Cuma’dan itibaren bloglarda yoğun bir Aletha Solter seminer notları bombardımanına tutulmuş durumdayız. Buna çok seviniyorum çünkü Aletha ile Cuma günkü HürriyetAile‘nin gerçekleştirdiği tanışma toplantısında geçirdiğim 2 saat bana yetmedi. Seminerlere de gidemediğim için notlarını kendilerine saklamayıp paylaşanlara buradan teşekkür ediyorum.

Ben Cuma günü aldığım notları derleyip toparladım. Sonra o azıcık bilgiler sayesinde Koray’a nasıl davrandığımı fark edip hatalarımı telafi etmeye başladım bile. Çocuğuma kulak verdim, onu anlamaya çalıştım kısaca.

Peki kimdir Aletha Solter?

Aletha Solter ve bizi onunla tanıştıran Sevgili Nilüfer Devecigil

Bundan 35 sene önce ilk çocuğunu doğurduğunda konuyla ilgili hiçbir şey bilmediğini fark etmiş bir anne. 48 saatlik zor bir doğumun arkasından kucağında çok ama çok ağlayan bir bebekle kalakalmış ve ağlamnın aslında bebekler için tahmin ettiğimizden çok daha önemli olduğunu fark etmiş ve Bilinçli Bebek adlı ilk kitabını yazmış. Sadece bebekler mi ağlar? Elbette değil. Ağlamanın her yaştan insan için iyileştirici etkilerinden bahsediyor Aletha.

Türkçe’ye ‘Doğal Ebeveynlik’ olarak tercüme dilen Attachment Parenting savunucusu bir psikolog olan Aletha her zaman aşırı uçlardan kaçmış. Yani çocuğu tek başına bir odada bırakarak ağlatmaya inanmadığı gibi bebek her ağladığında ağzına meme dayamayı da önermiyor. Hem çocuk hem de anne için daha kolay bir yol olduğunu düşünüyor.

Biraz da kendi geliştirdiği Aware Parenting modelinden bahsedeceğim:

1) Doğal ebeveynlik. Anne-çocuk bağının kuvvetli olması çok önemli. Bebeği sling ile taşımak, beraber uyumak, emzirmek, bebek her ağladığında yanında olmak ve mümkünse en azından ilk 1 sene bebekten ayrılmamak gerekiyor.

2) Ödül Yok Ceza Yok.

3) Stress ve travmanın iyileştirilmesi ve önlenmesi. Aletha, davranışsal ve duygusal problemlerin en büyük nedeninin stres olduğunu düşünüyor. Stresin dışa vurumu ise öfke nöbetleri, ağlamak, gülmek, titremek olabiliyor.

Ağlamak iyileştirir

Bebeğin anne kucağında ağlamasına izin verilmeli. Ağlamayı durdurmayın. Yanında olun, kucağınıza alın, elini tutun ama susturmaya çalışmayın. Ağlayarak rahatlamasına fırsat tanıyın. Büyük çocukların öfke nöbetlerine tahammül etmek zordur. Susturmaya çalışılır genellikle. Yapmayın. Bu öfke nöbetleri çocukların sağlıklı kalmasını sağlıyormuş.

Ağlamanın iki çeşidi var:
1) İletişim için ağlama
2) Stresten kurtulmak için ağlama

Bebeklerin ve çocukların ağlamalarının sebebi ne olursa olsun mutlaka ilgi gösterilmelidir. Eğer bir çocuk ağlıyorsa ilgiye ihtiyacı var demektir. Kucağa almak değil burada bahsedilen. Onun yanında olmalı ve duygularını göstermesine yardımcı olmalıyız. Özellikle öfkeli olduklarında sevildiklerini bilmeye ihtiyaç duyuyorlarmış.

Aletha diyor ki:

Bir başka çocukla kavga eden, şiddet gösteren çocukların ağlamaya ihtiyaçları vardır aslında. Bu çocukların sevgiyle sarılıp ağlamasına izin verilmeli. Böyle yaparak onu kollarınız arasında tutarak diğer çocuklara daha fazla şiddet göstermesini engellemiş oluyorsunuz. Çocuğunuz kucağınızdan gitmek istediğinde ona daha sıkı sarılıp ¨seni bırakamam, başkasına vurmana izin veremem¨ diyorsunuz.

Çocuğun her zaman güvende olduğuna ve onu dinlediğinizi bilmesi gerekiyor.

Önce güven ve bağlılık ardından kocaman bir kucaklama gelir. Çok ceza veren bir anne hatasını fark edip devamlı sarılmaya başlarsa da çocuk için bir soru işareti anlamına gelir ve beklenen tepkiyi vermez. Yapılacak ilk şey onun güvenini kazanmak. Onu dinlediğinizi, anlamaya çalıştığınızı bilmeli. Zaten yaramazlığın nedenleri ilgi çekme ihtiyacı, bilgi eksikliği ve strestir. Çocuklarınızı bu şekilde yetiştirdiğinizde ergenlik dönemlerinde de problem yaşamazsınız. Çocuk, annesi ile her şeyi konuşabileceğini, onunla birlikte ağlayabileceğini bilmeli.

