiği tek şey kokusundan ve belki sesinden tanıdığı annesidir. 9 ay boyunca aralarındaki kordon sayesinde beslenmişti. Şimdi yine ona ihtiyacı vardır.

Anne sütü özeldir. Her bebeğe özel olarak üretilir(!) Bir de narindir. Annenin moralinin iyi olması gerekir. Üzüntülere hiç gelemez, kesiliverir. O yüzden yeni doğum yapmış anne el üstünde tutulur. Ondan beklenen sadece emzirmek olmalıdır. Ben de anne sütünün mucizesine inanan ve anne sütü savunucularından biriyim. Çocuğu erken bebeklik aylarında gereksizce katı gıdaya alıştırma çabalarına veya memeler bozulacak diye emzirmeyen annelere oldum olası bozulmuşumdur. Niye ki? diye geçiririm içimden her sefer. Emzirmek daha kolay değil mi? İşin gerçeği emzirmek kolay değil hele ilk başlarda. İlk bebekse, ilk deneyimse daha zor olur genelde. Emmeyi bilmeyen bebek ile emzirmeyi bilmeyen annenin acıklı hikayesi vardır evlerde. Sonra herkes kendi görevine alışır zaten. İşler yoluna girer. Ama yine de kolay değildir. 2-3 saatte bir emzirmek, gaz çıkarmak ve bunu gece-gündüz yapmak eşittir uykusuzluk. Bir de o girer hayatımıza ama yılmayız.

Çoğu anne bayılır emzirmeye, büyük bir zevktir onlar için. Malesef ben onlardan biri olamadım. Bu itirafı da kendime bile çok sonra yapabildim. Sevmedim ben emzirmeyi. Hayal ettiğim gibi olmadı. Zannettim ki bebek ilk günden itibaren fışkıran(!) sütleri büyük bir açlıkla emecek. Tabi ki sütler ilk gün fışkırmadı. O kıvama gelene kadar birkaç gün geçti. Aç ve beceriksiz yavru da gelmeye çalışan sütleri alacağım diye yara yaptı mı göğüs uçlarını. Ağlamaklı olduğumu hatırlıyorum. Benim emzirme deneyimim böyle başlamayacaktı,  böyle düşünmemiştim. Meğer genelde olan buymuş da ben bilmiyormuşum. Uykusuzluğun daha doğrusu 2-3 satte bir uyandırılmanın ne acı bir şey olabileceğini bilmediğim gibi emzirmenin de kolay olmadığını alışmak için acılı-ağrılı bir süreç olabileceğinin farkına varmamışım.

Geçti elbette. Acılar, ağrılar, sızılar geçti ama benim emzirmeye olan soğukluğum geçmedi. Sevemedim. Ama emzirdim. Kendimle en çok bu yüzden gurur duyarım. Bir an bile aklımdan geçmedi emzirmemek. Sütü sağarak vermek de bir fikir olabilirdi ama bu sefer de Koray’a haksızlık olacaktı. Ten temasına ikimizin de ihtiyacı vardı. Belki de benim daha fazlaydı :) Uzun süre bende bir problem olabileceğini düşündüm. Bir anne, bebeğini emzirmeyi nasıl sevmez ki?!? Anladım ki yalnız değilim. Azınlığım ama tek değilim. Yani siz de aynı durumdaysanız, panik yok. Yeter ki emzirmekten vazgeçmeyin.

Anne sütü sadece besin değildir. Bebeğin hayat kaynağı. İlacı, yemeği, suyu, her şeyidir. Mucizedir. Üstelik her anne kendi bebeğine özel sunuyor bu mucize formülü. O yüzden hiçbir şey yerini tutamıyor. O yüzden göğüsleri bozulacak diye emzirmeyenleri anlayamıyorum. Bir annenin çocuğuna verebileceği en önemli şey sütüdür. Bir sürü araştırma var. Büyük büyük ifadelerle anne sütünün bilimsel olarak ne kadar özel olduğunu anlatan. Öyle ki anne sütü alan çocukların almayanlara göre daha zeki olduğunu ileri sürüyorlar. Belki doğrudur belki değildir. Bu değil ama işin gerçeği. Bir annenin sütü varsa, geliyorsa, bebeğine yetecek kadar, onun günlük besin ihtiyaçlarını karşılayacak kadarsa emzirmelidir. Ne ek gıda, ne mama ne de başka bir şey vermelidir. Yapacağı tek şey bol bol su içmek ve sık sık emzirmektir. Emzirdikçe süt gelir ve bir annenin sütünün olmaması veya yetmemesi yaygın bir durum değildir.

Bu mucize illa emzirerek mi oluyor? Sütü sağıp versek?

Bence olur. Neden olmasın. Anne sütü değil mi esas verilmesi gereken. Sütü sağmak daha pratik, daha az yorucuysa anne için sağıp versin. Yeter ki versin diye düşünüyorum ben. Gerçi ben o sağma işinden daha da çok nefret ettim ya… Madalyonun bir de diğer yüzü var. İş, sadece süt ile beslemek değil ki. Annesi ile 9 ay  boyunca bir bütün olarak yaşayan bebeğin o sıcacık yuvayı terk etmeye hiç niyeti yoktur. Kucağa ihtiyacı vardır. Emzirmekten daha iyi bir fırsat bulunamaz heralde. Hoş, biberonla da kucakta olmuyor mu? Emziremeyip de sağarak süt vermeyi de tercih edebilirsiniz. Ya da çalışıyor olduğunuz için buna mecbur kalabilirsiniz. Sonuçta bebek anne sütü alıyor mu? Alıyor.

Bu arada, kimseye karışılmaması gerektiğini de düşünüyorum. Herkesin anneliği farklıdır. Hayata bakış açısı, beklentileri ayrıdır. O yüzden kimsenin de bunu sorgulamaya hakkı yoktur. Ancak anne sütünden bebek mahrum bırakılmamalıdır. Ben yaptım diye demiyorum ama ben bile bu işten bu kadar zevk almadığım halde sırf bebeğim için emzirdiysem, sütü olan herkes de emzirebilir. İlk günden korkup sıkılıp vazgeçip formül mamalara dönmek bebeğe haksızlık gibi geliyor bana.

Peki ya gerçekten ama gerçekten sütüm olmasaydı, erken doğum yapmış olsaydım da süt gelmeseydi veya istenmeyen bir şekilde aniden kesilseydi ne yapardım? Bilmiyorum.