Anneler hep kötü olan mıdır?

Sıkıcı, kuralları koyan, kuralları uygulatmaya çalışan, sebze yediren, uyku saatini haber veren, tam saatinde uyutmak isteyen, ortalığı toplayan, ortalığı toplatan… hep ne yapılması gerektiğini söyleyen midir anne?

Peki ya babalar?

Benim çevremde gördüğüm yeni babaların çoğu kural koyan veya kuralı koyana yardımcı olmaya çalışan değil; tam tersine kuralı gevşetmeye çalışan genelde. Baba figüri, eğlenceli kişilik olarak yer alıyor evde. Bu harika bir şey. Çocuklarıyla vakit geçiren, onlarla arkadaş olan, çocukların bakımına nispeten(!) yardımcı babaların varlığı anne için de önemli.

Fakat bu kuvvetler ayrılığı çocuğun gözünde anneyi kötü babayı da daima iyi yapıyor. En azından bizim evde. Elbette anne vazgeçilmez olan, ‘ben seni istemiyorum’ dediği anda bile en çok sevdiği ama işte, baba ayrı bir yerde oğlanın gözünde. Kızmayan, sesi çok nadir yükselen, ¨aman canım bu akşam da geç yatsın rahat bırak¨ diyen, her istenileni yerine getirmeye çalışan müthiş bir varlık. Ben de bu figüri tercih ederim işin doğrusu. Ancak tüm bunlardan yoruldum.

Her ne kadar yardımcı bir eş, ilgili bir baba da olsa evdeki erkek. Genel özelliklerinin getirdiği bir takım farklılıklar var. Sevgiliyken, çocuksuz çiftken bunlar çok göze batmıyordu oysa. Ne zamanki bir somun ekmek büyüklüğünde sevimli bir yaratık katıldı aramıza işte o an dengeler değişti. Kadın anne olmuştur artık. Üstün(!) bir varlık. Her işin üstesinden tek başına gelebilen, uykuya ihtiyacı olmayan, bir hafta yemek yemese de yaşayabilen, ağzı yok-dili var şikayet etmeyen, hep güler yüzlü… hep hep…

Abartıyorum belki ama bazen bu konuma sokulduğumuzu hissediyorum. Neden mi?

Çünkü;

Çağırılınca ‘kahve içiyorum’ diyen baba problem olmuyor da; ‘izin ver kahvaltımı edeyim’ diyen anne herkesin gözünde kötü oluyor.

Pazar günü çocukla geçirilen iki saatin sonunda ¨Kahve içemeyecek miyim, bilgisayarıma bakamayacak mıyım?¨ diyebilen sadece BABA oluyor.

Uykusuzluktan şikayet ettiğinde ¨doğurdun bakacaksın sık dişini¨ sözlerine maruz kalabiliyor anne. Oysa çocuğun gece boyu ağlamalarını hayal meyal duyan baba ertesi sabah per perişan oluyor, ¨çok uykusuzum, çok sık uyandım¨ diyebiliyor.

Hem kendisinin hem de bebeğinin deliksiz uyumasını istediği için hatalı(!) olabiliyor anne. Çünkü neydi? Anne uyumak zorunda değil, hiç ihtiyacı yok. Zombi gibi gezebilir günlerce.

Arkadaşlarıyla buluşmak, çocuksuz birkaç saat geçirmeyi arzu etmek fena şeyler bir anne için.

Baba, oğluyla iki saat vakit geçirmek yerine spora gitmeyi tercih edebilir ama anne istese olay olur, oğlunu ilk fırsatta satıp(!) kendini sokağa atan kadın durumuna gelir.

 

Evet biraz dramatize ediyorum ama bugün böyleyim.

Bugün 8 Mart Kadınlar Günü, şikayet etme günüm :)