Çocukların ileriki yaşlarda doğru kararları verebilmeleri için bilgiye, ilgiye, sevgiye ihtiyaçları vardır. Böylece büyüdüklerinde yaşamak için çalışmak zorunda olacaklarını bilecekler, hayatın kötülüklerini öğrenecekler. Bunları anlamalarını sağlamak için ceza vermeye gerek yok. Eğer bir problem varsa yapılacak şey basit: konuşmak yani duygularını ifade etmesine izin vermek.

Kısaca ben anladım ki çocukla olan iletişimde güven esas. Annesiyle her şeyi konuşabileceğini bilmeli. Sorun ne olursa olsun, kendisine kızılacağını bilse bile ebeveynleriyle konuşabileceğini, onu dinleyeceklerine inanmalı. Duygularının göz ardı edilmeyeceği bir ortamda büyüdüğüne emin olmalı. Zaten tüm bunlar varsa çocuğa bir şey yaptırmak için ona ödül vermeye veya yanlış bir durumu ortadan kaldırmak için cezaya baş vurmaya gerek kalmayacak. Çocuğumuza kulak vermeliyiz.

Tüm bu bilgilerin ışığında zaten Koray’a olan sabırsız davranışlarımdan dolayı kendimden iyice sıkıldığım son günlerde işleri yavaşlatmaya karar verdim. Ne yaparsa yapsın sesimi yükseltmemeye, serin kanlı olmaya çalışacaktım. Ona daha çok soru sorup işlerin neden ters gittiğini, neden yaramazlık yaptığını anlamaya çalışacaktım. Ben bunları yaparken aynen Aletha’nın dediği gibi Koray önce inanmadı. Beni sorguladı, ben sakin kaldıkça o daha çok üstüme geldi, daha çok bağırdı, normalde benim ¨yapma artık¨ diye bağırmam gerekirken onu sakince bekliyor olmama ise çok şaşırdı. Hoş, ben de şaşırdım ya kendime. Ve en sonunda:

Pazar sabahı, dışarı çıkılacak. Altına bir şort geçirmiş. Oysa o kirliydi ve ben kenara ayırmıştım. ¨Onu giyemezsin, kirli.¨ dedim. ¨Hayır, giyicem¨ diye bağırmaya başladı. ¨Koray delirtme beni¨ dedim ve o an, en başa dönmekte olduğumu anladım. Kendime kızdım. Elimde, giymesini istediğim şortla ağlamaya başlayan oğlumun karşısında mahçup bekliyorum. Gittim oturdum yanına. Biraz göz yaşı dökmesini bekledim. Bana döndü ¨ama ben cebi olan şort giymek istiyordum, o yüzden bunu giydim¨ dedi. Öyle perişan oldum ki. Onu daha önce dinlemediğim için, aklından geçenleri ifade etmesine izin vermediğim için mahvoldum. Sorun çözüldü. İki gündür hepimiz daha sakiniz. Arada beni bunalttığı oluyor, o zamanlar da tavana bakıyorum kızgınlığımın geçmesi için. Doğru kelimeleri bulmak için kendimi zorluyorum. Örneğin, olumsuz ifadeler kullanmamaya çalışıyorum. ¨O bıçakla elini kesersin¨ demek yerine ¨bıçağı dikkatli kullan¨ diyorum ya da ¨kedilere, köpeklere kötü davranmıyoruz¨ demiyorum da ¨kedilere, köpeklere iyi davranıyoruz. Onları seviyoruz¨ diyorum.

Elimde Aletha Solter imzalı ‘Çocuğunuza Kulak Verin’ kitabı ile her geçen saat farkındalığım artıyor. Aletha Solter’ın Türkçe’ye çevrilmiş kitaplarına buradan ulaşabilirsiniz.

Aletha Solter kitap

Bu arada Aletha’nın seminerlerine gidenlerin notlarını da büyük bir açlıkla okuyorum. Hem de tekrar tekrar. Size de öneririm. Sevgili arkadaşım Ayça Oğuş’unkileri buradan ve buradan, Acemi Anne Esra Sert’inkileri de buradan okuyabilirsiniz. Ayrıca bizi Aletha ile buluşturan Nilüfer Devecigil ceza ve ödül sisteminin olmadığı disiplini şurada çok güzel anlatmış.

Önümüzde uzun bir yol var ben elimden geldiğince iyi bir anne olmaya çalışacağım. Oğlum, ihtiyacı olduğunda her an anne-babasını yanında bulacağını bilerek büyüyecek.

 

Not: Paylaşacağınız notlarınız varsa yorum kısmına linklerinizi koyarsanız çok sevinirim :) 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

13 Comments

  1. aynen bende oğlullarima davranişlarimdan sıkıldığım bugünlerde yaziniz ilaç gibi geldi tesekkür ederim irem hnm

  2. ben de onun bilinçli bebek adlı kitabını okuyorum bu aralar.. harika bir kitap, herkese tavsiye ederim.

  3. Gozlerim dolu dolu .. Once kendi aglamalarima izin vermeliyim dedim hep bu hafta ve bu hafta bu orneklerle ne cok agladim simdi de cepli sort ornegiyle:)

  4. konuşmadan önceki dönemde ne yapmak gerekiyor acaba? o zaman zaten herşeye ağlıyor, “derdim var” demenin başka yolu yok.. allahım ne kadar zor büyüyor insan yavrusu…

Leave a Response