Babble.com‘un kurucuları Rufus Griscom ve Alisa Volkman çiftinden ebeveynlik tabuları hakkında harika bir konuşma var yukarıdaki videoda. Aslında anlattıkları benim burada madde madde yazdığım daha sonra da diğer annelerin teker teker içini döktüğü Annelik İtiraflarından farklı değil.

Bazı konular dile getirilemiyor. Toplum aklınızdan geçen her fikrin yüksek sesle söylenmesinden hoşlanmıyor. O kadar ilginç ki, videoda anlatılanlara göre insanlar ebeveynlikle ilgili konuşmak sekse göre daha fazla tabu barındırıyormuş. Örneğin bebeğinizi doğurdunuz. Kucağınıza verdiler. Bakıyorsunuz, sadece bakıyorsunuz. Başka bir şey hissedemiyorsunuz. Şaşkınlık, mutluluk, rahatlama, endişe ile sarmalanırsınız sonra. Ama kutsal bir aşk başlamaz hemen. Oysa çoğu yerde ‘bebeğime ilk bakışta aşık oldum’ lafını duyarız.

Veya düşük konusu. Düşük yaptığını itiraf etmek de çok zordur. O günleri tekrar tekrar sözcüklere dökerken derinden bir sızı hissedersiniz. Hem de her seferinde. Bir de karşı tarafın acımaya yakın surat ifadesi ile daha da çileden çıkarsınız. Bazen empati yeteneğinden yoksun insanlar daha da üzerinize gelir ve nedenlerini sormaya başlar? En iyisi hiç sözünü etmemek diye düşünürsünüz.

Yalnızlık. Çocuklu hayat her ne kadar yoğun, yorucu bazen de kaotik bir yaşam demek olsa da işin gerçeği ise yalnızlık hissidir. Anne belki de baba kendini dış dünyadan dışlanmış gibi hisseder. Çocuklarının çevresinde şekillenen yepyeni bir düzen vardır artık. Hani yabancı ve büyük bir şehirde, kalabalığın ortasında yalnız kalırsınız ya, işte bu da ona benzer. Ve bunu kimseye itiraf etmek istemezsiniz.

Eski hayata özlem duyarsınız ama bunun hakkında konuşmak istemezsiniz. Standartlarınız düşer. Alışkanlıklarınızı değiştirmek zorunda kalırsınız. Bir süre sonra bu durumdan dolayı kendinizi mutsuz da hissedersiniz. Sıkılırsınız hatta. Fakat bir ebeveynin bir başkasına tüm bunlardan bahsetmesi çok sık olan bir şey değildir. Yakın çevreniz, dertlerinizi paylaştığınız bir kaç kişi bilir gerçekten neler olduğunu. Çünkü çıkıp da bir aile büyüğüne veya yeni tanıdığınız birine ‘çocuksuz hayatımı çok özlüyorum’ diyemezsiniz.

Aslında işin gerçeği, bu konuları kendinize bile itiraf etmek istemezsiniz. Düşüncesi bile korkutucu gelir. Sağlıklı bir bebeğiniz var ve siz bu durumdan şikayet eden bencil, beceriksiz, tatminsiz bir ebeveyn olarak görünmek istemezsiniz.

Çünkü çocuk sahibi olmak; dergilerde, reklamlarda gördüğümüz  mutlu, koşturan aile görüntülerinden oldukça uzaktadır çoğu zaman. Bebekler ağlar, öyle saatlerce uyumazlar ve devamlı kucak isterler. Seks hayatınız bir noktada bitmek üzeredir. Karı-koca hemen her gün bir şekilde birbirine girer. Konu önemli değildir. Anne çoğunlukla yorgundur ve baba olacak şahıs ne derse batar. Hafta sonu ailecek dışarı çıkıp güzel bir gün geçirmek isterseniz. Evden çıkmak 1 satten fazla sürer, karı-koca yine savaş baltalarını çıkarır, çocuk sıkılmıştır ve ağlamaya bile başlar. Arabaya bindiğinizde herkes mutsuzdur.

Videoyu ben daha önce seyretmiştim ama nasıl bahsedeceğime karar veremediğimden taslaklara kaydetmiştim. Bu sabah Bigumigu’da tekrar görünce aklıma geldi. Annelik İtirafları ortaya çıkınca daha da bir anlam kazandı. Videoda gösterilen tabloların birinde Rufus ve Alisa’nın çocuklarına karşı olan sevgilerinin gelişimini gösteren istatistikler var.

 

Anne, babaya göre çok daha yüksek, olabilecek en yüksek seviyeden bir yoğunlukla başlıyor ilişkiye ve artarak devam ediyor bu. Baba, doğal olarak, daha aşağıda çokça sevgiyle başlıyor. Daha sonra yavaş yavaş düşen bir çizgi oluyor . Çünkü bebek, babayla ilişki içinde olmuyor bu dönemde. Emekleme, katı gıda gibi bebeğin sosyalleşmeye başladığı andan itibaren ise baba devreye giriyor, annenin bebeğine duyduğu sevgiyi aşmaya yakın bir duruma geliyor.

Düşününce bizim evdeki ilişkinin aynısı olduğunu fark ettim. Elbette şimdi sorsam Sarp’a ‘olur mu canım, oğluma olan sevgim katlandı’ der ama ben kendini işe yaramaz hissettiği dönemleri biliyorum.

Sonuç olarak, çocuk sahibi olmayı planlayan veya bir kaç ay içinde kucaklarına bebeklerini alacak müstakbel anne babaya bu işin ne kadar zor olduğunu söylemek istemezsiniz. Tam tersine yalan söylersiniz. ‘Acayip bir şey, muhteşem bir duygu. Keşke daha önce yapsaymışız’ dersiniz. Bir yandan da çocuksuz hayatınıı düşünür iç geçirirsiniz. Eee ne yapacağız? Paylaşacağız. Anlatacağız ki dertlerimiz azalsın. Tün bunları sadece sizin yaşamadığınızı anlayınca eskisi gibi üzülmüyor, isyan etmiyorsunuz çünkü. Tabulardan kurtulup kabul edeceğiz. Çocuk sahibi olmak  zordur, yorucudur, yoğundur ama gittikçe artan bir sevgi demektir.