Dün benim için bir dönüm noktasıydı. Her açıdan hem de.

Koray okula başladı.

Ben ilk kez Koray’ı evde bir yabancıyla yalnız bıraktım. Yabancı dediğim evdeki yardımcımızla. Biliyorsunuz benim Koray’ı bakıcıya bırakamama problemim vardı. Çalışmadığım için çocuğu tanımadığın birine emanet etme seviyesini bir türlü atlayamamıştım. Dün en sonunda ‘tamam’ dedim. 3 saatten bir şey olmaz. ¨Ben gidiyorum¨ dedim ve arkama bakmadan çıktım. Koray’ın da öyle üzgün bir hali yoktu. Ne ağlama ne de sızlanma. El salladı ve kapıyı kapadı. Arabaya doğru yürürken acaba arkamdan seslenecek mi diye baktım, yok. Cama mı çıktı acaba, yok. İyi o zaman. Sanırım ben daha bağımlı olmuşum ona. Hem ‘rahat bir anneyim’ diyorum hem de bırakamıyorum. Acaba bu ikilemleri kaç kere daha yaşayacağım hayatta?!?

Evden uzaklaştım, şehre indim. Arkadaşlarımla buluşacağım yere gittim. Kız kızaydık. Çocuksuzduk. Konuş konuş bitmiyor, zaman yetmiyor. Ben eve ‘gelirim’ dediğim saatte bile hala kalkamamıştım. Evi aradım ‘problem yok, yemek yedi ama uyutamadım sadece’  bilgisini aldım. ¨Boşver o ne isterse onu yap¨ dedim. Bir oh! çektim içimden ve bir Türk kahvesi daha ıslamarladım kendime. Aklım daha az evde olarak hararetli sohbete kaldığım yerden devam ettim.

İki saat diye çıkmıştım ama dört saat sonra döndüm. Ev yıkılmamıştı, dünya hala dönüyordu, ben hala nefes alabiliyordum. Koray ise bahçede çiçekleri suluyordu ¨aa annem geldi¨ dedi. Öptüm öptüm kokladım. Yapmam gereken bir sürü iş, aramam gereken de insanlar vardı ama boşverdim. Zaten bir iki saat sonra uyuyacaktı, bari oyun oynayalım istedim. Kaliteli zaman geçirmenin ne olduğunu anladım. Bütün bir günü sinir harbi içinde geçirmek mi, üç saat sakin ve mutlu şekilde oyun oynamak mı?

Cevabı biliyorum. Kendim içn ayırdığım o üç dört saat benim ciğerlerimin daha çok hava almasını, dolayısıyla beynime daha fazla oksijen gitmesini sağladı. Annemle telefonla konuşurken ¨sesin bile farklı¨ geliyor dedi. Akşam babamız geldiğinde Koray’a kızacak olduğunda ¨kızma uykusu çok var o yüzden böyle¨dedim. Normalde Sarp’tan önce atlar duruma el koyardım. Dedim ya beynime oksijen gitti diye. Resmi daha büyük görmeye başladım. Yine de daha önce yapamazmışım. Biliyorum. Doğru zaman şimdiymiş.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

7 Comments

  1. Sizi o kadar iyi Anlıyorum ki.Bende 11 aylık bir kız çocuk sahibi çalışan bir anneyim.Onun yanında olamadığım için kendi kendini yiyen biriyim.Normalde çalışmadığım ve evde olman gereken zamanlarda başka şeylerle ilgilenmek zorunda kaldığımda hiç zevk almıyorum.Şimdi kızımla olmam lazım düşüncesi beni yiyip bitiriyor.

  2. Müthişsin İrem, yazın beni coşturdu.. Bunca sıkıntı arasında iki ay içinde nasıl başlayacağım işe, Kuzu’yu nasıl bırakacağım, ne hissedeceğime bir nebze yanıt oldu. Sevgiler…

    1. Çocuğu birine emanet edip gitmek çok zor ama çalışmak anneye de iyi geliyor :)
      Umarım her şey yolunda gider.
      Sevgiler.

Leave a Response